<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[|.::: Mnazim.Com :::.| - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.mnazim.com/</link>
		<description><![CDATA[|.::: Mnazim.Com :::.| - http://www.mnazim.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 13:10:57 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[İçimizden bazıları : D]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=711</link>
			<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 14:20:14 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=711</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #800080;">Sevgili Mnazim üyeleri kafam fena halde karışmış durum da <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel19.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel19" title="Panel19" /><br />
<br />
<br />
 Tebdili mekanda hayır vardır derler büyüklerimiz  , şimdiye kadar bedensel değişiklik olarak algıladığımız bu cümle ruhumuz içinde geçerlimidir ki <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel13.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel13" title="Panel13" /> <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel16.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel16" title="Panel16" /> İddaa sahibinden açıklama bekliyoruz <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel1.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel1" title="Panel1" /> Edebali misafirlik bitmedi mi hala iki cümle kur arkadaşım yaa <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel12.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel12" title="Panel12" /></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #800080;">Sevgili Mnazim üyeleri kafam fena halde karışmış durum da <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel19.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel19" title="Panel19" /><br />
<br />
<br />
 Tebdili mekanda hayır vardır derler büyüklerimiz  , şimdiye kadar bedensel değişiklik olarak algıladığımız bu cümle ruhumuz içinde geçerlimidir ki <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel13.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel13" title="Panel13" /> <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel16.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel16" title="Panel16" /> İddaa sahibinden açıklama bekliyoruz <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel1.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel1" title="Panel1" /> Edebali misafirlik bitmedi mi hala iki cümle kur arkadaşım yaa <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel12.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel12" title="Panel12" /></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Meşhur Tokat Yazmaları]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=710</link>
			<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 21:26:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=710</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #0000CD;">Evliya Çelebi, Tokat Yazması için "Beyaz pembe bezi Diyar-ı Lahor da bile yapılmaz" demiş. <br />
<br />
Tokat'a özgü el baskısı Tokat Yazmasının nasıl yapıldığına dair hazırlanmış güzel bir programın kayıtlarını paylaşmak istiyorum. <br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel18.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel18" title="Panel18" /> <span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;</span></span><br />
<br />
Tokat'ta yazmacılığın bin yıldan fazla geçmişi var. Yazmacılığın yapıldığı tarihi hanlar, avlularındaki havuzlar ve üst katlardan bu havuzlara uzanan cerekleriyle tam bir renk cümbüşüymüş eskiden.<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel18.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel18" title="Panel18" /> <span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;</span></span><br />
<br />
Bu hanlardan duyulan sesler tülbentler üzerine hızlı bir şekilde inip kalkan ağaç kalıp sesleriymiş.<br />
Karakalem, elvan ve batik usulüyle yapılan kalıp yazmacılık bugün nadir olarak devam ediyor. <br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel18.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel18" title="Panel18" /> <span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;</span></span><br />
<br />
Fırçayla renklendirilen kumaşlar önce boya kazanında kaynatılıyor.<br />
Ardından büyük havuzlarda soğuk sularda durulanıyor.<br />
<br />
<span style="font-style: italic;">Yapım: Ayşe Öksüz Kanal B Turkiye<br />
Kamera: Namık Uğur<br />
Kurgu: Burak Özgen<br />
Ustalar: Hüseyin Er / Hüseyin Şaşmaz<br />
Tokat - Turkiye<br />
2.Nisan.2006 </span><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #0000CD;">Evliya Çelebi, Tokat Yazması için "Beyaz pembe bezi Diyar-ı Lahor da bile yapılmaz" demiş. <br />
<br />
Tokat'a özgü el baskısı Tokat Yazmasının nasıl yapıldığına dair hazırlanmış güzel bir programın kayıtlarını paylaşmak istiyorum. <br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel18.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel18" title="Panel18" /> <span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]</span></span><br />
<br />
Tokat'ta yazmacılığın bin yıldan fazla geçmişi var. Yazmacılığın yapıldığı tarihi hanlar, avlularındaki havuzlar ve üst katlardan bu havuzlara uzanan cerekleriyle tam bir renk cümbüşüymüş eskiden.<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel18.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel18" title="Panel18" /> <span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]</span></span><br />
<br />
Bu hanlardan duyulan sesler tülbentler üzerine hızlı bir şekilde inip kalkan ağaç kalıp sesleriymiş.<br />
Karakalem, elvan ve batik usulüyle yapılan kalıp yazmacılık bugün nadir olarak devam ediyor. <br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel18.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel18" title="Panel18" /> <span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]</span></span><br />
<br />
Fırçayla renklendirilen kumaşlar önce boya kazanında kaynatılıyor.<br />
Ardından büyük havuzlarda soğuk sularda durulanıyor.<br />
<br />
<span style="font-style: italic;">Yapım: Ayşe Öksüz Kanal B Turkiye<br />
Kamera: Namık Uğur<br />
Kurgu: Burak Özgen<br />
Ustalar: Hüseyin Er / Hüseyin Şaşmaz<br />
Tokat - Turkiye<br />
2.Nisan.2006 </span><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[CEN.NET CAFE]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=709</link>
			<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 12:36:41 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=709</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">İmam Abdullah hoca , resmi işlerini yaptırmak için bir kuruma gider. <br />
<br />
Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. <br />
<br />
Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesuphânallah' lar, estağfurullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de peş peşe: <br />
<br />
CEN.NET CAFE<br />
<br />
Cafeyi işleten delikanlıya:<br />
- Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?<br />
- Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim. <br />
<br />
Abdullah hoca başlar beklemeye. <br />
<br />
Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline.<br />
'Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır.'diye geçirir içinden. <br />
<br />
Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur. <br />
<br />
Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. <br />
<br />
Bir 'fesuphanallah' Bir 'fesuphânallah' daha çeker ve:<br />
-'Ahir zaman fitneleri işte canım', der kendi kendine <br />
<br />
Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur. En azından bu da bir hürmet ifadesidir. 'Aferin' derken içinden, hayıflanır, istemeden:<br />
- 'Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.' <br />
<br />
Boşa hayıflanmanın, ah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbıhal etmeye karar verir: <br />
<br />
- Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?<br />
<br />
- Buyurun amca, ne soracaktınız? <br />
<br />
- Sen Allah'ı bilir misin? <br />
<br />
Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir 'fesuphanallah' daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır. <br />
<br />
Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak: <br />
<br />
- Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca? <br />
<br />
Hayretle sormaktan alamaz kendisini hoca:<br />
- Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun Allah'ı, bana bir anlatır mısın? <br />
<br />
Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir: <br />
<br />
- Bu bilgisayar ile biliyorum amca. <br />
<br />
- Bunlarla mı? Pek anlayamadım. <br />
<br />
- Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah'ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.<br />
Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:<br />
'Bu alet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.'<br />
Darwin bile 'çüş lan deve' der. <br />
<br />
Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir: <br />
<br />
- Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım? <br />
<br />
- Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur;<br />
Yani bir anlamda da farz-i mahal buranın tanrısı benim.<br />
Bazen oy un oynayıp, internet'i kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor. Hemen yakalıyorum onları. 'Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle? Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz? 'Paramız yok abi! ' derlerse; 'Yok öyle yağma!' deyip cezalandırıyorum. Internet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum. <br />
<br />
Bir saat oyunun, internet'in bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana?<br />
Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı?<br />
Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi? <br />
<br />
- Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki Allah'ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin? <br />
<br />
- Ben Allah'ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca. <br />
<br />
- Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti: <br />
<br />
- Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır. Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır. <br />
<br />
Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu.<br />
Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama muhabbete devam etmek istedi. <br />
<br />
- Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun? <br />
