Şuanki Zaman: 09.02.2010, 03:24 Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz.


Cevapla 
 
Derecelendir
  • 1 Oylar - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
Yazar Mesaj
M.Nazım GÜLER Çevrimdışı
Yazar
******


Üye Bilgileri
Mesajlar: 10
Katılma Tarihi:Dec 2008
Rep Puanı: 25
Mesaj: #1
BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?

Mardin, dünyada eşi az bulunur bir hoşgörü, huzur ve barış şehridir. Bu korkunç facia için Mardin’inin seçilmesi bir şansızlıktır. Mardin bunu hak etmiyor ve aynı zamanda bu olay, bölgeye karşı çok kalleşçe bir tuzaktır.

İnsanlıktan nasibini almayanlar, bukalemun gibi her renge bürünüp, Kürtlerin tarihini, kültürünü, örfünü, adetini, töresini ve yöresini, “olağanüstü hal” koşullarında, çok olağanüstü çabalarla, tüm hile ve tuzaklarıyla iğdiş edip, tüm maddi- manevi varlıklarımızı alt-üst ettiler.

Bölgeye düşman olanlar, Kürdün yüce seciyesini kendilerine sahiplenirken; kendi kirli ve barbar ahlakını, sanki Kürtlerinmiş gibi, tv haberlerinde yarattıkları “şok” haberlerle; %99 bölgemizle ilgisi olmayan uydurma senaryolarda, işledikleri hayali “töre” konularıyla, hem kitlelerin bilincini bulandırıp, hem de bu yoldan kazandıkları haram paralarla köşe oluyorlar. Tahribatları bilinçli ve şovencedir. İşte bu egemen zihniyetin eseri olan Mardin’inin, Mazıdağı (Şemrex) ilçesine bağlı, (Kürtçe adı Zanqırt olan) Bilge Köyündeki vahşetinin asıl nedenini ve müsebbiplerini gizleyerek, olayı Kürt halkına hakaret anlamına varan “töre” , aşiretçilik vb. yalanlarda dolandırarak, halkımızı aşağılık kompleksiyle boğmaya ve onları, kendilerinden nefret ettirmek için baskılamaya çalışıyorlar.

Kürt bölgesinde, devlet eliyle, yaşatılan toprak ağalığı ve buna bağlı olarak varlığını sürdürebilen aşiretçilik ve (kırılmasına rağmen) yer yer uç örneklerine rastladığımız kimi “töre” kalıntıları olsa da; bu köydeki olay ve vahşi katliamının asıl nedeni bunlar değildir. Belki, bunlarmış gibi görünsün diye, süsleme malzemesi olarak kullanılmak istenmektedir. Bu bilinçli bir senaryo ve kalleşçe bir oyundur. Belki olayın müsebbipleri, bu senaryoyu bilinçli olarak, piyasaya yaymak ve halkları bununla kandırmak, kamuoyunu uyutmak istiyorlar.. Kanalları için sahte Tv dizilerine yeni malzemeler çıkarıyorlar.

Bilge/Zankırt köyünde ağalık var mıdır ki, töresi olsun; bir kere bu olayların failleri ve kurbanları olan şu an ki köylüler, bölgeye koruculuğu silah zoruyla dayatan devletin, silahlı çeteleri ve bu köyü işgal edenleridirler. Devlet, zamanında bunları da yanlarına alarak, köyün asıl sakinlerini, koruculuğu kabul etmedikleri için, zorla köylerinden göç etmelerini sağlamışlardır.

Gerçekte bu köy, bitişiğinde “Sultan Şeyhmus” adıyla bir evliya yatırı ve ziyaretgâhı bulunan bir mesire yeri olup, Kürdü, Arabı, Çeçeni, Süryanisi bir arada piknik yaptığı bir barış ortamına sahiptir. Bölgenin en yeşillikli alanlarındandır. Koruculuk o mekanı da kirletmiştir.

