Şuanki Zaman: 09.02.2010, 03:22 Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz.


Cevapla 
 
Derecelendir
  • 1 Oylar - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
GÜNDEME DAİR DÜŞÜNCELER
Yazar Mesaj
Hatice Adalar Çevrimdışı
Yazar
******


Üye Bilgileri
Mesajlar: 5
Katılma Tarihi:Dec 2008
Rep Puanı: 0
Mesaj: #1
GÜNDEME DAİR DÜŞÜNCELER
GÜNDEME DAİR DÜŞÜNCELER

Seçimlere yaklaşırken memleket gündemi kriz ile yoğruluyor, fakat yine de bir sukunet hakim. Son yedi yılda Türkiye'nin geçirdiği süreç ilerde bilimsel tez olarak incelenecek, sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve siyasal alanda ciddi çalışmalara kaynaklık edecektir.

5 Nisan krizi, 2001 krizi ve 2009 krizi kıyasalandığında toplumsal reaksiyon farkı ciddi akademik araştırmaların malzemesi olacaktr. Bu mevzuya "teğet" bir dokundurma yaptıktan sonra ikinci olarak silopi asit kuyularına değinmek istiyorum.

"Bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz" felsefesindeki CHP anlayışı aradan geçen yıllara ve gelişen çağlara rağmen bu ülkenin değişmez sessiz yasası hükmünü korumaktadır. İktidarda kimin olduğu mühim değildir; aslolan, bu yasanın sessiz sedasının hükmünü sürdürüyor olmasıdır.

Ergenekon davası sürecinde ve daha öncesinde yıllardır DTP ve bazı bağımsız milletvekilleri ile Refah Partili vekiller (mecliste ilk olarak gündeme getiren [Link gösterimi ziyaretçilere kapalıdır. Giriş Yap ya da Kayıt Ol]) doğuda gerçekleştirilen faili mechullere dikkat çekmiş, adres vermiş, hatta bir kaç ay öncesinde "asit kuyularını" bizzat ifade etmişlerdi.

O günlerde Türkiye kamuoyu bu konularda görüşlerini dile getiren, seçildikleri bölge halkının sorunlarını ortaya koyan ve çare arayan DTP vekillerini "ülkeyi bölmek ve vatan hainliği yapmak" ile suçlarken, bugüne geldiğimizde ünlü CHP valisi Nevzat Tandoğan'ın "Memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz!" felsefesince; Silopi'de asit kuyuları ortaya çıkacaksa onu da biz çıkarırız mantığının neticesinde bu kuyulardan haberdar olmuşlardır.

Oysaki bu bilgiler uzun süredir DTP vekillerince ifade edilmiş, çeşitli adresler gösterilerek savcılara mekan bildirimi yapılmıştı. Nihayetinde artık bu kuyulardan çıkan bilgiler DTP'li milletvekilllerini haklı çıkarmıştır. Yalnız merak ettiğim nokta şudur ki; DTP'li vekiller bu açıklamaları yaparken onları vatan hainliği yapmakla, ülkeyi bölmekle ve memleketi germek ile itham edenler şu anda nasıl bir halet-i ruhiye içerisindedirler?

Sorumu yine kendim cevaplayayım; kimsenin aradaki bu "etik" hassasiyetin farkında olduğunu zannetmiyorum. Çünkü iktidarda kimin olduğu değil, hükümet etme zihniyetinin tek parti CHP zihniyetinden farksızlığı ortadadır. Halka sirayet eden de işte bundan başka bir şey değildir.

Yaklaşan seçimlerle ilgili bir şeyler söylemek gerekirse "maganda" üslubunun hakim olduğu, seviyenin gittikçe yerlere düştüğü yeni bir seçim dönemi daha yaşıyoruz. Başbakan sokak çocuğu üslubuyla yedi yıldır herkese çatarken, sonunda Baykal da kendisinin üslubunda cevaplar verdiğinde, başbakan bu kez, "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" deyimince Baykal'ı küfürcülükle itham ediyor.