<br />
- Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum. <br />
<br />
- Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım. <br />
<br />
- Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca: 'Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O'na ve sevdiklerine yer vermeliyim, O'nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım.'<br />
'İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O'nu söylemeli, O'nu anlatmalıyım.' 'Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu O'nun yolunda eskitmeliyim.' Benim bildiğim bundan ibaret. <br />
<br />
- Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki! <br />
<br />
- Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama, 'bal demekle ağız tatlanmıyor ki!' Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey. Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir anti-virüs programı bulmam lazım belki de.. <br />
<br />
- Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: NAMAZ <br />
<br />
- Eveeet amca, NAMAZ anti-virüs programlarından birisidir. Hayat sistemine kurup, günde beş kere da bağlanırız Böylece sürekli güncellenir.<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">İmam Abdullah hoca , resmi işlerini yaptırmak için bir kuruma gider. <br />
<br />
Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. <br />
<br />
Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesuphânallah' lar, estağfurullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de peş peşe: <br />
<br />
CEN.NET CAFE<br />
<br />
Cafeyi işleten delikanlıya:<br />
- Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?<br />
- Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim. <br />
<br />
Abdullah hoca başlar beklemeye. <br />
<br />
Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline.<br />
'Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır.'diye geçirir içinden. <br />
<br />
Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur. <br />
<br />
Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. <br />
<br />
Bir 'fesuphanallah' Bir 'fesuphânallah' daha çeker ve:<br />
-'Ahir zaman fitneleri işte canım', der kendi kendine <br />
<br />
Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur. En azından bu da bir hürmet ifadesidir. 'Aferin' derken içinden, hayıflanır, istemeden:<br />
- 'Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.' <br />
<br />
Boşa hayıflanmanın, ah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbıhal etmeye karar verir: <br />
<br />
- Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?<br />
<br />
- Buyurun amca, ne soracaktınız? <br />
<br />
- Sen Allah'ı bilir misin? <br />
<br />
Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir 'fesuphanallah' daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır. <br />
<br />
Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak: <br />
<br />
- Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca? <br />
<br />
Hayretle sormaktan alamaz kendisini hoca:<br />
- Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun Allah'ı, bana bir anlatır mısın? <br />
<br />
Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir: <br />
<br />
- Bu bilgisayar ile biliyorum amca. <br />
<br />
- Bunlarla mı? Pek anlayamadım. <br />
<br />
- Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah'ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.<br />
Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:<br />
'Bu alet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.'<br />
Darwin bile 'çüş lan deve' der. <br />
<br />
Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir: <br />
<br />
- Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım? <br />
<br />
- Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur;<br />
Yani bir anlamda da farz-i mahal buranın tanrısı benim.<br />
Bazen oy un oynayıp, internet'i kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor. Hemen yakalıyorum onları. 'Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle? Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz? 'Paramız yok abi! ' derlerse; 'Yok öyle yağma!' deyip cezalandırıyorum. Internet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum. <br />
<br />
Bir saat oyunun, internet'in bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana?<br />
Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı?<br />
Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi? <br />
<br />
- Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki Allah'ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin? <br />
<br />
- Ben Allah'ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca. <br />
<br />
- Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti: <br />
<br />
- Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır. Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır. <br />
<br />
Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu.<br />
Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama muhabbete devam etmek istedi. <br />
<br />
- Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun? <br />
<br />
- Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum. <br />
<br />
- Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım. <br />
<br />
- Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca: 'Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O'na ve sevdiklerine yer vermeliyim, O'nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım.'<br />
'İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O'nu söylemeli, O'nu anlatmalıyım.' 'Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu O'nun yolunda eskitmeliyim.' Benim bildiğim bundan ibaret. <br />
<br />
- Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki! <br />
<br />
- Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama, 'bal demekle ağız tatlanmıyor ki!' Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey. Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir anti-virüs programı bulmam lazım belki de.. <br />
<br />
- Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: NAMAZ <br />
<br />
- Eveeet amca, NAMAZ anti-virüs programlarından birisidir. Hayat sistemine kurup, günde beş kere da bağlanırız Böylece sürekli güncellenir.<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[28 Şubat Bin Yıl Süremez]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=708</link>
			<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 00:12:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=708</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #0000CD;">28 şubat bin yıl süremez diyenlerdenseniz bir  imzanızla yerinizi alabilirsiniz. </span><br />
<br />
<div style="text-align: center;">
<span style="font-size: large;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;</span></div>
<br />
<div style="text-align: center;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;</div>
<span style="color: #FF0000;"><br />
13 yıl gitti, geriye 987 yıl kaldı...</span><br />
<br />
987 yıl boyunca bu ayrımcılığın sona ermesini ve adaletin sağlanmasını beklemek yerine, adalet talebimizi bugün, şimdi, burada, ertelemeden ve başka herhangi bir sorunun çözülmesine tahvil etmeden dile getiriyoruz. 28 Şubat’ın en koyu tortusu, halen başlarını örtmeyi seçen kadınların üzerindedir. Bu karabasana dönen tortunun 1000 yıl sürmemesi için, başörtüsüyle ilgili bütün yasaklar kaldırılmalıdır.<br />
<br />
Aşağıda imzası bulunan kurum ve kişiler olarak bizler darbeler tarihi ile yüzleşme inisiyatifinin toplumun çeşitli kesimleri tarafından ortaya konduğu ve darbe planlayanların yargılandığı bu süreçte 28 Şubat’ın temel taşı olan bu vahim yasağın ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz. Bizler “bu ülkede kadınların kıyafetleri yüzünden aşağılanmasını, haklarının gasp edilmesini, tacize uğramalarını istemiyoruz” diyen herkesi bu vahim yasağa karşı sesini yükseltmeye ve ‘ama’sız bir mücadeleye çağırıyoruz. Hükümeti de bu vahim yasağı hayatın her alanından kaldırması için derhal göreve davet ediyoruz. Zira yarın “denedik ama olmadı” sözünün mağdurlar indinde hiçbir değeri olmayacaktır.<br />
<br />
Başörtülü kadınların sabırla yaşayacağı 987 yılı daha yok!<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #0000CD;">28 şubat bin yıl süremez diyenlerdenseniz bir  imzanızla yerinizi alabilirsiniz. </span><br />
<br />
<div style="text-align: center;">
<span style="font-size: large;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]</span></div>
<br />
<div style="text-align: center;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]</div>
<span style="color: #FF0000;"><br />
13 yıl gitti, geriye 987 yıl kaldı...</span><br />
<br />
987 yıl boyunca bu ayrımcılığın sona ermesini ve adaletin sağlanmasını beklemek yerine, adalet talebimizi bugün, şimdi, burada, ertelemeden ve başka herhangi bir sorunun çözülmesine tahvil etmeden dile getiriyoruz. 28 Şubat’ın en koyu tortusu, halen başlarını örtmeyi seçen kadınların üzerindedir. Bu karabasana dönen tortunun 1000 yıl sürmemesi için, başörtüsüyle ilgili bütün yasaklar kaldırılmalıdır.<br />
<br />
Aşağıda imzası bulunan kurum ve kişiler olarak bizler darbeler tarihi ile yüzleşme inisiyatifinin toplumun çeşitli kesimleri tarafından ortaya konduğu ve darbe planlayanların yargılandığı bu süreçte 28 Şubat’ın temel taşı olan bu vahim yasağın ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz. Bizler “bu ülkede kadınların kıyafetleri yüzünden aşağılanmasını, haklarının gasp edilmesini, tacize uğramalarını istemiyoruz” diyen herkesi bu vahim yasağa karşı sesini yükseltmeye ve ‘ama’sız bir mücadeleye çağırıyoruz. Hükümeti de bu vahim yasağı hayatın her alanından kaldırması için derhal göreve davet ediyoruz. Zira yarın “denedik ama olmadı” sözünün mağdurlar indinde hiçbir değeri olmayacaktır.<br />
<br />
Başörtülü kadınların sabırla yaşayacağı 987 yılı daha yok!<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[slm]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=707</link>
			<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 11:08:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=707</guid>
			<description><![CDATA[slm<br />
iyi çalışmalar bende tokat ilındeelbaskı yazmacılık(ağaçbaskı)üreticisiyim açmis olduğunuz elsanatları fuarlarına katılmak istiyorum tabi uygun görürseniz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[slm<br />
iyi çalışmalar bende tokat ilındeelbaskı yazmacılık(ağaçbaskı)üreticisiyim açmis olduğunuz elsanatları fuarlarına katılmak istiyorum tabi uygun görürseniz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Duvar Yazısı]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=706</link>