“Töre” ve namus diye bir uydurma bahane attılar ortaya; kim niye attı, aslında bellidir, gerçekleri saptırmak amaçlıdır. Önceleri, öldürülenlerden bir gencin deniyor;(kim bu genç, bari bir isim de uydursalardı(!)), saldırgan taraftaki bir kıza deniyor;(hangi kız; ona da bir ad bulamadılar(!)) tecavüz etmiş de, gelin adayı kızcağızı bunun bedeline istemişlermiş de, kavgasını sürdürmüşlermiş de, iş buraya gelmişmiş!.. Yalan. Şimdi de “Şıh Mehmet”in hanımıyla 2 yıl boyunca yasak aşk yaşanmış da (kim onunla yasak aşk yaşamış; bir kadını ve kocasını rencide ediyorsunuz da, failin adını gizlemek mi ahlakınıza zor geliyor(?)) ve güya bu “Şıh Mehmet” o hırsla; “herkesi öldürün, kimse sağ kalmasın” demişmiş!.. Yalan. Eğer “Şıh Mehmet” bunu söylemişse, söyleme bahanesini değil de, asıl nedenin ne olabileceğini sorgulayarak olaya yaklaşmak gerekir. Bu yavan bir gerekçedir çünkü.

Bu olayın, içine maydanoz olsun diye, “kızı karşıya verdirmeme” da olsa, tecavüz de olsa, kişisel rant da olsa, asıl nedeni başka olmak zorundadır; çünkü olayın çapı ve kapsamı bu bahanelerin toplamını aşacak ölçüde, bölge karakterine uymayan adet dışı ve insanlık dışı vahşi bir politikayı barındırıyor.
Bu bir inkâr ve imha politikasıdır; hakları inkâr; varlıklarını imha amaçlıdır. Bu olayın, Kürt sorununda barışçıl girişimlerden söz edildiği, PKK’ nin 1 Haziran’a kadar ateş kestiği, Federal Irak Kürdistan’ında çok geniş katılımlı ve sonuç alıcı karakter sergileyen bir “Kürt Konferansı”nın gündeme geldiği bir döneme rast gelmesi, herkesi çok düşündürmelidir.

Burada, kadınlar ve çocuklar, tamamen masumdurlar; ancak, öldürülen erkekler gibi, olayın faili diye yakalananlar da masum bir geçmişe sahip olmadıkları ortadadır. Bir kere hepsi koruculuğu kabul edip, köyün topraklarına el koymuşlar ve önceki köy sakinlerini göçe zorlamışlar; kimden destek ve güç aldılar; kimin silahıyla bunu yapabildiler bellidir.. Niye yaptılar bunu; “terör”e karşı gelmek ve devlete sahip çıkmak için miydi? Öyle olmadığı açığa çıkıyor..

Diğer sebeplerden birisi, örneğin; oradan geçen petrol boru hattını delip, petrol çalmak yasal mıdır; devletin ekonomisini baltalamak olmuyor mu? Hem de devletin silahları gölgesinde!..

Edinilen bilgiye göre, vahşi katliamdaki evin sahibi eski muhtar Cemil Çelebi, 2003'te akrabaları ile birlikte köyün hemen yakınından geçen BOTAŞ'a ait Kerkük-Yumurtalık ham petrol boru hattını delip, sattıklarıyla kısa sürede trilyonlara ulaşan bir servet elde ediyor. Cemil Çelebi, vahşi saldırıda ölen Ali Çelebi ve Vahap Çelebi ile birlikte tam 2 ay boyunca boru hattından çaldıkları petrolün tankerini 20 milyar liradan satmışlar. Ham petrolü alan şebekeler, boya fabrikası adı altında açılan fabrikalarda petrolü işleyerek akaryakıta çeviriyorlarmış.

Peki bu olaylar, devletin askeri birimlerinden (Jitem vb.den) gizli olması mümkün müdür? Köy yakınındaki karakolun askerleri ve bu korucular, “terörist”lere karşı sürekli keşif ve takipteyken, koca petrol borularını gizlice delmek, köy yerinde kocaman tankerlerle motor gürültüsüyle taşımak ve ancak, zorunlu olarak asfalt yolun üzerindeki karakolun önünden geçirmek mümkünken, petrolü satmaya götürmek nasıl açıklanacaktır? Köylüleri kendi aralarındaki bir rant ile mi; yoksa işin arkasında olası daha geniş çaplı başka bir neden ile mi? Bölgede yine kaos yaratmak gibi..

