
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
SERTAC Profesyonel Üye



Kayıt: 26 Eyl 2005 Mesajlar: 2248
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 12:55 am
Mesaj konusu: HALEPÇE: İNSANLIĞIN ÖLDÜĞÜ YER.. |
|
|
16 Mart 1988'de insanlık ölmüş, islam lâl olmuştu... Kimisi de barbar olmuştu.. ((
KÜRDİSTAN - HALEPÇE ŞEHİTLERİNİN MEZARLARI VE ANITI İÇİN ÖZEL BÜTÇE...
15 Mart 2008
Peyamner PNA-Halepçe’nin Saddam rejimi tarafından kimyasal silahlarla bombalanmasının 20.yıldönümünün yaklaşmasıyla beraber Kürdistan Bölgesi Bakanlar Kurulu Başkanlığının aldığı bir kararla Halepçe şehitlerinin mezarları ve anıtı için 1 buçuk milyar dinar ayırdı.
Xebat gazetesinin haberine göre, Federal Kürdistan Bölge hükümeti sözcüsü Cemal Abdullah, “Halepçe şehitleri ve anıtına özel olan Bakanlar Kurulunun 1558 No’lu kararı ile Planlama Bakanlığı tarafından 1 milyar 382 milyon 838 bin dinar para ayrılmasına verildiğini’’ söyledi.
Abdullah, ‘’132 milyon 920 bin dinarın şehitlerin mezarı ve 1 milyar 248 milyon 918 bin dinarın da Halepçe anıtı için olduğunu’’ söyledi.
Bakanlar Kurulunun, Ekonomi Bakanlığı’na bu proje için gereksinimlerin yapılmasının istendiği belirtildi. _________________

En son SERTAC tarafından Sal Mar 18, 2008 11:02 am tarihinde değiştirildi, toplam 2 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
SERTAC Profesyonel Üye



Kayıt: 26 Eyl 2005 Mesajlar: 2248
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 1:04 am
Mesaj konusu: |
|
|
Müslüman Türk İlahiyatçılar...
Türk ve müslüman sözcüklerinin yan yana geldiğini gören Kürtler; kendilerini, kâbuslu rüyalarla geçecek, uzun bir geceye hazırlamak zorundadırlar.. Türklerin köle; müslümanlarında üvey kardeş olarak gördükleri Kürtlerin; bu iki unsurdan çektiklerine, önce Allah; sonra tarih; daha sonrada; tüm insanlık alemi şahittir...
10-Mart-2008 tarihli;Yeni Şafak gazetesinde; Müslüman Türk ilahiyatçılarının; Kürt sorununu tartışmak ve çözüm üretebilmek için kollarını sıvadıklarını okuduğumda, çok şaşırdım....Ve aklıma daha önceleri neredeydiniz?... sorusu takıldı...
Üç bine yakın Kürt köyü yakıldığında, dört milyon Kürt köylüsü; evini barkını terkederek, İstanbul, İzmir, Bursa’nın gettolarına göç ettirildiğinde, neredeydiniz?....
Yüz binlerce Kürt evladı; Diyarbakır zindanında işkenceye tutulurken, yüzlercesi işkencelerde katledilirken, neredeydiniz?.....
Son yüz yılımızda; Müslümanlık; Türk, Arap ve Fars şövenizmleri tarafından siyasallaştırıldı...Bölgemizde ki; Arap, Fars ve Türk şövenistleri; İslamı istedikleri biçimde yorumlayarak, kendi çıkarları doğrultusunda kullandılar...
Saddam Hüseyin; kimyasal silahlarla, Halepçe’yi kana bulayarak, on dakika içinde 5000 Kürd mazlumu katletikten sonra, namaza durabiliyordu...
Hz.Muhamed’in kanunlarıyla; M.Kemal’in emirleri arasında sıkışan; hangisinin doğru olabileceğine bir türlü karar veremeyen, Türk Diyanet Başkanlığı; öldürülen Kürt çocuklarının, cenaze namazlarının kılınmayacağı doğrultusunda verilen saçma fetvaları, onaylıyabiliyordu...
Mukaddes camileri bombalayacak kadar hunharlaşan ve her gün yüzlerce insanı; terörist yöntemlerle katleden, El-Kaideciler, Allahın askerleri olarak adlandırılabilinirdi....