			<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 23:56:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=706</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #006400;"><span style="font-weight: bold;">İlk yazıyı karşı duvardan çaldım, çok hoşuma gitti, sırf bu yüzden konu bile açtım  <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel2.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel2" title="Panel2" />)) <br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel18.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel18" title="Panel18" /> -&gt; Genelkurmay: "Taraf Gazetesini Kurum İçi İletişim Organı Olarak Kullanmak Gündemimizde"... </span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #006400;"><span style="font-weight: bold;">İlk yazıyı karşı duvardan çaldım, çok hoşuma gitti, sırf bu yüzden konu bile açtım  <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel2.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel2" title="Panel2" />)) <br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel18.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel18" title="Panel18" /> -&gt; Genelkurmay: "Taraf Gazetesini Kurum İçi İletişim Organı Olarak Kullanmak Gündemimizde"... </span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Falcı...]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=705</link>
			<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 16:25:09 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=705</guid>
			<description><![CDATA[<img class="postimage" src="http://img.blogcu.com/uploads/ehlinsan_aysel.jpg" border="0" alt="[Resim: ehlinsan_aysel.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img class="postimage" src="http://img.blogcu.com/uploads/ehlinsan_aysel.jpg" border="0" alt="[Resim: ehlinsan_aysel.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hocanın Vaazı]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=704</link>
			<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 16:19:32 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=704</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;">HOCA'NIN VAAZI<br />
<br />
 <br />
<br />
Hoca vaaz vermek istediği salona girmiş. Salon,ön sırada oturan seyis dışında boşmuş.Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca sonunda seyise sormuş: <br />
<br />
"Buradaki tek kişi sensin.Sana göre konuşmalı mı,yoksa konuşmamalı mıyım?" <br />
<br />
Seyis cevap vermiş:"Hoca ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam.Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim." <br />
<br />
Bu sözlere hak veren hoca duaya başlamış.İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, duadan sonra kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş: <br />
<br />
"Vaazımı nasıl buldun?" <br />
<br />
Seyis cevap vermiş:"Sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım."</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;">HOCA'NIN VAAZI<br />
<br />
 <br />
<br />
Hoca vaaz vermek istediği salona girmiş. Salon,ön sırada oturan seyis dışında boşmuş.Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca sonunda seyise sormuş: <br />
<br />
"Buradaki tek kişi sensin.Sana göre konuşmalı mı,yoksa konuşmamalı mıyım?" <br />
<br />
Seyis cevap vermiş:"Hoca ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam.Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim." <br />
<br />
Bu sözlere hak veren hoca duaya başlamış.İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, duadan sonra kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş: <br />
<br />
"Vaazımı nasıl buldun?" <br />
<br />
Seyis cevap vermiş:"Sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım."</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Faturaya Nasıl İtiraz Edilir?]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=703</link>
			<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 07:50:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=703</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #696969;"><span style="font-weight: bold;">Faturaya nasıl itiraz edilir? <br />
 <br />
<br />
Prensip olarak fatura, bir malın satıldığı ya da hizmetin ifa edildiği anda düzenlenir. Ancak bu durum zorlayıcı bir kural değil. Vergi Usul Kanunu’nda, fatura düzenlemesi yönünden, “asgari bir süre” yer almakta olup, faturanın, malın teslimi ya da hizmetin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içerisinde düzenlenmesi gerekir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar, hiç düzenlenmemiş sayılıyor.<br />
İtiraz süresi 8 gün<br />
<br />
<br />
Faturaya itiraz konusunda, Vergi Usul Kanunu’nda herhangi bir hüküm yer almıyor. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa, münderecatını kabul etmiş sayılır” şeklindeki hükümden, faturaya, alındığı tarihten itibaren 8 gün içinde itiraz etme hakkının bulunduğu sonucuna varılıyor. Faturaya itiraz, genellikle, faturada yazılı olan satılan malın ya da yapılan hizmetin tutarına yönelik oluyor. Ayrıca; faturada yazılı malın hiç teslim edilmemesi ya da eksik teslim edilmesi veya faturada yazılı mal ile teslim edilen malın farklı olması faturaya itirazın başlıca nedenleri olabilir. Bunun yanı sıra, malın tutarının ya da yapılan hizmetin bedelinin yüksek gösterilmesi de, faturaya itirazı gerektiren diğer nedenler.<br />
<br />
<br />
Türk Ticaret Kanunu’nda, “Faturanın düzenlendiği tarihten itibaren” değil, “Faturanın alındığı tarihten itibaren” 8 gün içinde itiraz edilmesinden söz edildiğinden, 8 günlük sürenin hesaplanmasında, faturanın düzenlendiği tarih önemli değil. Kanun koyucunun, faturanın düzenlendiği değil de, alındığı tarihi, “itirazın başlangıç tarihi” olarak belirlemesinin nedeni, geriye doğru 8 günden önceki tarihin yazılması ya da faturanın 8 gün bekletildikten sonra gönderilerek, itiraz hakkının engellenmesine yönelik eylemleri önlemek olduğu anlaşılıyor.<br />
<br />
<br />
Faturayı alan müşteri veya iş yaptıran kimse, kanuni süresi içerisinde, faturaya karşı itiraz hakkını kullanmışsa, faturayı düzenleyen kimse, bu belgenin doğruluğunu ispat etmekle mükelleftir. Faturaya karşı alıcının sekiz günlük itiraz süresinin başlayabilmesi için, faturanın satıcı tarafından alıcıya “tebliğ” edilmiş olması şarttır. Faturaya süresi içerisinde itiraz etmeyenler, faturanın içeriğini kabul etmiş sayılırlar.<br />
İtiraz yazılı şekle tâbi<br />
<br />
<br />
FATURAYA itirazın ne şekilde yapılacağına dair herhangi bir açıklık olmamakla birlikte, itirazın noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü bir mektupla ya da telgrafla yapılmasında fayda var. Faturaya karşı yapılan itiraz, hem bir “ihbar” ve “kanuni karine”yi bertaraf (ıskat) anlamı taşıdığı için, yazılı olmalı. Ayrıca, fatura içeriğinde yazılı bulunan miktar bakımından da yine tebliğ ve itirazın yazılı olması ve muhatabın eline geçebilecek bir tarzda gönderilmeli. Faturaya karşı ileri sürülen itirazın, yapılmış olması tek başına yeterli değil. Bunun için faturanın, onu düzenleyen tarafın eline de geçmesi gerekir. Faturaya itiraz olayında, “faturanın içeriğine itiraz” ile faturanın verilmesine neden olan “işi ve hizmetin yapıldığının kabulü” olayı birbirinden tamamen ayrı ve farklı şeyler. <br />
<br />
<br />
Sonuç olarak faturanın içeriğine, yapılan itirazın satıcı tarafından kabul edilip gereği yerine getirilirse sorun yok. Aksi halde çözüm için yargıya gitmekten başka bir yol görünmüyor. <br />
<br />
ARİF ŞİMŞEK <br />
<br />
Tercuman<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #696969;"><span style="font-weight: bold;">Faturaya nasıl itiraz edilir? <br />
 <br />
<br />
Prensip olarak fatura, bir malın satıldığı ya da hizmetin ifa edildiği anda düzenlenir. Ancak bu durum zorlayıcı bir kural değil. Vergi Usul Kanunu’nda, fatura düzenlemesi yönünden, “asgari bir süre” yer almakta olup, faturanın, malın teslimi ya da hizmetin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içerisinde düzenlenmesi gerekir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar, hiç düzenlenmemiş sayılıyor.<br />
İtiraz süresi 8 gün<br />
<br />
<br />
Faturaya itiraz konusunda, Vergi Usul Kanunu’nda herhangi bir hüküm yer almıyor. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa, münderecatını kabul etmiş sayılır” şeklindeki hükümden, faturaya, alındığı tarihten itibaren 8 gün içinde itiraz etme hakkının bulunduğu sonucuna varılıyor. Faturaya itiraz, genellikle, faturada yazılı olan satılan malın ya da yapılan hizmetin tutarına yönelik oluyor. Ayrıca; faturada yazılı malın hiç teslim edilmemesi ya da eksik teslim edilmesi veya faturada yazılı mal ile teslim edilen malın farklı olması faturaya itirazın başlıca nedenleri olabilir. Bunun yanı sıra, malın tutarının ya da yapılan hizmetin bedelinin yüksek gösterilmesi de, faturaya itirazı gerektiren diğer nedenler.<br />
<br />
<br />
Türk Ticaret Kanunu’nda, “Faturanın düzenlendiği tarihten itibaren” değil, “Faturanın alındığı tarihten itibaren” 8 gün içinde itiraz edilmesinden söz edildiğinden, 8 günlük sürenin hesaplanmasında, faturanın düzenlendiği tarih önemli değil. Kanun koyucunun, faturanın düzenlendiği değil de, alındığı tarihi, “itirazın başlangıç tarihi” olarak belirlemesinin nedeni, geriye doğru 8 günden önceki tarihin yazılması ya da faturanın 8 gün bekletildikten sonra gönderilerek, itiraz hakkının engellenmesine yönelik eylemleri önlemek olduğu anlaşılıyor.<br />
<br />
<br />
Faturayı alan müşteri veya iş yaptıran kimse, kanuni süresi içerisinde, faturaya karşı itiraz hakkını kullanmışsa, faturayı düzenleyen kimse, bu belgenin doğruluğunu ispat etmekle mükelleftir. Faturaya karşı alıcının sekiz günlük itiraz süresinin başlayabilmesi için, faturanın satıcı tarafından alıcıya “tebliğ” edilmiş olması şarttır. Faturaya süresi içerisinde itiraz etmeyenler, faturanın içeriğini kabul etmiş sayılırlar.<br />
İtiraz yazılı şekle tâbi<br />
<br />
<br />
FATURAYA itirazın ne şekilde yapılacağına dair herhangi bir açıklık olmamakla birlikte, itirazın noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü bir mektupla ya da telgrafla yapılmasında fayda var. Faturaya karşı yapılan itiraz, hem bir “ihbar” ve “kanuni karine”yi bertaraf (ıskat) anlamı taşıdığı için, yazılı olmalı. Ayrıca, fatura içeriğinde yazılı bulunan miktar bakımından da yine tebliğ ve itirazın yazılı olması ve muhatabın eline geçebilecek bir tarzda gönderilmeli. Faturaya karşı ileri sürülen itirazın, yapılmış olması tek başına yeterli değil. Bunun için faturanın, onu düzenleyen tarafın eline de geçmesi gerekir. Faturaya itiraz olayında, “faturanın içeriğine itiraz” ile faturanın verilmesine neden olan “işi ve hizmetin yapıldığının kabulü” olayı birbirinden tamamen ayrı ve farklı şeyler. <br />