Vahşetin failleri içinde adı geçen M. Sait Çelebi, bu kaçakçılıktan Cemil Çelebi’den daha çok para kazanmak istemişti, deniliyor. Koruculuk yapan M. Sait Çelebi, köyün JİTEM ile irtibatlı tek “derin” korucusu olarak biliniyormuş. Tehdit ve şantajla kaçakçılığa ortak olan Çelebi'nin JİTEM'deki dostları sayesinde kaçakçılığın kendi leyhinde devam etmesini sağladığı iddia ediliyor.

İddiaya göre, bir gün bu köyde ortaya çıkan rantın paylaşımı konusunda tartışma çıkmış ve Cemil Çelebi, köyde 1 gecede 350 milyar lira dağıtmış, deniyor. Mardin'de 500'er milyara 3 minibüs hattı alan Cemil Çelebi'nin toplam servetinin 3 trilyona ulaştığı da iddia ediliyor. Rant bu kadar büyüktür. Bu konuda, araştırma ve inceleme yapılıyor mu bilmiyoruz; ancak bütün bunlar, bizleri, olayın asıl nedenlerine de götürebilir..

Kaçakçılık nasıl ortaya çıkıyor; 2003 yılıda M. Sait Çelebi, Cemil Çelebi ile rant paylaşımında sorun yaşamış ve M. Sait Çelebi, bir gece kaçakçılığın yapıldığı noktaya sabotaj düzenleyerek, orayı yakıyor. Yangın nedeniyle olaya müdahale eden yetkililer, ancak o zaman petrol kaçırıldığını tespit edebiliyorlar. Yani deşifre oluyor… Yapılan operasyonda, adı geçen 4 kişi ile birlikte Vahap Çelebi de gözaltına alınırken bir astsubay ve bir yüzbaşı da açığa alınıyor. Ancak, her zaman ki gibi, yeterli delil olmadığından kaçakçılık sanıkları yalnızca iki ay hapis yattıktan sonra tahliye edilmişler o zaman.

Bu köydeki korucular, bu vb. rant olayında sadece figüran olabilirler; böyle olaylar çaplarını aşar..
Töre ise, bir başka gülünç bahanedir. Töre, olduğu yerlerde, kız ve oğlan hedef alınır; eğer aileler de karşılıklı çatışmak zorunda kalırlarsa, kesinlikle ( töre kurbanı kız hariç) hiçbir kadın ve çocuklar hedef alınmaz..

Genellikle sevgilisine kaçan Kız ve yasak aşk yaşayan kadın dışındaki tüm kadınlar, (aşiret kültürü geriliğine rağmen) namus ve kutsal sayılır aşiret töresine göre.

Örneğin, iki aşiret silahlı çatışmada, birbirlerinden adam öldürdükleri sıralarda bile, iki tarafın kadınları, eşlerine gıda vb. yardım götürebiliyorlar ve değil onlara dokunmak, onlara laf atmak bile her aşiret için onursuzluktur ve söz konusu o aşireti küçük düşürmek sayılır.

Ya da iki büyük aşiretin kanlı kavgası arasında, barış için, daha büyük aşiretlerin ileri gelenleri araya girip çözemediği bir durumda, bir tarafın sadece bir kadını, ortaya çıkıp, “kofi”sini (başlığını veya baş örtüsünü) çatışan iki aşiret liderinin arasında yere atarsa iş biter, çatışma son bulurdu. Çünkü, o saatten sonra çatışmayı sürdürmek o kadının şahsında “namus”u ayaklar altına almak olur ki, bu da aşiret kültüründe, o aşireti dışlayıcı rezil bir sona götürür...