Başbakan alanda bu iradı yaparken meydanda kendisini dinleyen kaç vatandaşın aklına, aynı başbakanın daha bir kaç hafta öncesinde Sinop'ta görevlilere kızarak "Şimdi beni küfrettireceksiniz!" dediğini hatırlıyordur?

Toplumsal zihin tutulmasının bariz pek çok örneğine son bir örnek olarak bunu verdikten sonra seçimin Samsun esintilerine değinelim.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Çerkes asıllı Yusuf Ziya Yılmaz ikinci kez AKP'den adaylığa devam ediyor. Biri ANAP olmak üzere geçtiğimiz iki dönem başkanlık yapan Yılmaz'ın Samsun'un çehresine yaptığı yenilikler yok değil. Bunlardan birisi kendi adını verdiği Samsun otogarı. Yalnız burada bir noktaya dikkat çekmek ve önemli bir tiyo vermek isterim; otogarda bekleyecekler soğuğa kesinlikle hazırlıklı olmalıdırlar. Çünkü devasa bir uçan daireyi anımsatan otogarın ısıtma sistemi yok ya da varsa da çalışmıyor. Netice de otogarın içerisi buz kesiyor. Soğuk havalarda yolu düşecekler şimdiden buna hazırlıklı olmalıdırlar.

Bir diğer yenilik olarak eski Rus pazarının ıslah edilerek yeni, kapalı bir mekana dönüştürülmüş olmasını söyleyebiliriz. Yemek ve kafe gibi alanların da içerisinde istihdam edildiği yeni çarşı daha düzenli ve kullanılabilir olmuş. Temsili Bandırma Vapuru ve sahil düzenlemesi de yürüyüş parkurları ve oturma alanları için geniş mekanlar oluşturmuş. Dilerim bu alanlar ağaçlıklı, gölgeli şekilde tanzim edilierek banklardan faydalanmak daha verilmli kılınabilir.

Fakat Samsun'un alt yapı sorunu ne durumdadır derseniz, yaşadığımız tecrübeler göstermiştir ki düşen her damla Samsun caddelerini yine sele dönüştürüyor. Sel baskınlarının da yaşandığını bildiğimiz Samsun'un bu makus talihi henüz devam ediyor. Edindiğimiz izlenimler böyledir.

Gelelim diğer adaylara... Öncelikle Saadet Partisi'nin ev ev, kapı kapı çalışmalarını Samsun'da da sürdürdüğünü söyleyelim. Özellikle genel başkan Numan Kurtulmuş'un yapmış olduğu miting, partililere yeni bir ivme kazandırmış görünüyor. Coşkulu kalabalık ve ilgili dinleyiciler gözlerden kaçmamıştı.

Hatta mitingi dışardan izleyen vatandaşların "Buraya oy verecekler geliyor, diğerleri gibi ordan burdan toplama değil." şeklindeki yorumlarına kulak misafiri olmuştuk. Vatandaşların da gözünden kaçmayan bu duruma göre Saadet Partililer çalışmalarını hızla ve yılmadan sürdürdürürlerken toplumun kendilerine olan sevgisinin farkında olduklarını ifade ediyorlar. Fakat bu sevginin oya da dönüşmesi gerektiğinin de altını çiziyorlar.

Burada galiba biraz Osman Yüksel Serdengeçti durumu mevcut. Rivayetlere göre Serdengeçti seçim çalışmaları yaparken vatandaşlar kendisine sevgilerini gösterip, "canımız sana feda, kalbimiz senin" gibi sözler sarfettiklerinde Serdengeçti; "Ben sakatatçı mıyım, ne yapayım böbreğinizi, kalbinizi, bana oyunuz lazım!" diye latifeyle çıkışırmış. Sanırım Saaadet Partililerin bu aralar karşılaştıklar durum en çok buna benziyor; Avukat Hasan Tahsin Şengül'ün projelerini gerçekleştirmek için sevginin yanısıra oya da ihtiyacı olduğunu hatırlatıyorlar.