<br />
<br />
Sonuç olarak faturanın içeriğine, yapılan itirazın satıcı tarafından kabul edilip gereği yerine getirilirse sorun yok. Aksi halde çözüm için yargıya gitmekten başka bir yol görünmüyor. <br />
<br />
ARİF ŞİMŞEK <br />
<br />
Tercuman<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KEDİYİ KAÇIRMAYIN‏ : D]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=702</link>
			<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 15:40:58 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=702</guid>
			<description><![CDATA[[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #800080;">Amaç, resimde görüldüğü gibi kedinin etrafını koyu yeşil toplarla çevirip kaçmasını önlemek. <br />
Bunu yapabilmek için de açık yeşillere tıklayınca koyu yeşile dönüşüyor…  <br />
Resme tiklayip baslayiniz. Oyun bitince sol alttaki 'Reset'i tıklayın tekrar başlayın. <br />
Eğlenceli ama sanıldığı gibi hiç de kolay bir oyun değil...</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #800080;">Amaç, resimde görüldüğü gibi kedinin etrafını koyu yeşil toplarla çevirip kaçmasını önlemek. <br />
Bunu yapabilmek için de açık yeşillere tıklayınca koyu yeşile dönüşüyor…  <br />
Resme tiklayip baslayiniz. Oyun bitince sol alttaki 'Reset'i tıklayın tekrar başlayın. <br />
Eğlenceli ama sanıldığı gibi hiç de kolay bir oyun değil...</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Deneme bir ki]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=701</link>
			<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 21:31:06 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=701</guid>
			<description><![CDATA[<img class="postimage" src="http://img705.imageshack.us/img705/1909/grnt038n.jpg" border="0" alt="[Resim: grnt038n.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://img705.imageshack.us/img705/3779/grnt044c.jpg" border="0" alt="[Resim: grnt044c.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
Balıklı Gölden bir iki kare]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img class="postimage" src="http://img705.imageshack.us/img705/1909/grnt038n.jpg" border="0" alt="[Resim: grnt038n.jpg]" /><br />
<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://img705.imageshack.us/img705/3779/grnt044c.jpg" border="0" alt="[Resim: grnt044c.jpg]" /><br />
<br />
<br />
Balıklı Gölden bir iki kare]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[aşkımın tarifi]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=700</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 20:56:41 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=700</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF1493;"><span style="font-size: medium;">işteee sizee günün anlam ve önemine binaen değerli bi konu <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /> <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /> <br />
<br />
tatatatammm <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel11.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel11" title="Panel11" /> <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel11.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel11" title="Panel11" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93; </span>veeeee  aşkın tarifini bulacaksiniz   </span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF1493;"><span style="font-size: medium;">işteee sizee günün anlam ve önemine binaen değerli bi konu <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /> <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /> <br />
<br />
tatatatammm <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel11.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel11" title="Panel11" /> <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel11.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel11" title="Panel11" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>] </span>veeeee  aşkın tarifini bulacaksiniz   </span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[buyrun cenaze namazına]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=699</link>
			<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 23:03:10 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=699</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="color: #FF1493;">Vallah fotuyu kendim çekmemiişem <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /><img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /><img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /> çekenidde tanımam memur beg <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /><img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /></span></span><br />
<br />
<img class="postimage" src="http://1.bp.blogspot.com/_vd6oErxGtgo/R4_pRZFe7yI/AAAAAAAAADE/HP8xN53NIe8/s1600/IMG_3564.JPG" border="0" alt="[Resim: IMG_3564.JPG&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="color: #FF1493;">Vallah fotuyu kendim çekmemiişem <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /><img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /><img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /> çekenidde tanımam memur beg <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /><img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /></span></span><br />
<br />
<img class="postimage" src="http://1.bp.blogspot.com/_vd6oErxGtgo/R4_pRZFe7yI/AAAAAAAAADE/HP8xN53NIe8/s1600/IMG_3564.JPG" border="0" alt="[Resim: IMG_3564.JPG]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Murat Aksoy’un eski askeri savcı Faik Tarımcıoğlu ile röportajı]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=698</link>
			<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 22:21:24 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=698</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">Murat Aksoy’un eski askeri savcı Faik Tarımcıoğlu ile röportajı- 1</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-weight: bold;">Askerliği bırakıp darbeciliğe soyunmuşlar.<br />
<br />
Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nı değerlendiren eski askeri savcı Faik Tarımcıoğlu, bu planı Sarıkız, Ayışı ve diğer planların anası olarak değerlendiriyor. Ve ekliyor; "Demek ki, birileri belli bir tarihten sonra askerliği bırakıp darbe planları yapmaya girişmiş."<br />
<br />
MURAT AKSOY<br />
<br />
Türkiye siyasetin çok yoğun olduğu bir ülke. Hafta içinde gündeme bomba gibi düşen Balyoz Güvenlik Harekât Planı, darbe planlarının 2004'de değil 2002'ye yani AK Parti'nin hükümet olmasından hemen sonra başladığını gösteriyor. Yaşadıklarımızın ne olduğunu anlamak için 12 Eylül döneminde sıkıyönetim askeri savcılığı yapan ve ANAP milletvekilliği döneminde Turgut Özal'ın yakınında bulunan Faik Tarımcıoğlu ile konuştuk. Tarımcıoğlu, Türkiye'nin yaşadığı süreci yarısı anonim olan şiirle paylaştı;<br />
<br />
<br />
Derdimi ummana döktüm <br />
Körolası dalgalar geri verdiler<br />
Derdimi Süphan'a döktüm <br />
Süphan dedi; Ya Rab ben bu yükü taşıyamam<br />
Derdimi Lokman'a dedim <br />
Lokman dedi eyvah.<br />
<br />
Faik Tarımcıoğlu haksız sayılmaz. Tarımcıoğlu ile 1960'lardan bugüne bir ufuk turu yaptık. Tarımcıoğlu Erdoğan'ın Siirt'te okuduğu şiirden yargılanmasından CHP'ye, medyanın derin yapılarla ilişkisinden 1993 örtük darbesine kadar birçok konuyu konuştuk. Faik Tarımcıoğlu çok ilginç analizler yaptı ve çok çarpıcı iddialarda bulundu. <br />
<br />
Neler oluyor? Bu genel soru ile başlayalım... <br />
<br />
Türkiye'nin en başta yapısal problemleri var. Mesela Anayasa'nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti'ni, laik, sosyal, demokratik ve hukuk devleti olarak tanımlıyor değil mi? Maddede öyle yazıyor. Peki, bunlar gerçek mi? Hayır. <br />
<br />
Laik değil mi?<br />
<br />
Değil. Türkiye devlet tahakkümü altına alınmış bir Müslümanlık yaşıyor. Din devlet işlerine karışmıyor ama devlet din işlerine karışıyor. Laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum olabilir mi? Olmaz. O zaman bu laiklik olmaz. <br />
<br />
Sosyal devlet değil mi?<br />
<br />
O da değil. Çünkü devlet sosyal devlet olarak vatandaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Geçen hafta haberini okuduk Küçük Bedrettin'in. Bu mudur sosyal devlet. Havalar soğuyunca kaç kişi sokaklarda ölecek diye merak içindeyiz. <br />
<br />
Demokratik de mi değil?<br />
<br />
O hiç değil. Sürekli darbelerin olduğu bir ülkede nasıl bir demokrasiden söz edebiliriz. Ancak askeri vesayet demokrasisinden. <br />
<br />
Hukuk devleti nosyonu peki?<br />
<br />
Türkiye hukuk devleti değil, kanun devleti. Anayasa'nın 2. maddesindeki 4 temel ilke Türkiye'de yok. Yani bu devleti ayakta tutacak 4 sütun sağlam değil, sallanıyor. Aklınca bunu ayakta tutmak isteyenler askeri piramidi ters yüz ederek darbeleri sürekli hale getiriyorlar. Darbe yasaları ile devleti ayakta tutuyorlar. Es kaza toplumu temsil eden siyasiler seçilir ve hükümet olursa da onları devirmek için sürekli darbe peşinde koşuyorlar. İşte son iki yıl içinde ortaya çıkan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven gibi darbe planları bunun örneği. Ama son ortaya çıkan Balyoz Darbe Planı başka bir şeyi ima ediyor. Bu korkunç.<br />
<br />
Nedir Balyoz Darbe Planı ve ima ettiği şey?<br />
<br />
Bu plan korkunç, inanılması imkânsız bir şey. Ama bununla birlikte bir şey ortaya çıktı. Demek ki, belli bir tarihten itibaren birileri askerlik mesleğini bırakmış, darbe planı yapmaya girişmiş. Bu şunu gösteriyor. Bu teselsül içerisinde. Yani bütün bunları yapan bir cuntadır, 30 generali at dışarı, işi tamamen temizle noktasında değiliz. Balyoz Darbe Planı en son çıktı ama darbe planlarının anası, temeli bu. Yani merkez İstanbul 1. Ordu Komutanlığı. Zaten burada eskiden beri bazı şeylerin olduğu biliniyordu. 2002-2003 yılından itibaren İstanbul 1. Ordu Komutanlığı'nda bir şeyler yapıldığına dair bazı ses kayıtları internete vs. düşmüştü. Şimdi o konuşmaları, son darbe planı ile birleştirdiğinizde bunun bir atmasyon ya da dedikleri gibi sadece senaryo olmadığını görüyoruz. Bu plan gerçek. Hatta şu anda Ergenekon Davası'nda yargılanan Ayışığı, Sarıkız gibi darbe planları bu ana planın birer parçası. Bundan şu çıkıyor. Ankara'daki cuntanın esas ayağı İstanbul'muş. <br />
<br />
PLANLARI GENELKURMAY 2. BAŞKANI BİLİR<br />
<br />
Nasıl hazırlanır bu planlar, kimin sorumluluğundadır?<br />
<br />
Bu tür planlar ancak Genelkurmay 2. Başkanı emri ile hazırlanır. Çünkü karargâh komutanı olarak Genelkurmay 2. Başkanı yetkilidir. <br />