Diğer bir örnekte, aşiretin öldürmek istediği bir erkek, şayet karısının arkasına saklanır ve ona sığınırsa, öldürülmekten kurtulur. “Töre” denecekse işte Kürt töresi budur .. Yoksa böyle katliamlar töreye girmez, giremez.. Kürt töresi, Türk TV kanallarının uydurma dizilerinde olduğu gibi değildir; o uydurma senaryoları yazanlar kendileri uydurup kendileri oynuyorlar; halkların duygularını sömürüp günü kurtarmaya çabalıyorlar; gerçi bunun da artık cılkı çıktı. Kimi diziler, Kürt bölgesinde ya çekim yapamıyor veya çekilince de film setinde saldırıya uğruyorlar; çünkü yöre halkı, onların senaryolarını kendilerine hakaret sayıyorlar…

Peki aynı köyde yaşayıp akraba olan bu insanlardan nasıl böyle canavar figüranlar çıktı, çıkabiliyor?!..

İşte bunun sosyolojik ve psikolojik nedenlerinin köklerine inmek lazımdır. Burada gerçek bilim adamlarına büyük işler düşüyor. Yerinde, onurlu bir araştırma yapıp, doğruları halka açıklamalıdırlar.

Her şey, devletin Kürt sorununa bakışında ve icraattaki politikalarında saklıdır. Cumhuriyetin başından beri, demokratik olmayan bu devlet, Kürtlerin tarihine, kültürüne, diline, “inkârcı ve imhacı” yaklaşmıştır. İlkokuldan başlayarak, okullarda, yurtlarda ve kışlada Kürtçe konuşmak Kürtlere yasak edilmiştir. Kürtlerden bahsetmek, Kürdüm demek tabu olarak görülmüş; kurala uymayanlar, baskılara, işkencelere, hapislere maruz bırakılmıştır. Bu bir halkın, tarihine, kültürüne, kişiliğine karşı bir devlet terörü değil de neydi? Şimdi, daha yeni kimi gerçeklerin farkına varanlar oluyor; ancak bazıları da bu gerçekler, onları yanıltsın diye, çözüm yoluna da takos koymaya çalışıyorlar.. Ergenekon davasında görüldüğü gibi..

PKK’nin silahlı mücadelesi başlayınca, önlem olarak başvurulan ”Koruculuk” sistemini yerleştirmek ve yaygınlaştırmak için, köylerde yaşanmadık baskı ve zulüm bırakılmadı. Köyler yakıldı, yıktırıldı; Köylülere dipçik zoruyla baskılar yapıldı. Köylüler, ya topraklarını, hayvanlarını, evlerini bırakıp göç edecekler; ki bu durumda malları, mülkleri, davarları, ekinleri diğer (belki hasım) köylerden olan korucular tarafından ordu gözetiminde talan edilirdi veya kendi halkına karşı, kendileri de korucu olurlardı. Bir çıkmazla karşı karşıya bırakılıyorlardı.

Silahı alanlar, pkk’den çok diğer köylerdeki kendilerine katılmayan halka baskı yapmayı görev saydılar.. Diğer köydekilerin birçoğu da ya akrabaları veya önceden dostlukları olan tanıdıklar olurdu. Bu durumda, tanıdıklarına silah doğrultmak zorunda bırakılan korucunun psikolojisi nasıl olabilir?. İğdiş edilen bir kişilik ile iç bunalımlar yaşamazlar mı? Münferit olsa da, kimi köylerde, timler, korucuları nöbete yollayıp, kendi evlerinde namuslarına, kızlarına da el atmışlarmış; evlendirmelerine karar verilmiş kimi kızların, intihara başvurmalarının gerisinde böyle düşürülmüş nedenler de az değildir, denildiğine göre..

Yani korucular, kendi halkına karşı eline devletin silahını alması yetmemiş gibi, gidip kendi köylülerine baskılar yapıyor; o yetmiyor akrabalarını dahi kendileri gibi korucu olmaya zorluyorlar..

Neden; çünkü Kürt halkı, koruculuğu kendisine karşı bir ihanet öngörüyor, onlara “cahş/hain” dedikleri için; koruculuğa mecbur bırakılan korucular da, bu yolda yalnız kalmasın (onları aşağılayacak kimse kalmasın) diye kendi yakın akrabalarını dahi bu işe zorluyorlardı. Bunu yaparken de zaman içinde hiçbir insani kural tanımıyorlardı, her türlü kötülüğe başvuruyorlar... Askerin yanında, sözüm ona “terörist” gizleyebilir bahanesiyle bütün bodur ormanları bile yaktılar.. Başkalarının kızlarına, mallarına, göz dikerken sıra kendi namuslarına gelince, susacak kadar kişilikleri sarsıldı, davacı bile olamıyorlardı.. Koruculuk kalksa bile, onların hepsi belli bir süre terapiden geçmesi gerekir.