Bölgemizde çoğunluğu müslüman olan; Kürt milletine; İslam dünyası tarafından; üvey evlat muamelesi yapıldığı, tüm dünya tarafından bilinmektedir...Rus işgaline karşı direnen; Afganistan ve Çeçenistan halklarına yardım edebilmek için sıraya giren dünya müslümanları, Kürt halkının ulusal-demokratik hakları söz konusu olduğunda, sağır, kör ve dilsiz rölünü üstleniyordu...
Örneğin;İslam Ülkeleri Örgütü; Arap Birliği gibi müslüman kuruluşlar; Sadam Hüseyin’in; Enfal adı altında, Kürt Milletine karşı giriştiği soykırıma, göz yumdukları yetmiyormuş gibi, Kürt milletini suçlamak talihsizliğini de gösteriyorlardı...
Bunları belirtiken; Kürt sorununun tartışılmasını, engelemek gibi bir amacım olamaz..Tabii ki; herkesin Kürt sorununun çözümüyle ilgili; yapabileceği ve tartışabileceği şeyler vardır. Bu konuda yapılan çözüm önerileri; Kürtler tarafından sevinçle karşılanacaktır...
Ancak Yeni şafak gazetesinde görüş belirten ilahiyatçıların yazıları incelendiğinde, eskiden sık duyduğumuz, Türk-İslam sentezinin; yeni açılımlarından başka bir şey olmadığı görülür...Dünyanın hızlı değişimler geçirdiği bu çağda;Türk ırkçılığına tekabül eden bu tezlerin; yeniden ısıtılarak ortaya sürülmesi düşündürücüdür..
Eğer Türk ilahiyatçıları; Türkiye’de yaşıyan değişik milletler, dinler ve mezhepler arasında, gerçek barışın ve adaletin yerleşmesine katkıda bulunmak istiyorlarsa, yıllardır, Kemalizmin gölgesinde, tenefüs ettikleri, ciğer ve beyinlerini doldurdukları, Türk-İslam sentezciliğin kirli, zehirli havasından kurtulmaları gerekir...
Burada;Yeni Şafak gazetesinde; dizi halinde çıkan yazıları, detaylı ele almanın yeri ve gereği de yoktur.. Ama bu ilahiyatçılar arasında faşist eğilimli Prof Dr. Hayri Kırbaşlıoğlu; 50 yıldır ABD’nin yardım ve desteğiyle ayakta duran; Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi müslüman ülkeleri görmezden gelirken; Kürdistan Federe Devlet başkanı, Mesut Barzani’nin ABD ile kurduğu ilişkileri eleştirmesi bile, bu anlı sanlı; Türk ilahiyatçılarının gerçek amaçları ve yerleri konusunda bazı işaretler veriyor...
Bir de; Kürtler vardır, Kürtlerin hakları verilmelidir diyen, değerli bilim adamı İsmail Beşikçi’ye tahammül edemiyen, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinden, Prof., Dr. gibi ilmi ünvanlarını alarak çıkan ve aldıkları ünvanları korumasını becerebilen bu ilahiyatçıların, anlayış ve yapıları hakkında kuşkularımızı çoğaltıyor...
Yeni Şafak gazetesinin bu çabaları; iyi niyet gibi görünse de; 1935’lerde, Kemalistlerin; Dersim’de Alevi Kürtlerini soykırımına tabi tutmak için, zamanın ateist ve mason profesörleriyle; kurdukları itifakı çağrıştırıyor...(1935 yılında, Tunceli Kanunu hazırlanırken; M.Kemal; adlarının önünde prof ve dr ünvanı olan 65 ‘e yakın faşist ‘’bilim adamını’’ toparlayarak, sözde reformlar adı altında, Dersim’de ki Alevi Kürtlerin katledilmesine ferman çıkartmıştı...)
Yukarıda konu ettiğimiz ilahiyatçıların; yeni Kürt katliamlarına ferman çıkarıp çıkarmıyacakları, henüz belli değil ama ırkçı Kemalist cumhuriyetin; dindar çevreleri ve ilahiyatçıları da yedeğine alarak; mazlum Kürt milletine karşı kanlı, kirli oyunlar tezgahlama çabaları açıktır...
14-mart-2008
Battal Aziz
-----------------------------------------------------------
16 Mart Halepçe katliamının 20 yıldönümüdür.. 16 Mart 1988 yılında; katledilen, Halpeçe şehitlerine; Allah'tan rahmet diliyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum.....