MHP'ye gelirsek; partililer Samsun genelinde çıkacak sonuçlardan oldukça umutlular. Yapılan yoklamalara bakıldığında Samsun il genelinde rüzgarın kendilerinden yana döndüğü görüşündeler. Büyükşehir belediye başkan adayı ise İbrahim Özyer.

CHP'liler Muzaffer Önder başkanlığına duydukları hasret ile yeni bir "Önder" misyonu kurmayı hedefliyorlar.Büyükşehir adayı Mehmet Atalay için kullanılan "Samsun'un Yeni Önderi" sloganı da bunun bir göstergesi. Mehmet Atalay Samsun'a "dürüst, şeffaf, hesap verilebilir ve katılımcı bir yönetim" vaad ediyor. Burada bir noktayı hatırlatmadan geçmek olmaz. CHP Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Atalay, Ondokuzmayıs Üniversitesinde Rektör Ferit Bernay döneminde rektör danışmanlığı görevinde bulunmuş.

Bu haftaki yazımızı daha fazla uzatmadan Samsun'da yaşayan ve zaman zaman da ziyaretlerde bulunan bir vatandaş olarak hangi başkan adayı seçilirse seçilsin, dileğim; Samsun'u "dilenci kenti" imajından kurtarmasıdır. Her memleketin bir şeyleri meşhurdur, Samsun'un ise dilencileri meşhurdur. Dilerim yeni başkan bu çirkin konuya bir çözüm bulabilir ve Samsun'u dilencileri ile meşhur olma özelliğinden kurtararak; ekonomik kaynakları, gelişmişliği ve düzenli altyapısı ile örnek bir şehir haline getirebilir.

Son olarak iki konuya değinerek yazımı bitirmek istiyorum. İlki; Tarih Vakfı ve İnsan Hakları Vakfı'nın AB desteğinde hazırladığı, Ders Kitaplarında İnsan Hakları Raporu'ndan çıkan neticenin öğrencilerin "askerleşmiş" eğitime tabi tutuldukları ve çocuklara "militarizm" aşılandığıdır.

Bu tespiti dile getirenler mimlenirken şimdi bu tespit AB kriterleri gereği ilan ediliyor. "Kendi yurdunda garip, kendi vatanında parya" deyimini onikiden vuran bir örnek olay durumunu yaşıyor olsak da, yine de bu gelişmeyi olumlu karşılıyorum.

Öte yandan Darfur sorunu da "islamcıları" analizde turnusol kağıdı işlevi gören bir başka örnek olay. Sudan'da siyah olmayan müslüman yöneticilerin siyah müslümanlara karşı gerçekleştirmiş olduğu "katliamdan" bahsediyoruz. "Bölünme paranoyası" sorunsalı Sudan için de gündemde olan bir konu, bizim ülkemiz için de ne kadar tanıdık bir sendrom. Müslüman halkların öteki müslüman kardeşlerinin haklarını gasbetmek için ardına kadar sığındığı "işlevsel yalan" ne yazık ki müslüman ülkelerinde kol geziyor. Gazze kahramanı "islamcılar" bu mevzuda galiba "siyahi feryatları" işitemeyecek kadar "cihad" ile meşguller.

Yazımı bitirirken Halepçe Katliamında can verenlere Allahtan rahmet dilerim. Geride kalanlara, yollara düşenlere, insanlık çağının yaşadığı büyük dramlardan birini yaşamış olmalarına rağmen kimliklerinden ötürü ötelenen tüm Kürt kardeşlerime selam ederim. Allah bir daha böyle bir zulüm yaşatmasın.

Hatice Adalar (15.Mart.2009)



16.03.2009 17:16
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


İletişim | |.::: Mnazim.Com :::.| | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS Beslemesi