Dönüşü olmayan bir yolda, imhacı bir canavara dönüştüler kimi korucular... Nitekim bu olayda da, eski muhtarın silahını bırakıp ticarete atılmaya karar verdiği de söyleniyormuş iddialar arasında.. Geride kalacak olan korucuların ve Jitem’ in olası kirli sırlarına sahip olunca, imha edilmelerine karar verilmiş de olabilir. Zaten saldırganlar, çoluk çocuk herkesin öldürülmesinin gerekçesinde, olayı PKK’ nin üzerine atıp konuyu saptırmak istemelerinin asıl nedeni, eski muhtar tarafının koruculuk silahını bırakmak istemeleri de pek ala olabilir… Karakol beş dakikalık mesafedeyken ve silah sesleri orada duyulabiliyorken; üstelik olayın mahiyeti karakola anında haber verilmişken, yanlarında nöbet tutan o köyden bir korucunun ikazına rağmen neden askerler müdahale etmediler ve ancak iki saat sonra olay yerine gidebildiler?!.. Zaten köydeki tüm silahla tarama olayı da on beş dakikalık bir süre içinde son bulmuştu. Karakolu töhmet altında bırakmak istemiyorum ; ama acaba herkesin öldürülmesi ve geride kimsenin sağ bırakılmaması mı beklenilmişti?! Umarım sorgularda karakol aklanır veya onları yanıltan varsa o da ortaya çıkarılır...

Soruşturmada örfü adeti, töreyi, kişisel rant vb. dışarıya karşı göstermelik olan saptırma bahaneleri bir yana bırakalım da; belki bunlardan da hareketle çok yönlü sorgulamalarla, olayın asıl nedenlerine ulaşmak gerekir.. Çünkü, bu olayda, eğer geride tanık kalmayıp olay PKK’ in üzerinde kalsaydı, nasıl bir toplumsal kaos gelişecekti ve nasıl bir askeri infial yaratılacaktı, bunu görüp, iyi düşünüp, değerlendirerek, doğru gerekçeleri bulmak için bu olay çok yönlü sorgulanmalıdır..

Bilinmelidir ki, Kürt halkı böyle bir “töre”yi üstlenmiyor; bunu kimler uyduruyorlarsa bu “töre”nin uygulayıcıları da onlardır..

Lanet olsun ve nefretle kınıyorum!.
M.Nazım GÜLER -10 Mayıs 2009
11.05.2009 00:10
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
nothing Dışarıda
Vefalı Üye
*


Üye Bilgileri
Mesajlar: 903
Katılma Tarihi:Jun 2008
Rep Puanı: 51
Mesaj: #2
RE: BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
Hiç bir sebeb gerekçe cana kıymayı haklı kılmaz.Üstelik hiç bir şeyden habersiz ,korunmasız çocuk ve kadınları acımadan gözünü kırpmadan öldüren insanlıktan nasibini almamış vahşiler cezasını çekmeliki ,öksüz ve yetim kalan çocukların yüzüne bakılabilsin.

Kınıyorum bu katliamın sorumlularını ...

Gücün bütün yollarından geçtim,Karanlıkta bir yüz olmayı seçtim,anladım ki benim için yaşamak budur,bir işe yaradığını bilmek ve fotoğrafta görünmemek...
11.05.2009 15:00
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
petek Çevrimdışı
Hızlı Üye
***


Üye Bilgileri
Mesajlar: 518
Katılma Tarihi:Aug 2008
Rep Puanı: 28
Mesaj: #3
RE: BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
kesinlikle notinge katılıyorum...

aşiret ağalığını, şıhlığı, töreyi ve onun kanunlarını kabul etmiyoyurum, en kısa zamanda bunların kaldırılması için çok acil devlet çalışmalıdır, görülüyor ki o yörenin halkı bu konuda aciz kalıyor, onları aşıyor bu durum, artık bu insanlarda birilerinin buyurganlığından çıkarılmalıdır, kurtarılmalıdır diyorum..