<br />
Süreç nasıl işler?<br />
<br />
Böyle planlar 30-50 kişi arasında değişen bir ekip tarafından hazırlanır. Hazırlanan taslaktır, ilgili daire başkanına sunulur. Bu makam Genelkurmay Harekât Dairesi Başkanı'dır. Sonra bu taslak Genelkurmay 2. Başkanı'na verilir. <br />
<br />
Bu plan için "Harp oyunu, tatbikat senaryosu" deniyor. Katılıyor musunuz?<br />
<br />
Olur mu efendim. Bir kere harp oyununda isimler olmaz, bunda isimler, rütbeler var. Şu şahıs bomba koyacak, şu şahıs patlatacak diye. Yani belli bir dönemde kimin, hangi görevi yapacağı belli olan bir eylem planı bu. Harp oyunu falan değil. Harp oyunlarında isim verilmez, tümenler söylenir, tabur söylenir, bayrak gösterilir falan. İsim vererek 36 gazeteciyi tutuklamak vs. böyle bir harp senaryosu olur mu canım.<br />
<br />
Neden bu darbe ısrarı 2002'den bu yana?<br />
<br />
Bunun bir nedeni var, 28 Şubat'ı gerçekleştirenler hedeflerine ulaşamadılar. Bunun travmasını yaşıyorlar ve bunu telafi etmek istiyorlar. Bir Genelkurmay Başkanı çıktı "28 Şubat bin yıl sürecek" dedi, birkaç yılda çöktü. Bununda nedeni kurmay hatasıdır. <br />
<br />
ERDOĞAN'I TASFİYE ETMEK İSTEDİLER<br />
<br />
Nedir o hata?<br />
<br />
Recep Tayyip Erdoğan'ın haksız biçimde mahkûm edilmesi ve mahkûm olması ile başlayan sürecin Başbakanlık ile sonuçlanması. İşte bu onların bütün planlarını bozdu. Çünkü onların bütün hedefi Milli Görüş'ün ve onu temsil edebilecek bütün siyasal damarların yok edilmesiydi.<br />
<br />
Yani AK Parti'nin 2002 sonunda tek başına hükümet olması ile başlayan darbe planları bir intikam amacı mı taşıyor?<br />
<br />
Evet. Balyoz hareketine bakın seçimlerin hemen sonrasında hazırlanmaya başlamış ve adım adım düşünülmüş bir darbe planı. 28 Şubat ile Erbakan'ı bitirdiler. Ancak o planı yapanlar onun yerine geçmesi en muhtemel kişi olan Erdoğan'ı da siyaseten devre dışı bırakmak için de plan yaptılar ve bunu uyguladılar. <br />
<br />
Ne planı bu?<br />
<br />
Erdoğan'ın 12 Aralık 1997'de Siirt'te yapmış olduğu konuşma ve okuduğu şiir için, halkın kin ve nefrete teşvik etmek suçlamasıyla eski TCK 312. maddeden dava açtılar. O konuşmasında Erdoğan, "Ben Rizeliyim, eşim Siirtli. Biz bir ağacın dallarıyız, bin yıllık bir geçmişten geliyoruz, hepimiz Müslümanız, bizi kimse ayıramaz" mealinde bir konuşma yapmıştı. yani bölmeyi değil birliğin önemini anlatan bir konuşma idi. <br />
<br />
ERDOĞAN'A 15 SUİKAST PLANI YAPILDI<br />
<br />
Ama bölücülükten dava açıldı Erdoğan'a...<br />
<br />
O mitingde okuduğu şiir dava konusu oldu. Erdoğan'ın mahkum edilmesine yol açan davayı da Genelkurmay Adli Müşavirliği'ndeki bir rütbeli hakimin Çevik Bir'den aldığı talimatla açıldı. <br />
<br />
Nasıl yani?<br />
<br />
Genelkurmay Adli Müşavirliği'ndeki bir rütbeli hakim, Atatürk ve laiklik ticareti yapan dönemin Yargıtay Başsavcısı'nı arayarak dava açılmasını istedi. O'da Diyarbakır DGM Başsavcısı'na telefon ederek Erdoğan'ın Siirt konuşması için dava açılmasını istedi, devlet böyle istiyor diye. Diyarbakır DGM Savcısı da dava açtı ve Erdoğan mahkûm oldu. Bütün plan, TCK 312. maddeden ceza alanların siyaset yapamayacağı varsayımına yani Anayasa'nın 76. maddesi ve Seçim Kanunu'nun 11. maddesine göre yapılmıştı. Erdoğan'ı da mahkûm ederek tasfiye edebileceklerini düşünmüşlerdi ama olmadı. Erdoğan cezaevinden planlandığı gibi zayıflayarak değil güçlenerek çıktı. İşte bugün darbe planlarını yapanların temel öfkesi bunadır. Yani Erdoğan'ın Başbakan olmasına. İşte Ergenekon örgütlenmesinin Ekim 1999'da kendini yeniden reorganize etmesi, Erdoğan'ın da hapisten Temmuz 1999'da çıkmasından sonra olması tesadüf değildir. Erdoğan'a o tarihten bugüne kadar 15 kez suikast girişimi olmuş hiçbiri başarılı olamamıştır.<br />
<br />
Nereden biliyorsunuz?<br />
<br />
Emniyet'ten aldığım bilgi ve duyumlardan biliyorum. Zaten bu konuda bazı girişimler medyaya da yansıdı. Mesela Atabeyler Çetesi davasında bu suikast iddialarından biri yer almıştı bildiğim kadarıyla. <br />
<br />
CHP derin yapıların müttefikidir<br />
<br />
Bütün bu darbe planlarına bakıldığında geniş bir işbirliği ağı var. Siyasiler, basın... Böyle bir yapının içinde basın mensuplarının olmama şansı yok. Tabii siyasiler. Bugün hükümet olan AK Parti dâhil olmak üzere CHP'de de, MHP'de de bu yapının uzantıları vardır. Ancak bunların en yoğun olduğu siyasal yapı CHP'dir. <br />
<br />
Neden?<br />
<br />
Çünkü CHP bu yapının en tabii müttefikidir. Nitekim CHP'nin müttefikliği tescil edilmiş bir müttefikliktir. Söylemin dışında fiili olarak bu böyledir. Nitekim son iki örneğinden biri 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra bir Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Reha Taşkesen imzasıyla hazırlanan resmi belgede şu net ifadeler yer almaktadır; "Biz toplum nezdindeki itibarımızı kaybediyoruz. STK'ların desteği de çok azaldı, ancak CHP'ye dayanabiliriz". Yine ikinci somut tescil, bizzat Ergenekon Davası'nda avukattır CHP. Sadece söylem olarak değil, bizzat vekiller davalara katılarak bu müttefikliği tescil etmektedir. Bunun Baykal'dan bağımsız olduğunu da düşünmüyorum. Ama Baykal'ın bu tavrı beni şaşırtmıyor?<br />
<br />
Neden şaşırtmıyor, sosyal demokrat bir partinin başkanından söz ediyoruz...<br />
<br />
Onu bırakın canım. Bakın benim de bir zamanlar yöneticisi olduğum Vakıf 2000 Stratejik Araştırmalar Vakfı olarak 17 Aralık 2004'den önce düzenleyeceğimiz bir toplantıda konuşma yapması Baykal'ın makamına gittik. Yanımda Vakıf Başkanı Kurtcebe Alptemoçin, Ülkü Söylemezoğlu, Nihat Akpak, Mahir Barutçu, Süreyya Yücel Özden vardı. Kendisini konferansa davet ettik, kendisi de Mesut Yılmaz'ın gelmeyeceğini duyunca kabul etti. Tam çıkacağımız sırada ben bir maruzatımı paylaşmak istediğimi söyledim. "Buyur" dedi. Kendisine "Elimde maddi delil yok ama 2004 yılı başından itibaren yaşadığımız Kıbrıs'la ilgili gelişmeleri, TCK 301. maddesi ile ilgili gelişmeleri vs. aktarıp havanın kötü koktuğunu ve bir şeylerin tezgahlandığını hatta yeni bir 6-7 Eylül olabileceğini" aktardım. Bu havayı dağıtması için kendisinden yardım istedim. <br />
<br />
BAYKAL OYUNLARI BOZABİLİRDİ<br />
<br />
Nasıl yani?<br />
<br />
Dedim ki; "Bu havayı dağıtmak elinizde, bunun biricik yolu var". "Nedir" dedi? "Başbakan Erdoğan ile 17 Aralık zirvesi için Brüksel'e git-meniz ve orada birlikte poz vermeniz. Böyle bir uzlaşma toplumu rahatlatacaktır" dedim. Böyle bir adım atmazsanız AB üzerinden Türkiye'yi sabote edilebileceğini söyledim kendisine. Yanımdakiler de buna şahittir. <br />
<br />
Tepkisi ne oldu?<br />
<br />
Baykal bir süre sessiz kalarak "Haklısın" dedi. "Gideceğim ve Brüksel'de bu pozu vereceğim" dedi. Ama Baykal bunun tam tersini yaptı. Brüksel'e gitmediği gibi, Türkiye'nin AB yolunu tıkamak için elinden gelini yaptı. Nitekim benim kuşkulandığım noktalar bu darbe planları ile bir anlamda örtüşmüş oldu. <br />
<br />
AK Parti'de yok mu?<br />
.................................<br />
<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">Murat Aksoy’un eski askeri savcı Faik Tarımcıoğlu ile röportajı- 1</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-weight: bold;">Askerliği bırakıp darbeciliğe soyunmuşlar.<br />
<br />
Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nı değerlendiren eski askeri savcı Faik Tarımcıoğlu, bu planı Sarıkız, Ayışı ve diğer planların anası olarak değerlendiriyor. Ve ekliyor; "Demek ki, birileri belli bir tarihten sonra askerliği bırakıp darbe planları yapmaya girişmiş."<br />
<br />
MURAT AKSOY<br />
<br />
Türkiye siyasetin çok yoğun olduğu bir ülke. Hafta içinde gündeme bomba gibi düşen Balyoz Güvenlik Harekât Planı, darbe planlarının 2004'de değil 2002'ye yani AK Parti'nin hükümet olmasından hemen sonra başladığını gösteriyor. Yaşadıklarımızın ne olduğunu anlamak için 12 Eylül döneminde sıkıyönetim askeri savcılığı yapan ve ANAP milletvekilliği döneminde Turgut Özal'ın yakınında bulunan Faik Tarımcıoğlu ile konuştuk. Tarımcıoğlu, Türkiye'nin yaşadığı süreci yarısı anonim olan şiirle paylaştı;<br />
<br />
<br />
Derdimi ummana döktüm <br />
Körolası dalgalar geri verdiler<br />
Derdimi Süphan'a döktüm <br />
Süphan dedi; Ya Rab ben bu yükü taşıyamam<br />
Derdimi Lokman'a dedim <br />
Lokman dedi eyvah.<br />
<br />
Faik Tarımcıoğlu haksız sayılmaz. Tarımcıoğlu ile 1960'lardan bugüne bir ufuk turu yaptık. Tarımcıoğlu Erdoğan'ın Siirt'te okuduğu şiirden yargılanmasından CHP'ye, medyanın derin yapılarla ilişkisinden 1993 örtük darbesine kadar birçok konuyu konuştuk. Faik Tarımcıoğlu çok ilginç analizler yaptı ve çok çarpıcı iddialarda bulundu. <br />
<br />
Neler oluyor? Bu genel soru ile başlayalım... <br />
<br />
Türkiye'nin en başta yapısal problemleri var. Mesela Anayasa'nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti'ni, laik, sosyal, demokratik ve hukuk devleti olarak tanımlıyor değil mi? Maddede öyle yazıyor. Peki, bunlar gerçek mi? Hayır. <br />
<br />
Laik değil mi?<br />
<br />
Değil. Türkiye devlet tahakkümü altına alınmış bir Müslümanlık yaşıyor. Din devlet işlerine karışmıyor ama devlet din işlerine karışıyor. Laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum olabilir mi? Olmaz. O zaman bu laiklik olmaz. <br />
<br />
Sosyal devlet değil mi?<br />
<br />
O da değil. Çünkü devlet sosyal devlet olarak vatandaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Geçen hafta haberini okuduk Küçük Bedrettin'in. Bu mudur sosyal devlet. Havalar soğuyunca kaç kişi sokaklarda ölecek diye merak içindeyiz. <br />
<br />
Demokratik de mi değil?<br />
<br />
O hiç değil. Sürekli darbelerin olduğu bir ülkede nasıl bir demokrasiden söz edebiliriz. Ancak askeri vesayet demokrasisinden. <br />
<br />
Hukuk devleti nosyonu peki?<br />
<br />
Türkiye hukuk devleti değil, kanun devleti. Anayasa'nın 2. maddesindeki 4 temel ilke Türkiye'de yok. Yani bu devleti ayakta tutacak 4 sütun sağlam değil, sallanıyor. Aklınca bunu ayakta tutmak isteyenler askeri piramidi ters yüz ederek darbeleri sürekli hale getiriyorlar. Darbe yasaları ile devleti ayakta tutuyorlar. Es kaza toplumu temsil eden siyasiler seçilir ve hükümet olursa da onları devirmek için sürekli darbe peşinde koşuyorlar. İşte son iki yıl içinde ortaya çıkan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven gibi darbe planları bunun örneği. Ama son ortaya çıkan Balyoz Darbe Planı başka bir şeyi ima ediyor. Bu korkunç.<br />
<br />
Nedir Balyoz Darbe Planı ve ima ettiği şey?<br />
<br />
Bu plan korkunç, inanılması imkânsız bir şey. Ama bununla birlikte bir şey ortaya çıktı. Demek ki, belli bir tarihten itibaren birileri askerlik mesleğini bırakmış, darbe planı yapmaya girişmiş. Bu şunu gösteriyor. Bu teselsül içerisinde. Yani bütün bunları yapan bir cuntadır, 30 generali at dışarı, işi tamamen temizle noktasında değiliz. Balyoz Darbe Planı en son çıktı ama darbe planlarının anası, temeli bu. Yani merkez İstanbul 1. Ordu Komutanlığı. Zaten burada eskiden beri bazı şeylerin olduğu biliniyordu. 2002-2003 yılından itibaren İstanbul 1. Ordu Komutanlığı'nda bir şeyler yapıldığına dair bazı ses kayıtları internete vs. düşmüştü. Şimdi o konuşmaları, son darbe planı ile birleştirdiğinizde bunun bir atmasyon ya da dedikleri gibi sadece senaryo olmadığını görüyoruz. Bu plan gerçek. Hatta şu anda Ergenekon Davası'nda yargılanan Ayışığı, Sarıkız gibi darbe planları bu ana planın birer parçası. Bundan şu çıkıyor. Ankara'daki cuntanın esas ayağı İstanbul'muş. <br />
<br />
PLANLARI GENELKURMAY 2. BAŞKANI BİLİR<br />
<br />
Nasıl hazırlanır bu planlar, kimin sorumluluğundadır?<br />
<br />
Bu tür planlar ancak Genelkurmay 2. Başkanı emri ile hazırlanır. Çünkü karargâh komutanı olarak Genelkurmay 2. Başkanı yetkilidir. <br />
<br />
Süreç nasıl işler?<br />
<br />
Böyle planlar 30-50 kişi arasında değişen bir ekip tarafından hazırlanır. Hazırlanan taslaktır, ilgili daire başkanına sunulur. Bu makam Genelkurmay Harekât Dairesi Başkanı'dır. Sonra bu taslak Genelkurmay 2. Başkanı'na verilir. <br />
<br />
Bu plan için "Harp oyunu, tatbikat senaryosu" deniyor. Katılıyor musunuz?<br />
<br />
Olur mu efendim. Bir kere harp oyununda isimler olmaz, bunda isimler, rütbeler var. Şu şahıs bomba koyacak, şu şahıs patlatacak diye. Yani belli bir dönemde kimin, hangi görevi yapacağı belli olan bir eylem planı bu. Harp oyunu falan değil. Harp oyunlarında isim verilmez, tümenler söylenir, tabur söylenir, bayrak gösterilir falan. İsim vererek 36 gazeteciyi tutuklamak vs. böyle bir harp senaryosu olur mu canım.<br />
<br />
Neden bu darbe ısrarı 2002'den bu yana?<br />
<br />
Bunun bir nedeni var, 28 Şubat'ı gerçekleştirenler hedeflerine ulaşamadılar. Bunun travmasını yaşıyorlar ve bunu telafi etmek istiyorlar. Bir Genelkurmay Başkanı çıktı "28 Şubat bin yıl sürecek" dedi, birkaç yılda çöktü. Bununda nedeni kurmay hatasıdır. <br />
<br />
ERDOĞAN'I TASFİYE ETMEK İSTEDİLER<br />
<br />
Nedir o hata?<br />
<br />
Recep Tayyip Erdoğan'ın haksız biçimde mahkûm edilmesi ve mahkûm olması ile başlayan sürecin Başbakanlık ile sonuçlanması. İşte bu onların bütün planlarını bozdu. Çünkü onların bütün hedefi Milli Görüş'ün ve onu temsil edebilecek bütün siyasal damarların yok edilmesiydi.<br />
<br />
Yani AK Parti'nin 2002 sonunda tek başına hükümet olması ile başlayan darbe planları bir intikam amacı mı taşıyor?<br />
<br />
Evet. Balyoz hareketine bakın seçimlerin hemen sonrasında hazırlanmaya başlamış ve adım adım düşünülmüş bir darbe planı. 28 Şubat ile Erbakan'ı bitirdiler. Ancak o planı yapanlar onun yerine geçmesi en muhtemel kişi olan Erdoğan'ı da siyaseten devre dışı bırakmak için de plan yaptılar ve bunu uyguladılar. <br />
<br />
Ne planı bu?<br />
<br />
Erdoğan'ın 12 Aralık 1997'de Siirt'te yapmış olduğu konuşma ve okuduğu şiir için, halkın kin ve nefrete teşvik etmek suçlamasıyla eski TCK 312. maddeden dava açtılar. O konuşmasında Erdoğan, "Ben Rizeliyim, eşim Siirtli. Biz bir ağacın dallarıyız, bin yıllık bir geçmişten geliyoruz, hepimiz Müslümanız, bizi kimse ayıramaz" mealinde bir konuşma yapmıştı. yani bölmeyi değil birliğin önemini anlatan bir konuşma idi. <br />
<br />
ERDOĞAN'A 15 SUİKAST PLANI YAPILDI<br />
<br />
Ama bölücülükten dava açıldı Erdoğan'a...<br />
<br />
O mitingde okuduğu şiir dava konusu oldu. Erdoğan'ın mahkum edilmesine yol açan davayı da Genelkurmay Adli Müşavirliği'ndeki bir rütbeli hakimin Çevik Bir'den aldığı talimatla açıldı. <br />
<br />
Nasıl yani?<br />
<br />
Genelkurmay Adli Müşavirliği'ndeki bir rütbeli hakim, Atatürk ve laiklik ticareti yapan dönemin Yargıtay Başsavcısı'nı arayarak dava açılmasını istedi. O'da Diyarbakır DGM Başsavcısı'na telefon ederek Erdoğan'ın Siirt konuşması için dava açılmasını istedi, devlet böyle istiyor diye. Diyarbakır DGM Savcısı da dava açtı ve Erdoğan mahkûm oldu. Bütün plan, TCK 312. maddeden ceza alanların siyaset yapamayacağı varsayımına yani Anayasa'nın 76. maddesi ve Seçim Kanunu'nun 11. maddesine göre yapılmıştı. Erdoğan'ı da mahkûm ederek tasfiye edebileceklerini düşünmüşlerdi ama olmadı. Erdoğan cezaevinden planlandığı gibi zayıflayarak değil güçlenerek çıktı. İşte bugün darbe planlarını yapanların temel öfkesi bunadır. Yani Erdoğan'ın Başbakan olmasına. İşte Ergenekon örgütlenmesinin Ekim 1999'da kendini yeniden reorganize etmesi, Erdoğan'ın da hapisten Temmuz 1999'da çıkmasından sonra olması tesadüf değildir. Erdoğan'a o tarihten bugüne kadar 15 kez suikast girişimi olmuş hiçbiri başarılı olamamıştır.<br />
<br />
Nereden biliyorsunuz?<br />
<br />
Emniyet'ten aldığım bilgi ve duyumlardan biliyorum. Zaten bu konuda bazı girişimler medyaya da yansıdı. Mesela Atabeyler Çetesi davasında bu suikast iddialarından biri yer almıştı bildiğim kadarıyla. <br />
<br />
CHP derin yapıların müttefikidir<br />
<br />
Bütün bu darbe planlarına bakıldığında geniş bir işbirliği ağı var. Siyasiler, basın... Böyle bir yapının içinde basın mensuplarının olmama şansı yok. Tabii siyasiler. Bugün hükümet olan AK Parti dâhil olmak üzere CHP'de de, MHP'de de bu yapının uzantıları vardır. Ancak bunların en yoğun olduğu siyasal yapı CHP'dir. <br />
<br />
Neden?<br />
<br />
Çünkü CHP bu yapının en tabii müttefikidir. Nitekim CHP'nin müttefikliği tescil edilmiş bir müttefikliktir. Söylemin dışında fiili olarak bu böyledir. Nitekim son iki örneğinden biri 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra bir Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Reha Taşkesen imzasıyla hazırlanan resmi belgede şu net ifadeler yer almaktadır; "Biz toplum nezdindeki itibarımızı kaybediyoruz. STK'ların desteği de çok azaldı, ancak CHP'ye dayanabiliriz". Yine ikinci somut tescil, bizzat Ergenekon Davası'nda avukattır CHP. Sadece söylem olarak değil, bizzat vekiller davalara katılarak bu müttefikliği tescil etmektedir. Bunun Baykal'dan bağımsız olduğunu da düşünmüyorum. Ama Baykal'ın bu tavrı beni şaşırtmıyor?<br />
<br />
Neden şaşırtmıyor, sosyal demokrat bir partinin başkanından söz ediyoruz...<br />
<br />
Onu bırakın canım. Bakın benim de bir zamanlar yöneticisi olduğum Vakıf 2000 Stratejik Araştırmalar Vakfı olarak 17 Aralık 2004'den önce düzenleyeceğimiz bir toplantıda konuşma yapması Baykal'ın makamına gittik. Yanımda Vakıf Başkanı Kurtcebe Alptemoçin, Ülkü Söylemezoğlu, Nihat Akpak, Mahir Barutçu, Süreyya Yücel Özden vardı. Kendisini konferansa davet ettik, kendisi de Mesut Yılmaz'ın gelmeyeceğini duyunca kabul etti. Tam çıkacağımız sırada ben bir maruzatımı paylaşmak istediğimi söyledim. "Buyur" dedi. Kendisine "Elimde maddi delil yok ama 2004 yılı başından itibaren yaşadığımız Kıbrıs'la ilgili gelişmeleri, TCK 301. maddesi ile ilgili gelişmeleri vs. aktarıp havanın kötü koktuğunu ve bir şeylerin tezgahlandığını hatta yeni bir 6-7 Eylül olabileceğini" aktardım. Bu havayı dağıtması için kendisinden yardım istedim. <br />
<br />
BAYKAL OYUNLARI BOZABİLİRDİ<br />
<br />
Nasıl yani?<br />
<br />
Dedim ki; "Bu havayı dağıtmak elinizde, bunun biricik yolu var". "Nedir" dedi? "Başbakan Erdoğan ile 17 Aralık zirvesi için Brüksel'e git-meniz ve orada birlikte poz vermeniz. Böyle bir uzlaşma toplumu rahatlatacaktır" dedim. Böyle bir adım atmazsanız AB üzerinden Türkiye'yi sabote edilebileceğini söyledim kendisine. Yanımdakiler de buna şahittir. <br />
<br />
Tepkisi ne oldu?<br />
<br />
Baykal bir süre sessiz kalarak "Haklısın" dedi. "Gideceğim ve Brüksel'de bu pozu vereceğim" dedi. Ama Baykal bunun tam tersini yaptı. Brüksel'e gitmediği gibi, Türkiye'nin AB yolunu tıkamak için elinden gelini yaptı. Nitekim benim kuşkulandığım noktalar bu darbe planları ile bir anlamda örtüşmüş oldu. <br />
<br />
AK Parti'de yok mu?<br />
.................................<br />
<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sivil Vesayet!]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=697</link>
			<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 07:49:54 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=697</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">UTANMAZ VE DANGALAK!</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"> <span style="color: #696969;">Beğenmeyebilirsin... Kaba, nobran, gelişmemiş bulabilirsin. Kasımpaşalılığını diline dolayabilirsin. Üslubunu eleştirebilirsin. “Niçin bizim grup bütün ihalelere giremiyor?” diyebilirsin. <br />
<br />
Kısacası, her türlü bühtanda bulunabilirsin. <br />
<br />
Eğer, “Bu adam sivil diktatör” diyorsan, kötü niyetlisin. <br />
<br />
Memlekette bir sürü şey olmuş... <br />
<br />
Dokunulamaz sanılan “tabulara” dokunulmuş. <br />
<br />
Sorgulanamaz sanılan kurumlar “sorgulanır” hale gelmiş. <br />
<br />
Bir sürü yasa değişikliği yapılmış. <br />
<br />
Uyum yasaları çıkarılmış. <br />
<br />
Kısmi “anayasa değişikliği” yapılmış. <br />
<br />
İfade özgürlüğünün önü açılmış. <br />
<br />
Kürt meselesinde önemli adımlar atılmış. <br />
<br />
Kürt sözcüğünün bile müeyyideye bağlandığı karanlık dönem, nispeten özgür bir ortama elvermiş... Kürtçe televizyon var. Kürtçe şarkı söylenebiliyor. Kürtçe yayın yapılabiliyor. “Kürtçe eğitim” konusunda teknik altyapı çalışmaları yapılıyor. <br />
<br />
Eğer, “Bu adam sivil diktatör” diyorsan, kötü niyetlisin. <br />
<br />
Hadi, darbeleri “sorun” yapmıyorsun. <br />
<br />
Pıtrak gibi ortalığa saçılan “eylem planlarını” dert edinmiyorsun. <br />
<br />
Fişlemeler, ıslak imzalar, bombalı eylemler, suikastler “demokratik vicdanında” makes bulmuyor. <br />
<br />
Hrant Dink’in akıbeti sana bir şeyler anlatmıyor. <br />
<br />
Ergenekon gerçekleri kanını dondurmuyor. <br />
<br />
Balyoz planı uykularını kaçırmıyor. <br />
<br />
Bir şekilde yer aldığın “yararlanılacak gazeteciler listesi” canını sıkmıyor. <br />
<br />
Hadi “rafineri izni” çıkmadı, öfkelisin. <br />
<br />
Her ihaleye giremiyorsun, iştirakçini kazıklayamıyorsun, eskiden olduğu gibi “borsada manipülasyon” yapamıyorsun, “kağıt ticareti” üçkağıtçılığın deşifre olduğu için ithalat dümeniyle para kaldıramıyorsun, ölü eşek fiyatına kapattığın arazilerine “imar izni” çıkartamıyorsun, eski mutlu günlerde olduğu gibi “vergi kaçakçılığı” yapamıyorsun... Kızgınsın. <br />
<br />
Hepsini anlıyoruz... <br />
<br />