Yazının kaynağı için tıklayınız
Not: Her "prof.", professör değildir; her "müslüman" da müslüman değildir.
Orospuya bile "orospu" demeyiniz; aslında orospu olan onlar değildir.. _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
SERTAC Profesyonel Üye



Kayıt: 26 Eyl 2005 Mesajlar: 2248
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 1:14 am
Mesaj konusu: |
|
|
Halepçe, Qamışlo, Beyazıt ve Gazi katliamları protesto edildi
15 Mart, 2008 - Aktüel Bakış
Batman, Van, İzmir, Ankara, Adana, Hatay ve İskenderun'da, Beyazıt, Halepçe, Gazi ve Qamışlo katliamları basın açıklamaları ve sessiz yürüyüş etkinlikleriyle kınandı. Etkinliklerde, Kürtlere yönelik katliamlara sessiz kalınmaması çağrısı yapıldı.
İZMİR
Aralarında DTP, EMEP, SDP, ÖDP ve ESP'nin de bulunduğu çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütü üyesi bir grup, Konak eski Sümerbank önünde, Beyazıt, Halepçe, Gazi ve Qamışlo katliamlarını protesto etmek amacıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, 'Gazi, Halepçe, Beyazıt, Qamışlo katliamlarını unutturmayacağız' pankartı açılarak, 'Bıji bıratiya gelan' 'Gün gelecek, devran dönecek, katiller halka hesap verecek' sloganları atıldı. Grup adına basın açıklamasını yapan Volkan Köse, ezen ve ezilenlerin kavgasında zoru ve şiddeti her derde deva gibi gören egemenlerin tarih boyunca onlarca katliama kan taşıdığını belirterek, 'Özgürlük ve eşitlik sevdasına panzerle copla yanıt vermeleri yetmediğinde kimyasal silahlar, hardal gazları kullandılar' dedi. 16 Mart 1978 tarihinde Beyazıt'ta 7 TİP'li öğrencinin, 16 Mart 1988 tarihinde Halepçe'de binlerce Kürt'ün, 12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi'nde 17 Alevi-Kürt yurttaşın, 2 Mart 2004 tarihinde Qamışlo'da 3 Kürt yurtseverinin katliama maruz bırakıldığını hatırlatan Köse, bu katliamların devrimcilerin, Kürt yurtseverlerinin hafızalarından hiçbir zaman silinmeyeceğini söyledi. Köse, son olarak, 'Gün dünyamızı katliamlarla kan gölüne çevirenlere karşı hesap sorma bilinciyle sokağa çıkma günüdür' dedi. Grup açıklamanın ardından Konak Kemeraltı girişine giderek burada 23 Mart'ta Gündoğdu Meydanı'nda gerçekleştirilecek Newroz kutlamalarına katılım çağrısı yapan bildiriler dağıttı.
BATMAN
İHD Batman Şubesi, Halepçe Katliamı'na ilişkin dernek binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, DTP Batman İl Örgütü yöneticileri ile sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Açıklamayı okuyan İHD Batman Şube Başkanı Av. Ferhat Bayındır, 'Katliam klasik silahlarla değil kimyasal ve biyolojik silahlarla yapıldı. Çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu Halepçe halkı katledildi. Bu katliam insanlık tarihinin utanç sayfasına 'Halepçe Katliamı' olarak geçti' dedi. Halklara karşı suç işleyenlerin cezalandırılması gerektiğini söyleyen Bayındır, 'Dünya halklarının yaşam hakkına böylesi zalimane tecavüzlerin sorumlularından hesap sorabilecek Uluslararası Ceza Muhakemesi statüsünün başta ABD olmak üzere, tüm devletlerce onaylanmasını istiyoruz. Halklara karşı suç işleyen, hangi devletin yöneticisi olursa olsun yargılanmasını istiyoruz' dedi.