aslında burada istenilen koruculuğun kaldırılması, şurda katılabilirim, kürt vatandaştan korucu yapılması çok yalnış, önce onu ifade edeyim, korucuların türk olması ve çok iyi eğitim almış, vurucu timlerden olması gerekirdi, ya korucuları asker kendi eğittiği timlerden getirecek bu göreve yada orada süresiz sıkı yönetim uygulayacak, çünkü o yöreler boş bırakılmayacak yöreler, asker hem halkı koruyacak hem topraklarını koruyacak pkk illetinden, bakın o zaman oralarda bu tarz olaylar olacakmı, eğer huzurlu ve sukunet içinde yaşamak istiyorlarsa devlet bunu kesinlikle yapmalı, kürtten korucu olmaz...

* * * Gerçek dostlar yıldızlara benzerler, karanlık çökünce ilk onlar görünürler. * * *
11.05.2009 15:37
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
simeranya Çevrimiçi
Süper Moderatör
******
Süper Moderatör


Üye Bilgileri
Mesajlar: 529
Katılma Tarihi:Jul 2006
Rep Puanı: 67
Mesaj: #4
RE: BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
Devlet kirli ellerini temizlemedikçe bu olaylar devam edecektir. Dün bu tür olaylar "terör" adıyla belli örgütlere atılıp geçiliyordu, şimdinin farkı gelişen dünyada olaylar hakkında bize ezberletilen bilgilerden farklı bilgilerin de bölgeden yayılabiliyor olması. Bu nedenle sanki bugün yaşanılan trajedi yeniymiş sanıyoruz, oysaki bu trajedinin tohumları "devlet" eliyle bölgeye ekilmişti. Bazen de hasat biçiliyor işte böyle...

Devlet kirlerinden arınmadıkça, vatandaş sorunların ardındaki gerçek sorumluları bulmadıkça kan herkesin eline bulaşmış demektir, kimse kendisini temiz saymamalıdır.

Malcolm X'in ifadesiyle söylersek; insan ister oy pusulası kullansın, ister mermi. Kuklayı değil kuklacıyı vurmalıdır. Töre cinayeti ya da bölgenin adetleri gibi açıklamalarla bu olayları ifade edip sınırlamak yanlış ve eksik bir tanımlama olacaktır. Köylüler arasına silah değıtarak düşmanlık tohumlarının devamında başrol oynayan devletin hiç mi suçu yoktur?!






[Resim: mnazmgifler01nc7.gif]
[Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. Giriş Yap ya da Kayıt Ol]
11.05.2009 15:55
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
petek Çevrimdışı
Hızlı Üye
***


Üye Bilgileri
Mesajlar: 518
Katılma Tarihi:Aug 2008
Rep Puanı: 28
Mesaj: #5
RE: BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
devletin şurada suçu var fazla müsama göstermek, söylediğim şekilde olsaydı, halkın elinde ki silahları toplasaydı, o yörede tam bir silahsızlanmayı sağlıyabilseydi, buna ragmen yine silahlanıyorsa insanlar ömür boyu hapse mahkum etsey di oralar bugün süt liman olurdu, diğer illerden hiç bir farkı kalmaz herkes işinde gücünde olur, yörelerini kalkındırırlardı, kavganın yerini, düşmanlığın yerini sevgi ve huzur alırdı, hiç birşey geç değil, bu kötü olay siyasilere örnek olsun ki doğu ve güneydoğunun üzerine ellerini koysunlar birdaha hiç çekmesinler, emin olun ancak o yöre halkı huzuru böyle bulacak ben inanıyorum..

* * * Gerçek dostlar yıldızlara benzerler, karanlık çökünce ilk onlar görünürler. * * *
11.05.2009 16:07
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
zümrüt Çevrimdışı
Çabalı Üye
**


Üye Bilgileri
Mesajlar: 346
Katılma Tarihi:May 2006
Rep Puanı: 23
Mesaj: #6
RE: BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
Petek çok komiksin Panel4 silahları devlet dağıtıyor, hadi bilmiyorsun bari biraz haber dinlesen fena olmaz. Koruculuk diye bişey var, devlet adamlara zorla silah veriyor, silah istemeyeni de köyden kovuyor. Ya silah alacan, ya dağa çıkacan ya da köyden gidecen başka yolu yok. Senin gibi köşkten konuşunca tabe anlamak biraz zor oluyordur. Nazım Bey'in yazısını bari okuyabilseydin ne kadar açıklayıcı olduğunu görebilirsin.