Fakat, “Bu nasıl sivil diktatör ki, eşini GATA’ya sokamıyor, çocuklarını kendi ülkesinde okutamıyor? Patisini bile kapanmaktan zor kurtarabilmiş!” demiyorsan, sadece kötü niyetli değil, aynı zamanda “vicdansız”sın <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, “cunta kalıntısı” anayasayı değiştirmek istiyor, ama muhatap bulamıyor. <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, darbe kurumu olan YÖK’e yeni bir statü kazandırmak istiyor, ama “sol engel”le karşılaşıyor. <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, “Gelin şu 301. madde meselesini parlamentoda halledelim” diyor, ama sol parti liderinin “Bu madde değiştirilemez” taziriyle karşılaşıyor. <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, “Memleketi darbeden, darbe alışkanlıklarından kurtaralım; askeri siyaset üzerinde söz sahibi kılan yasa ve protokolleri gözden geçirelim” diyor, ama Ergenekon’a selam gönderen sivil siyasetçileri aşamıyor. <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, darbe ve fişlemelere zemin hazırlayan EMASYA protokolü kaldırdığı halde, “sen sivil vesayete hazırlanıyorsun” suçlamalarından kurtulamıyor. <br />
<br />
Bu nasıl sivil diktatör? <br />
<br />
Bir de kalkmış, “Yaşadıklarımı anlatsam ülkem bunu kaldırmaz; bu nedenle yutkunuyorum” diyor... <br />
<br />
Dünyada nerede görülmüş böylesi? <br />
<br />
Hâlâ, “Ülke faşizme gidiyor, bu adam sivil vesayet kuracak” diyorsan, kusura bakma ama, sadece vicdansız değil, aynı zamanda “utanmaz” ve dangalaksın. <br />
<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;</span> </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">UTANMAZ VE DANGALAK!</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"> <span style="color: #696969;">Beğenmeyebilirsin... Kaba, nobran, gelişmemiş bulabilirsin. Kasımpaşalılığını diline dolayabilirsin. Üslubunu eleştirebilirsin. “Niçin bizim grup bütün ihalelere giremiyor?” diyebilirsin. <br />
<br />
Kısacası, her türlü bühtanda bulunabilirsin. <br />
<br />
Eğer, “Bu adam sivil diktatör” diyorsan, kötü niyetlisin. <br />
<br />
Memlekette bir sürü şey olmuş... <br />
<br />
Dokunulamaz sanılan “tabulara” dokunulmuş. <br />
<br />
Sorgulanamaz sanılan kurumlar “sorgulanır” hale gelmiş. <br />
<br />
Bir sürü yasa değişikliği yapılmış. <br />
<br />
Uyum yasaları çıkarılmış. <br />
<br />
Kısmi “anayasa değişikliği” yapılmış. <br />
<br />
İfade özgürlüğünün önü açılmış. <br />
<br />
Kürt meselesinde önemli adımlar atılmış. <br />
<br />
Kürt sözcüğünün bile müeyyideye bağlandığı karanlık dönem, nispeten özgür bir ortama elvermiş... Kürtçe televizyon var. Kürtçe şarkı söylenebiliyor. Kürtçe yayın yapılabiliyor. “Kürtçe eğitim” konusunda teknik altyapı çalışmaları yapılıyor. <br />
<br />
Eğer, “Bu adam sivil diktatör” diyorsan, kötü niyetlisin. <br />
<br />
Hadi, darbeleri “sorun” yapmıyorsun. <br />
<br />
Pıtrak gibi ortalığa saçılan “eylem planlarını” dert edinmiyorsun. <br />
<br />
Fişlemeler, ıslak imzalar, bombalı eylemler, suikastler “demokratik vicdanında” makes bulmuyor. <br />
<br />
Hrant Dink’in akıbeti sana bir şeyler anlatmıyor. <br />
<br />
Ergenekon gerçekleri kanını dondurmuyor. <br />
<br />
Balyoz planı uykularını kaçırmıyor. <br />
<br />
Bir şekilde yer aldığın “yararlanılacak gazeteciler listesi” canını sıkmıyor. <br />
<br />
Hadi “rafineri izni” çıkmadı, öfkelisin. <br />
<br />
Her ihaleye giremiyorsun, iştirakçini kazıklayamıyorsun, eskiden olduğu gibi “borsada manipülasyon” yapamıyorsun, “kağıt ticareti” üçkağıtçılığın deşifre olduğu için ithalat dümeniyle para kaldıramıyorsun, ölü eşek fiyatına kapattığın arazilerine “imar izni” çıkartamıyorsun, eski mutlu günlerde olduğu gibi “vergi kaçakçılığı” yapamıyorsun... Kızgınsın. <br />
<br />
Hepsini anlıyoruz... <br />
<br />
Fakat, “Bu nasıl sivil diktatör ki, eşini GATA’ya sokamıyor, çocuklarını kendi ülkesinde okutamıyor? Patisini bile kapanmaktan zor kurtarabilmiş!” demiyorsan, sadece kötü niyetli değil, aynı zamanda “vicdansız”sın <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, “cunta kalıntısı” anayasayı değiştirmek istiyor, ama muhatap bulamıyor. <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, darbe kurumu olan YÖK’e yeni bir statü kazandırmak istiyor, ama “sol engel”le karşılaşıyor. <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, “Gelin şu 301. madde meselesini parlamentoda halledelim” diyor, ama sol parti liderinin “Bu madde değiştirilemez” taziriyle karşılaşıyor. <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, “Memleketi darbeden, darbe alışkanlıklarından kurtaralım; askeri siyaset üzerinde söz sahibi kılan yasa ve protokolleri gözden geçirelim” diyor, ama Ergenekon’a selam gönderen sivil siyasetçileri aşamıyor. <br />
<br />
Bir sivil diktatör düşün ki, darbe ve fişlemelere zemin hazırlayan EMASYA protokolü kaldırdığı halde, “sen sivil vesayete hazırlanıyorsun” suçlamalarından kurtulamıyor. <br />
<br />
Bu nasıl sivil diktatör? <br />
<br />
Bir de kalkmış, “Yaşadıklarımı anlatsam ülkem bunu kaldırmaz; bu nedenle yutkunuyorum” diyor... <br />
<br />
Dünyada nerede görülmüş böylesi? <br />
<br />
Hâlâ, “Ülke faşizme gidiyor, bu adam sivil vesayet kuracak” diyorsan, kusura bakma ama, sadece vicdansız değil, aynı zamanda “utanmaz” ve dangalaksın. <br />
<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]</span> </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kanal yedi neyi yedi]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=696</link>
			<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 21:57:01 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=696</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="color: #FF1493;">Dincilerin kanalına bakın <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /></span></span><br />
<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="color: #FF1493;">Dincilerin kanalına bakın <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel4.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel4" title="Panel4" /></span></span><br />
<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aman ha dikkat!]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=695</link>
			<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 14:16:54 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=695</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;"><span style="font-size: large;">Bacak bacak üstüne atmadan iki kez düşünün</span> <br />
<br />
Bir kadının bacak bacak üstüne atması zarif ve şık bir görüntü verebilir, ancak bunun ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu biliyor muydunuz?<br />
<br />
Merkezi Malezya'da bulunan ve Çin genelinde de faaliyet gösteren M.J. Sağlık Yönetimi Merkezi adlı kuruluşun raporunda, bacak bacak üstüne atmanın kan akışını engellediği, buna bağlı olarak kan pıhtılaşması, bel burkulması ve incinmesi, omurga disklerinin kayması ve skolyoz (omurgada anormal eğrilik) gibi ciddi rahatsızlıklara neden olduğu bildirildi.<br />
<br />
18 bin 61 kişiye uygulanan anket sonucunda yayımlanan raporda, modern toplumun standart alışkanlıklarının insan sağlığına etkileri araştırıldı.<br />
<br />
Yaşlıların uyandıktan sonra tansiyon aniden düştüğü ve muvazene kaybına neden olduğu için yataktan hemen kalkmamaları önerilen raporda, yaşlıların uyandıktan sonra en az üç dakika daha uzanarak beklemeleri ve yavaş bir şekilde yataktan doğrulmaları istendi.<br />
<br />
Araştırma sırasında tuvalette çok fazla kalmanın zararı da incelenirken, tuvalette kitap okumanın hemoroid ve kabızlığa davet niteliğinde olduğu ve bağırsaklarda tembelleşmeye sebep olduğu belirlendi.<br />
<br />
Çay ve kahvenin aşırı sıcak tüketimi, bilgisayar ekranına üç saatten fazla bakma, ofislerde devamlı oturarak çalışma ve az su tüketimi gibi modern toplumun alışkanlıklarının da değerlendirildiği rapor, bu "sağlıksız alışkanlıkların" ölüm nedenlerinde yüzde 50'lik bir orana sahip olduğunu belirtiyor.<br />
<br />
AA</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;"><span style="font-size: large;">Bacak bacak üstüne atmadan iki kez düşünün</span> <br />
<br />
Bir kadının bacak bacak üstüne atması zarif ve şık bir görüntü verebilir, ancak bunun ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu biliyor muydunuz?<br />
<br />
Merkezi Malezya'da bulunan ve Çin genelinde de faaliyet gösteren M.J. Sağlık Yönetimi Merkezi adlı kuruluşun raporunda, bacak bacak üstüne atmanın kan akışını engellediği, buna bağlı olarak kan pıhtılaşması, bel burkulması ve incinmesi, omurga disklerinin kayması ve skolyoz (omurgada anormal eğrilik) gibi ciddi rahatsızlıklara neden olduğu bildirildi.<br />
<br />
18 bin 61 kişiye uygulanan anket sonucunda yayımlanan raporda, modern toplumun standart alışkanlıklarının insan sağlığına etkileri araştırıldı.<br />
<br />
Yaşlıların uyandıktan sonra tansiyon aniden düştüğü ve muvazene kaybına neden olduğu için yataktan hemen kalkmamaları önerilen raporda, yaşlıların uyandıktan sonra en az üç dakika daha uzanarak beklemeleri ve yavaş bir şekilde yataktan doğrulmaları istendi.<br />
<br />
Araştırma sırasında tuvalette çok fazla kalmanın zararı da incelenirken, tuvalette kitap okumanın hemoroid ve kabızlığa davet niteliğinde olduğu ve bağırsaklarda tembelleşmeye sebep olduğu belirlendi.<br />
<br />
Çay ve kahvenin aşırı sıcak tüketimi, bilgisayar ekranına üç saatten fazla bakma, ofislerde devamlı oturarak çalışma ve az su tüketimi gibi modern toplumun alışkanlıklarının da değerlendirildiği rapor, bu "sağlıksız alışkanlıkların" ölüm nedenlerinde yüzde 50'lik bir orana sahip olduğunu belirtiyor.<br />
<br />
AA</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye Bu Generalin Heykelini Dikmeli!]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=694</link>
			<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:14:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=694</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;">Cuma günü akşamı eniştem Hilmi Özkök' bu ülke çok şey borçlu demişti. Bu yazıyı bugün görünce buraya aktarmak istedim. (Belki cinler okur diye..<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/icon_mrgreen.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Icon_mrgreen" title="Icon_mrgreen" /> <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel8.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel8" title="Panel8" /> )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #800000;">"Ergenekon davasına konu olmuş diğer planlar yanında Balyoz Planı da, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Paşa’nın hangi şartlar altında karargahta demokrasi mücadelesi verdiğini gösterdi. Halbuki olan bitene çanak tutsa, “haydi arkadaşlar arkanızdayım” dese, yapılacak darbeden sonra ülkenin devlet başkanı olması işten bile değildi. Evinden sefertası ile yemek götürecek kadar karargahta yalnızlaşan, ama tek başına dimdik ayakta duran (Özal gibi kısa boylu) bu dev insanı demokrasi kahramanı ilan ediyorum.<br />
...<br />
Emekli Yarbay ve 19-20. dönem Milletvekili Tevfik Diker, darbecilerin, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü bir şekilde tasfiye etmeden başaramayacaklarını bildikleri için ilk hedefte onu etkisizleştirmekle işe başladıklarını belirterek, "Özkök tasfiye edilseydi, darbe kesin yapılacaktı" demiş. "<br />
<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93;</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;">Cuma günü akşamı eniştem Hilmi Özkök' bu ülke çok şey borçlu demişti. Bu yazıyı bugün görünce buraya aktarmak istedim. (Belki cinler okur diye..<img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/icon_mrgreen.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Icon_mrgreen" title="Icon_mrgreen" /> <img class="postimage" src="http://www.mnazim.com/images/smilies/panel8.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Panel8" title="Panel8" /> )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #800000;">"Ergenekon davasına konu olmuş diğer planlar yanında Balyoz Planı da, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Paşa’nın hangi şartlar altında karargahta demokrasi mücadelesi verdiğini gösterdi. Halbuki olan bitene çanak tutsa, “haydi arkadaşlar arkanızdayım” dese, yapılacak darbeden sonra ülkenin devlet başkanı olması işten bile değildi. Evinden sefertası ile yemek götürecek kadar karargahta yalnızlaşan, ama tek başına dimdik ayakta duran (Özal gibi kısa boylu) bu dev insanı demokrasi kahramanı ilan ediyorum.<br />
...<br />
Emekli Yarbay ve 19-20. dönem Milletvekili Tevfik Diker, darbecilerin, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü bir şekilde tasfiye etmeden başaramayacaklarını bildikleri için ilk hedefte onu etkisizleştirmekle işe başladıklarını belirterek, "Özkök tasfiye edilseydi, darbe kesin yapılacaktı" demiş. "<br />
<br />
[<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ey Gönül, Söylee!!..]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=693</link>
			<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 10:09:27 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=693</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #1E90FF;"><span style="font-weight: bold;">EY GÖNÜL, SÖYLE!!...<br />
Ey gönül!<br />
<br />
 Yaşadın mı acıyı, en derinine nakış nakış işleyenini… Yaşadın mı vuslatı yârsız… Kavuşmak ümidini erteledin mi hiç sonsuza…Hiç kabullenmeye çalıştın mı onsuzluğu…Onu ararken kendini kaybettin mi…Ağladın mı gecelerce gizli saklı yüreğinle…Hiç dost oldun mu acıyla, sırf onun için…Uykusuz kaldın mı bir maşuk uğruna…<br />
Peki ya karşılıksız kaldı mı bütün bunlar hiç… Dünya gözüyle umduğunu göremediğin oldu mu…Hiç ölümü düşündün mü vuslat uğruna… Hayatını bir kenara itmeyi bildin mi gerektiğinde… Hiç secdeden böylesine keyif aldın mı…   Alnın hiç bu  kadar sıcak oldu mu… Yalnız kalmak için en yakınının kalbini kırdın mı… Onu düşlemek için kalabalıktan çekildin mi… Hiç yaşadın mı onu onsuzluğunda… Fark ettin mi varlığının dipsiz kuyularından sana baktığını…<br />
<br />
Eyy gönül!!<br />
<br />
Sen hiç aşık oldun mu?...<br />
<br />
Bırakma beni diye yalvardın mı semaya nazır…Onun nazarıyla kendine  bakmayı arzuladın mı…Yandın mı tüm varlığınla…. İstedin mi yok olmayı… Sevdin mi sadece ama sadece onun için başkalarını…Sevildiğini merak ettin mi…Hiç gökyüzünü bu kadar berrak gördün mü…Denizi böylesine sakin…<br />
<br />
Ya düşündün mü nefreti bile hayır getirebileceğini, sırf o var etti diye…Hiç bu kadar geçtin mi kendinden….Söylee???<br />
<br />
Söyle gönül, söyle….Hiç tattın mı aşkın en tatlısını?.. <br />
<br />
Mavi<br />
</span> </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #1E90FF;"><span style="font-weight: bold;">EY GÖNÜL, SÖYLE!!...<br />
Ey gönül!<br />
<br />
 Yaşadın mı acıyı, en derinine nakış nakış işleyenini… Yaşadın mı vuslatı yârsız… Kavuşmak ümidini erteledin mi hiç sonsuza…Hiç kabullenmeye çalıştın mı onsuzluğu…Onu ararken kendini kaybettin mi…Ağladın mı gecelerce gizli saklı yüreğinle…Hiç dost oldun mu acıyla, sırf onun için…Uykusuz kaldın mı bir maşuk uğruna…<br />
Peki ya karşılıksız kaldı mı bütün bunlar hiç… Dünya gözüyle umduğunu göremediğin oldu mu…Hiç ölümü düşündün mü vuslat uğruna… Hayatını bir kenara itmeyi bildin mi gerektiğinde… Hiç secdeden böylesine keyif aldın mı…   Alnın hiç bu  kadar sıcak oldu mu… Yalnız kalmak için en yakınının kalbini kırdın mı… Onu düşlemek için kalabalıktan çekildin mi… Hiç yaşadın mı onu onsuzluğunda… Fark ettin mi varlığının dipsiz kuyularından sana baktığını…<br />
<br />
Eyy gönül!!<br />
<br />
Sen hiç aşık oldun mu?...<br />
<br />
Bırakma beni diye yalvardın mı semaya nazır…Onun nazarıyla kendine  bakmayı arzuladın mı…Yandın mı tüm varlığınla…. İstedin mi yok olmayı… Sevdin mi sadece ama sadece onun için başkalarını…Sevildiğini merak ettin mi…Hiç gökyüzünü bu kadar berrak gördün mü…Denizi böylesine sakin…<br />
<br />
Ya düşündün mü nefreti bile hayır getirebileceğini, sırf o var etti diye…Hiç bu kadar geçtin mi kendinden….Söylee???<br />
<br />
Söyle gönül, söyle….Hiç tattın mı aşkın en tatlısını?.. <br />
<br />
Mavi<br />
</span> </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Özgür Mumcu İle Söyleşi (t24.com)]]></title>
			<link>http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=692</link>
			<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 14:30:27 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.mnazim.com/showthread.php?tid=692</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #696969;"><span style="font-weight: bold;"> İslamcıların yaptığına inanmıyorum, PKK ve Kontrgerilla'ya şaşmam<br />
Selin ONGUN / T24 <br />
<br />
<br />
"Ergenekon her kötülüğün anasıdır”cılar ile “Ergenekon, AKP’nin muhalifleri tasfiye operasyonudur”cular arasındaki müsabaka sürerken, Birgün gazetesi yazarı Özgür Mumcu, skor telaşı içermeyen yazılar kaleme alıyor.<br />
<br />
 <br />
<br />
24 Ocak’ta babası Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin üzerinden 17 yıl geçmiş olacak Özgür Mumcu ile söyleşiyoruz. Özgür Mumcu, suikasta uğradığı esnada, Hasan Cemal-Emine Uşaklıgil ekibine karşı kavgadan sonra döndüğü Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazan Uğur Mumcu’nun ideolojik duruşunun özellikle Ergenekon sürecinde yanlış konumlandırılma olasılığını konuştuğumuz sırada önce gözlerini kocaman açarak soruyor:<br />
<br />
<br />
<br />
“1990’lı yıllarda ulusalcı yazarlar diye bir sınıflandırma var mıydı?”<br />
<br />
<br />
Ardından hemen ekliyor:<br />
<br />
<br />
“Babam 17 yıldır hayatta değil. Geçen zamanda olan gelişmeleri yaşasaydı tavrı ne olurdu; bu konuda hiç kimse bir şey söyleyemez (…) Öyle noktaya gelen insanlar var ki, Uğur Mumcu’nun kendi yazdıklarını, söylediklerini ona yakıştırmayıp kendi kafalarında kurdukları bir Uğur Mumcu algısının peşinden koşuyorlar. Bu kişiler elbette Uğur Mumcu’yu doğru şekilde algılayıp yorumlamıyor. Öte yandan babamın yazıp çizdikleri hadis değil, biz de 'bunların doğru tefsiri şudur’culuk yapmıyoruz.”<br />
<br />
<br />
<br />
Paris-Sorbonne Üniversitesi’nde “Uluslararası hukukta askeri işgal” konulu doktorasını tamamlamak üzere olan Mumcu, söyleşinin sonunda bir de soru-cevap fırlatıyor: <br />
<br />
<br />
<br />
“Babam bugün Cumhuriyet’te yazar mıydı; bilemeyiz. Babam içinde olsaydı Cumhuriyet bu Cumhuriyet olur muydu; onu da bilemeyiz.”<br />
<br />
<br />
<br />
Ergenekon davası Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili olarak kafasında bir soru işareti yarattı mı? Mumcu cinayetinin radikal İslamcıların operasyonu olduğuna neden inanmıyor? CHP’yi neden sağda buluyor? “Kendisine karşı karışık duygular içindeyim” dediği Cumhuriyet gazetesini okuyor mu?<br />
<br />
<br />
Özgür Mumcu, [<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>&#93; için yönelttiğimiz soruları cevapladı.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #696969;"><span style="font-weight: bold;"> İslamcıların yaptığına inanmıyorum, PKK ve Kontrgerilla'ya şaşmam<br />
Selin ONGUN / T24 <br />
<br />
<br />
"Ergenekon her kötülüğün anasıdır”cılar ile “Ergenekon, AKP’nin muhalifleri tasfiye operasyonudur”cular arasındaki müsabaka sürerken, Birgün gazetesi yazarı Özgür Mumcu, skor telaşı içermeyen yazılar kaleme alıyor.<br />
<br />
 <br />
<br />
24 Ocak’ta babası Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin üzerinden 17 yıl geçmiş olacak Özgür Mumcu ile söyleşiyoruz. Özgür Mumcu, suikasta uğradığı esnada, Hasan Cemal-Emine Uşaklıgil ekibine karşı kavgadan sonra döndüğü Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazan Uğur Mumcu’nun ideolojik duruşunun özellikle Ergenekon sürecinde yanlış konumlandırılma olasılığını konuştuğumuz sırada önce gözlerini kocaman açarak soruyor:<br />
<br />
<br />
<br />
“1990’lı yıllarda ulusalcı yazarlar diye bir sınıflandırma var mıydı?”<br />
<br />
<br />
Ardından hemen ekliyor:<br />
<br />
<br />
“Babam 17 yıldır hayatta değil. Geçen zamanda olan gelişmeleri yaşasaydı tavrı ne olurdu; bu konuda hiç kimse bir şey söyleyemez (…) Öyle noktaya gelen insanlar var ki, Uğur Mumcu’nun kendi yazdıklarını, söylediklerini ona yakıştırmayıp kendi kafalarında kurdukları bir Uğur Mumcu algısının peşinden koşuyorlar. Bu kişiler elbette Uğur Mumcu’yu doğru şekilde algılayıp yorumlamıyor. Öte yandan babamın yazıp çizdikleri hadis değil, biz de 'bunların doğru tefsiri şudur’culuk yapmıyoruz.”<br />
<br />
<br />
<br />
Paris-Sorbonne Üniversitesi’nde “Uluslararası hukukta askeri işgal” konulu doktorasını tamamlamak üzere olan Mumcu, söyleşinin sonunda bir de soru-cevap fırlatıyor: <br />
<br />
<br />
<br />
“Babam bugün Cumhuriyet’te yazar mıydı; bilemeyiz. Babam içinde olsaydı Cumhuriyet bu Cumhuriyet olur muydu; onu da bilemeyiz.”<br />
<br />
<br />
<br />
Ergenekon davası Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili olarak kafasında bir soru işareti yarattı mı? Mumcu cinayetinin radikal İslamcıların operasyonu olduğuna neden inanmıyor? CHP’yi neden sağda buluyor? “Kendisine karşı karışık duygular içindeyim” dediği Cumhuriyet gazetesini okuyor mu?<br />
<br />
<br />
Özgür Mumcu, [<font color="red">Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. </font>  <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=login">Giriş Yap</a> ya da <a href="http://www.mnazim.com/member.php?action=register">Kayıt Ol</a>] için yönelttiğimiz soruları cevapladı.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>