VAN
Demokratik Toplum Partisi (DTP) Gevaş İlçe Örgütü binasında, Halepçe Katliamı'nı protesto etmek amacıyla 1 günlük açlık grevi başlattı. Açlık grevine DTP Bahçesaray İlçe Başkanı Faruk Göz ve DTP Gevaş İlçe yöneticileri de katıldı. Açlık grevini basın açıklaması ile duyuran DTP Gevaş İlçe yöneticilerinden Nevzat Kaçmaz, yüzyıllardır Kürtlere zulüm ve baskının yapıldığını söyledi. Kürtlerin bir çok defa katliam ve soykırımla karşılaştığını ifade eden Kaçmaz, 'Kürtlere en büyük katliamı yapan katilleri kınıyoruz. Kürtlerin bundan böyle aynı acıları yaşamamaları için birlik içinde olmaları gerekiyor' dedi. Bahçesaray DTP İlçe Başkanı Faruk Göz ise, Almanya'da Hitler tarafından yapılan soykırımın bir benzerinin 16 Mart'ta Kürtlere karşı gerçekleştiğini söyledi. Kürtlere yönelik yaşanan ve sürdürülen katliamları kınadıklarını ifade eden Göz, 'Barış bize çok uzak değil. Kürt halkı barış istemektedir. Kürtler artık acı çekmek istemiyor' şeklinde konuştu.
ANKARA
Halkın Kurtuluş Partisi üyesi bir grup, Yüksel Caddesi'nde İnsan Hakları Anıtı önünde, Halepçe, Kızıldere, Beyazıt, Gazi katliamlarını protesto amacıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, 'Devrim şehitleri ölümsüzdür', 'Katil sermaye hesap verecek', 'Laiklik yoksa özgürlük demokrasi yoktur' sloganları atılarak, Mustafa Kemal ile Lenin'in fotoğraflarını aynı bir arada bulunduğu pankart açıldı. Grup adına açıklama yapan Halkın Kurtuluş Partisi Ankara İl Başkanı Sait Kıran, Türkiye'deki ve Halepçe'deki katliamların emperyalist güçler tarafından yapıldığını belirterek, 'Kürt halkı Demirci Kawa'dan beri bir mağmadır için için kaynayan. Zaman zaman volkanlaşmasına rağmen, gerçek kraterinden püsküremediği için çıkış yolunu bulamamaktadır' şeklinde konuştu. Kıran, Kürtleri, Ordu Gençliğini, Aydınları omuz omuza vererek emperyalistlere karşı mücadele etmesi çağrısında bulundu.
ADANA
Adana'nın Ceyhan İlçesi'nde DTP Ceylan İlçe Örgütü tarafından Halepçe Katliamı'nı protesto amacıyla basın açıklaması ve sessiz yürüyüş yapıldı. Gazi Orhan Kemal Bulvarı'nda bir araya gelen binlerce kişi, 'Edî Bes e', 'Halepçe unutulmasın', 'Yeni Halepçeler olmasın', ''Yaşasın Newroz' dövizlerini taşıyarak Küçük Kırım Caddesi'ne doğru sessiz yürüyüş gerçekleştirdi. Burada basın açıklamasını okuyan DTP Ceyhan İlçe Başkanı Seyfettin Aydemir, bir çok ülkede yasaklanan kimyasal silahların, Kürtler üzerinde kullanıldığına dikkat çekerek, Halepçe Katliamı'na ABD'nin göz yumduğunu söyledi. Aydın, ABD'nin Irak'a müdahalesiyle, Saddam Hüseyin yakalanıp idam edilmesiyle Halepçe Katliamı'nı gündemden düşürerek tarihte anlaşılmayan bir olay olarak bırakıldığını dile getirdi. Açıklamanın ardından grup, 'Bijî biratiya gelan', 'Bijî Newroz', 'Halepçe unutulmasın' sloganlarını atarak dağıldı.
İSKENDERUN
İHD İskenderun Şubesi de dernek binasında Halepçe Katliamı'na ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Şube Başkanı Sadullah Çağlar, Halepçe Katliamı'nın insanlık tarihine utanç sayfası olarak geçtiğini belirterek, '5 binden fazla insanın katledildiği bu katliama ne uluslararası kurumlar yeterli tepkiyi gösterdi ne de dünya kamuoyu. Ülkeler arasındaki silahlanma yarışı bütün hızıyla devam ediyor. Dünya kaynaklarının önemli bir bölümü silahlanma ve savaşlara ayrılıyor. Barış talepleri ve çabaları ne yazık ki etkili olmuyor' şeklinde konuştu.
HATAY
Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) üyeleri, Hatay Merkez İlçesi Antakya'da Ulus Meydanı'nda basın açıklamasıyla Halepçe Katliamı'nı protesto etti. 'Barış için özgürlük, kardeşlik için eşitlik' pankartının açıldığı açıklamada, Kürtçe ve Türkçe sloganlar atıldı. Grup adına açıklamayı yapan Tuncay Yıldız, katliamın ABD destekli olduğunu belirterek, 'Kürt sorununda emekçi çözüm Türk ve Kürt halkının el ele omuz omuza özgürlükçü, demokratik, adil ve onurlu çözümüdür. Türk ve Kürt işçi ve emekçilerinin özgürce, eşitçe, kardeşçe birlikte yaşama isteğinin somutlaşmasıdır' dedi. Türkiye'de yaratılmak istenen Kürt düşmanlığı çizgisinin Türkiye halklarının çıkarlarına hizmet etmeyeceğine vurgu yapan Tuncay, 'Bu süreçle birlikte, iç savaş olasılığının bu tehlikeli yükselişten geçtiği açıktır. Böyle bir politika Türkiye egemen sınıfları ile ABD ve AB emperyalizminin çıkarlarından başka bir şeye hizmet etmez' diye kaydetti. DİHA
Haberin kaynağı için bakınız _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
münevver Moderatör



Kayıt: 04 Ekm 2005 Mesajlar: 4124 Konum: Mnazım.com
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 1:19 am
Mesaj konusu: |
|
|
Benden önce konuyu açmışsın Sertac...
Mail adresime çeşitli mail gruplarından mailler geliyor, dünyanın çeşitli bölgesindeki katliamlar ve zulümler hakkında duyarlılık çağrıları geliyor ama henüz Halepçe ile ilgili tek mail gelmedi ((
Halepçe sadece insanlığın öldüğü yer değil islamlığın da öldüğü yerdir ne yazık ki (
_________________
|
|
| Başa dön |
|
 |
SERTAC Profesyonel Üye



Kayıt: 26 Eyl 2005 Mesajlar: 2248
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 1:31 am
Mesaj konusu: |
|
|
AP'den Ergenekon ve Kürt uyarısı
14 Mart, 2008 - Aktüel Bakış
AP Türkiye raporunda Ergenekon'un üzerine gidilmesine dair öneri sürpriz oldu. Raporda Türkiye'nin Kürt sorununu çözmesi ve reformları hızlandırma çağrısı var. İşte çarpıcı notlar...
Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Ria Oomen- Ruijten, Türkiye'ye ''reformları hızlandırması ve kararlılıkla uygulaması'' çağrısında bulundu. Ayrıca, Ergenekon, Kürt sorunu, Dink Cinayeti, asker-sivil ilişkileri, yargının bağımsızlığı, 301.madde, reformlar ve yeni Anayasa'yla ilgili öneriler yer alıyor. İşte raporla ilgili haberlerden derlediğimiz önemli satırlar..
"YENİ ANAYASA DEMOKRATİK VE KAPSAYICI OLMALI"
Türkiye'de yeni anayasa hazırlıklarıyla ilgili çalışmalara yer verilen raporda, sivil toplumun geniş biçimde bu sürece dahil edilmesi tavsiye edildi.
Raporda, "yeni anayasanın insan hakları, temel özgürlükler, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin korunmasını garanti altına alması gerektiği" belirtildi ve "sosyal uyum ile din ve devlet işlerinin birbirinde ayrılması" gibi konuların önemine değinildi.
"AK PARTİ TAAHHÜTÜNÜ YERİNE GETİRSİN, REFORMLAR HIZLANDIRILSIN"
AA'nın haberine göre, kamuoyuna bugün duyurulan taslak raporunda, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti, 2008 yılının reform yılı olacağı hususunda taahhütlerde bulundu. Parlamentodaki güçlü oy çoğunluğunu kullanarak, bu taahhütlerin yerine getirilmesi ve reformların hızlandırılması zamanı geldi" ifadeleri kullanıldı.
"YARGI AİHM STANDARTLARINA GETİRİLMELİ"
Yargı sisteminin etkili hale getirilmesi için yapılan çalışmalara da atıfta bulunulan raporda, yargı reformunun öncelikle temel hak ve özgürlükler ve insan hakları alanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) standartları ile aynı çizgiye getirilmesi gereğine işaret edildi.
301.MADDE, ORDUNUN EGEMENLİĞİ
301. maddede hükümetin sözünü tutmadığını ima eden rapor, asker-sivil ilişkilerinde de ordunun tamamen siviller tarafından kontrol edilmesinde ısrarlı.
"KÜRTÇE KAMU HİZMETLERİNDE KULLANILMALI"
Vakıflar Kanunu'nun TBMM' den geçmesini de olumlu karşılıyor. PKK'nın terör örgütü olduğuna işaret eden rapor, örgüte bir an evvel, şartsız ateşkes çağrısı yapıyor. Raporun Kürtçe TV-radyo yayın isterken, Kürtçenin kamu hizmetlerinde de kullanılması isteniyor.
"KÜRT MESELESİNDE SÖZ TUTULMALI"
Türkiye'nin K.Irak'a orantısız güç kullanmaması gerektiğini kaydeden taslak, Irak ve Kürt bölgesel yönetimine de "topraklarını terör için kullandırtma" diyor. Taslak, Erdoğan'ın Almanya'da yaptığı ve büyük tartışmalara sebep olan "asimilasyona hayır, entegrasyona evet" konuşmasına atıf yaparak, Kürt meselesinde bu sözlerin unutulmaması gerektiğini ifade ediyor.
"ERGENEKON'UN ÜZERİNE KARARLI OLARAK GİDİLSİN"
Zaman gazetesindeki habere göre ise taslakla ilgili Ergenekon terör örgütüne yönelik uyarıların raporda yer verildiğine işaret ediliyor.
Ergenekon: Türk yetkililer Ergenekon hadisesinin üzerine kararlı bir şekilde gitmeli. Bu şebekenin devlet içindeki bağlantıları tam anlamıyla günyüzüne çıkarılmalı ve sorumluları adalete teslim edilmeli.
Raporda yer alan diğer öneriler ise Ermenistanla ilişkiler ve azınlıklara yönelik işlenen cinayetlerle ilişkili. İşte o satırlar...
"TÜRKİYE ERMENİSTAN'LA SINIRI AÇMALI"
Ermenistan: Türkiye, Ermenistan ile sınırını açmalı ve iktisadi ambargoyu sonlandırmalıdır. Geçmiş hadiselerin samimi ve açıklıkla bir barışma süreci içinde tartışılması için Türk ve Ermeni hükümetleri beraber çalışmalıdır.
"AZINLIK CİNAYETLERİ AYDINLATILMALI"
Dink: Türk yetkilileri Dink ve Malatya'da 3 Hıristiyan'ın öldürülmesi ile neticelenen hadiselerin ortaya çıkarılması için kapsamlı bir tahkikat yapmalıdır. Bazı memurların görevlerini ihmal ettikleri iddiaları ciddiyetle araştırılmalı ve sorumlular adalet önüne çıkarılmalıdır.
hurhaber
NOT: Ey elin gavurları, Allah sizlerden razı olsun; sıkıştırın şu sözde müslümanlarımızı da imana gelsinler, sayenizde biz de rahatlayalım.. Yandık onları elinden; yoksa biz imanımızdan olacağız yav..
Baskınızı sıkılaştırın; size ne vaad etmişse bilmeyiz ama, (mutlaka bizim için de iyi şeylerdir) valla bize heeeç bir vaadleri yoktur.. Bize ezberlettikleri üç dört kelimedir: Terör, bölücülük, türban; gerisi teferruattır; yani "yat, kalk, sürün misali; bunu en iyi biz biliriz, siz anlamazsınız... Siz asker doğmamışsınız ki!.. Sertac
Haber kaynağı için tıklayınız _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
simeranya Vefalı Üye



Kayıt: 18 Tem 2006 Mesajlar: 643
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 2:31 am
Mesaj konusu: Halepçe |
|
|
 _________________
|
|
| Başa dön |
|
 |
SERTAC Profesyonel Üye



Kayıt: 26 Eyl 2005 Mesajlar: 2248
|
Tarih: Sal Mar 18, 2008 12:00 pm
Mesaj konusu: |
|
|
| münevver yazmış: | Benden önce konuyu açmışsın Sertac...
Mail adresime çeşitli mail gruplarından mailler geliyor, dünyanın çeşitli bölgesindeki katliamlar ve zulümler hakkında duyarlılık çağrıları geliyor ama henüz Halepçe ile ilgili tek mail gelmedi ((
Halepçe sadece insanlığın öldüğü yer değil islamlığın da öldüğü yerdir ne yazık ki ( |
Evet, sevgili Münevver, aslında müslümanlığıma yediremedim de objektif olamadım; bazıları da incinmesin diye insanlığın günahını boynuma koydum; Halepçe'de ölen insanlık değildir aslında, sadece İslamdır ne yazık ki!.. (
Çünkü, Halepçe katliamında kullanılan malzeme batılıların olsa da; bu vahşeti yapanlar, aracılık edenler ve vahşeti sırıtarak seyredenler, sözde islam alemi ve onların devletleriydi.