Gerçekçi yazınızdaki yorumlar için teşekkürler Nazım Bey.
11.05.2009 16:19
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Dilşad Çevrimdışı
Çabalı Üye
**


Üye Bilgileri
Mesajlar: 289
Katılma Tarihi:May 2007
Rep Puanı: 16
Mesaj: #7
RE: BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
Kürt bölgesinde bütün kötülüklerin temelinde, arkasında, yanında adaletsiz, asker kafalı ve de Petek kafalı devlet vardır..
Devlet tüm güçlerini bölgeden çekmelidir; bölge herşeyiyle Kürt kalmalı ki, fitne, fesat, kötülük nerde ve kiminledir belli olsun..
Buyrun Irak'a bakalım, en gelişen, en adil, en güvenilir ve her halka hakkını teslim eden yeri, Kürdistan Federal Bölgesidir. Türk askeri devleti, oraya da burnunu sokuyor; Kerkük, Musul'u da dava ediyor..
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olanın akibetine düşecek bu gazapla giderse.. Hicazı da alsın, Atatürk oralarda da savaşmış; Yemen'i de istesin; istemiyorlar, neden; çünkü oralarda Kürt yoktur.
Kürtlerin varlığına düşman olmuş bu devlet, kendini değiştirmeğe çalışsa da engel olanlar, ergenekoncu, beton kafalı zihniyet takos koymaya çalışıyor hala.. Bakalım bölgenn tüm kötülükleri nereden kaynaklıyor;
Kürtleri inkar eden kim; devlet!
Köylerini yakan-yıkan kim; devlet!
Ormanlarını yakan kim; devlet!
Bölgede toprak reformu yapamayıp aşiretleri koruyan ve ağalarını kollayan kim; devlet!
Tarikat ve cemaatleri, asimilasyon maşası haline sokan kim; devlet!
Ateşkesleri tanımayan, barışı istemeyen, açılımları baltalayan kim; devlet!
Pkk'yi yaratan kim; devlet!
Kürtlerin birlik ve beraberliğini kasdeden koruculuğu yaratan kim; devlet!
Korucularla birlikte, bölgede silah, akaryakıt, eroin, esrar vs.işini örgütleyen kim; devlet!
Kürtlerin, Suriye tarafındaki akrabalarıyla görüşmelerini engellemek için binlerce dönümlük tarıma elverişli toprağımızı mayınlayan kim; devlet!

Artık yeter yav, böyle devlet düşman başına!..
Eşit, özgür ve eşitliği benimseyen demokrasi olacaksa olsun!..
Ya da "Êdi Bese!/ Artık Yeter!" diyecek Kürtler!..
Petek Hanom, senin devletin budur ve sen de onu layıkıyla temsil ediyorsun; devlet buysa, bizim olmadığı aşikardır...

[Resim: dilsad0042mx1.jpg]
11.05.2009 16:33
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
eslem Çevrimdışı
Üye
*


Üye Bilgileri
Mesajlar: 28
Katılma Tarihi:Apr 2008
Rep Puanı: 23
Mesaj: #8
RE: BİLGE KÖYÜ VAHŞETİNİN GERÇEK SORUMLULARI KİMLERDİR?
Bu millet ne zaman uyanacak. Uyanacak da devletin gerçek yüzünü görecek. Koyun gibi güdülmeye devam edersek daha çok şey gelir başımıza... Söylenecek ne varsa DİLŞAD söylemiş zaten... Yorumuna katılıyor teşekkür ediyorum...

[Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. Giriş Yap ya da Kayıt Ol]

Kalabalıklarda sus payı verilmiş kaldırımdır yüreğim...
Ve ihanetlere ateş açan bakışlardır hislerim...
11.05.2009 21:37
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


İletişim | |.::: Mnazim.Com :::.| | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi