Son günlerde Türkiye'nin orasından burasından petrol çıkmaya başladı, bir anda fışkırıyor da fışkırıyor, nasıl olduysa )) Bölünmez bir bütün olan yüce devletimizin tabiri ile Kuzey Irak denilen, coğrafi adı Güney Kürdistan olan bölgenin böylesine çok ciddi projelere ev sahipliği yapması o bölgeler için işlerin şansa bırakılamayacak kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Tabi kim açısından İsrail açısından.
...
Ben bu paragrafı anlamadım. (Var olan ve de varlığı bilinen rezervler şimdi İsrail'in çıkarlarına uygun olduğu için bulunduğu yerden fışkırtılıyor dediğin zati anlaşılıyor. Bunu belirteyim ki; bunu anlamayacak ne var demeyesin. Ben Kuzey Iraklı kısmı anlamadım.) Ne yani İsrail'in Kuzey Irak'ta etkisi yok mu demek oluyor bu şimdi? Eğer öyle demek ise mantık bunu kabul edemeyecektir. Ya da şu demek olabilir; (İsrail için) Türkiye çantada keklik ama Kuzey Irak çantada keklik değil.. Bu da mantık dışı..
Biri gelir sorarsa
Sana beni sorarsa
Gitti der misin
Gittiğimi söyler misin
Gidiyorum ben sana
Benimle gider misin.
Sertac'a ben de katılıyorum.
Vaha Hanım, onca yazı içerisinden yine bir "kılçık" yakalamış onunla uğraşmaya başlamış, fakat bu arada kaçan balık büyük oluyor.
Yazılara baktığımızda ülke için ciddi konuları içeren çok şey yazılmış, bunların içerisinde ciddi tehlikeli bölümler var, kimin hamlesi neye yarayacaktır, ne olacaktır bizler için bir muamma. Fakat bunlar kimin umurunda! Hele Vaha Hanım'ın hiç umrunda değil, çünkü O, "memurum işini bilir" söyleminin çıkış kaynağı olan "devlet baba sen çok yaşa" mantığından bir milim sekmiyor.
Bakü-Ceyhan-Aşkelon boru hattı ile Türkiye'nin yıllardır ne paralar sarfedilerek yapılan ve karşılığının fazlasıyla alınacağı söylenip, derin ümitler bağlanan limanı bir anda devredışı kalacak görünüyor. Ekonomik açıdan büyük bir çöküş...
Tabi bu konu Vaha'yı ilgilendirmez, O'nun tek bir derdi vardır; "Şu Kürtler var ya, ya bir de devlet olurlarsa ne yaparız?" endişesinden dudakları uçuklamıştır. Hani diyesidir ki; "Türkiye'de batarsa batsın da yine de şu Kürtler devlet olamasın."
Eğer aksi bir durum olsaydı Türkiye'nin can damarı olan konularla daha fazla ilgilenmesi gerekirdi. Mesela bu boru hattının Türkiye'ye getirisi/götürüsü ne olacaktır, bunu sorgulayabilmesini beklerdim. Boru hattının çevresi sürekli ölüm koktuğuna göre buraya gözünü dikenler var ki, herkes birbirini boğmaya çalışıyor demektir.
GAP içerisinde gerçekleştirilen projelerin amacı nedir? GAP içerisindeki şehirler hangileridir ve neden onlar seçilmişlerdir?
Şu toprak satışı olayını ben de merak ediyorum, neden hiç bir şey bilmiyoruz bu konuda? Türkiye pasaportu alan ya da bazı bölgelere yerleşen yabancı nüfusun oranı nedir, şu Türkiye doğumlu olmak ne iştir, bileniniz var mı?
Bundan bir kaç yıl önce, küçük bir şehirde papazlar geziye gelmişlerdi. Ve şehrin tüm detaylarını çok iyi bilerek, beraberlerindekilere anlatıyor, gezi kılavuzluğu yaparken bir yandan da incelemelerde bulunuyorlardı. Bir karadeniz şehriydi ve öyle çok da turistik bir gezi kafilesine benzemiyorlardı. Acaba bunlar ne işlerdir Vaha Hanım dersiniz?
Sorular gittikçe çoğalıyor ve hep de Vaha Hanım'ın çalışmadığı yerlerden çıkıyor. O da kendince haklı, resmi tarihin tabularını zihnine öyle bir yerleştirmiş ki, ulus devlet mitinin gönüllü elçisi ve en başarılı öğrencisi olmuş. Çalışmadığı derslerle zorlayıp durmayalım, nasıl olsa diplomasını bizden alacak değil ya.
Bazan sizi anlayamıyorum bu da öyle anlardan biri..
"...Türkiye'de misyonerlik faaliyetleri, birçok ülkede faaliyette bulunan Ermeni Toprakları Merkezi, Avrupa Kiliseler Birliği, Ortodoks Kiliseler Birliği, Dünya Kiliseler Birliği üyesi kişiler tarafından sürdürülüyor. Son zamanlarda misyonerlik faaliyetlerinde Türklerin sempatisini kazanmış oldukları için Güney Kore vatandaşlarının da kullanılmaya başlandığına işaret ediliyor. Raporda, misyonerlik faaliyetlerinin Karadeniz'de Pontus, Güneydoğu'da Yezidilik, Keldanilik ve Hıristiyan Kürtler, Doğu Anadolu'da Ermenilik, Ege ve İstanbul'da ise Hıristiyanlığın eski toprakları şeklinde gündeme geldiği açıklanıyor."
Hal böyle iken sizler de zati bunu derken (yani herkes kendi toprağına hakim olmalı) bunları niçün sorguluyorsunuz ki? İnsanlar kendi toprakları için ve de hakları için mücadele ediyorlar..
(Biliyorum, siz bu ülkeyi çok seviyorsunuz.)
Biri gelir sorarsa
Sana beni sorarsa
Gitti der misin
Gittiğimi söyler misin
Gidiyorum ben sana
Benimle gider misin.
Bizim söylediklerimizden hiç bir şey anlamadığın bir kez daha ortaya çıktı bu yorumunla.
Senin ülke sevgisinden anladığın şey, Ergenekoncuların sevgisinden başka bir şey değil, bu nedenle beni anlamanın artık mümkün olmayacağını ben anladım, seni de yorduk bunca zamandır ama zor bu iş zor ))
Aslında senin de anlamadığın söylemlerinizden yansıyanın bu olduğudur.
Sen hakkını alırken öbürüne hakkını alamazsın diyemezsin değil mi? Zaten Türkler bu topraklarda işgalci, hatta Türk diye etnik bir köken yok..Eee... Herkes kendi kendini yönetsin o zaman (bunu sırf kültürel ve insani haklar adına istiyorsunuz yoksa amaç ırkçılık değil biliyorum).
Ben yorulmuyorum canım yazdıklarınızı okuduğum an aklımadan geçenleri yazıyorum o kadar.
Biri gelir sorarsa
Sana beni sorarsa
Gitti der misin
Gittiğimi söyler misin
Gidiyorum ben sana
Benimle gider misin.