Saddam'ı hala buradaki sözde müslüman gruplar hayırla yad ederler. Kimyasal bombaları yağdıran Saddam canisi, kendi el yazısıyla Irak bayrağının üzerine "Allahu Ekber" yazacak kadar, İslamı katleden bir barbardır. Tüm Arap yönetimlerinin ve TC'nin onu desteklemesine de yanmıyorum da; Sabra ve Şatila mağduru Filistinlilerin, kendi davaları uğrunda, Bekaa Vadisinde yanıbaşında omuz omuza savaşıp şehit olan Kürtlere rağmen, aynı Filistinlilerin, faşist Saddam'ın emrinde Kürtleri katletmeye katılmalarını hiç anlayamıyorum.
Filistinlilerin bu çarpık davranışlarını, müslüman olarak anlayamıyorum, insan olarak anlayamıyorum; aynen kendine "müslüman"ım diyen özünde dünyanın en ırkçı grupları yetiştiren Türkleri anlayamadığım gibi...
Halepçede kullanan kimyasallar, Türkiye üzerinden, MİT eskortluğunda Habur sınır kapısından geçirildiğini zamanın 2000'e Doğru dergisi yazdı ve kimse de yalanlamadı.
Halepçe katliamından kaçan Kürtlerin, dağlarda kar olduğu halde ve panikten üstlerindeki gecelikleriyle yalın ayak kaçan, çocuk, kadın ve yaşlıları sınırına sokmak istemeyen TC, onların üzerlerine ateş açıyordu ve en az birinin ölümüne yol açılmıştı.. Durum bu iken, şimdi de Kürt liderlere seslenirlerken pişkince; " o zaman sizi biz korumadık mı?" diyerek üste çıkmalarını hiç anlayamıyorum. Araya Birleşmiş Milletler girip, Kürt mültecilerin masraflarını üstlendikerini bildirdikten sonra; TC yine isteksizce, ama dünya kamuoyu baskısıyla mecburen sınırlarını Kürt mültecilere açabilmişti...
Gelen Birleşmiş Milletlerin yardımlarının önemli bir kısmını onlardan esirgediklerini, bizzat oradaki peşmerge sorumlularından ben duydum. Tüm engellere rağmen Türkiyeli Kürtler, TIR'larla soydaşlarına yardım taşıyordu.. Oradaki TC idarecilerince ( genellikle Vali yadımcısı olurlardı), yardımlar geldiği halde, İlaç ve mama verilmediği için, her 15-20 günde bir çocuk cenazesi kaldırdıklarını gözlerimle görüyordum ve defin anında orada bulunabiliyordum. Bütün kamplarda böyleymiş meğer.
İslam aleminde, İslam Dininden eser kalmamış sanki; bütün kötülüklerin kaynağı ve bataklığı bu topraklar olmuştur sanki. Bence bunun sebebi, barış ve selamet dini olan dinimiz olamaz; gerçek olan, müslüman halkların, tarihten gelen mezhep ve tarikat kavga ve çekişmelerinden yozlaşıp, İslam Dininden tamamen uzaklaşmaları ve insanlıktan da çıkmalarıdır. Emperyalizm de, onların aralarındaki çelişkilerden yararlanıp kullanmıştır ayrıca.. İslam aleminde, güç ve iktidar sahibi olabilenler, adaletten koparak zayıf olanları ezmiş ve sefahete dalmışlardır.. Böylece, inanç ve iman leke almış, güven sarsılmış, yardımlaşma ve fedakarlık bitmiştir islam aleminde..
Müslümanlar, kendi müslüman komşusunun zulmünde "gavur"a sığınır veya ondan medet umar olmuştur.. Onun için, Halepçeleri sorgulamak yerine; anlamadığı başka katliamlardan ( ABD veya İsrail ile ilişkilendirerek) Kürtleri adeta Halepçeleri hak etmişcesine suçlayacak kadar vicdansızlaşarak, kalan iman kırıntılarını da tüketiyorlar.. İslam bu mudur? Evet, kesinlikle Halepçe de ölen İslamın bizaat kendisidir.
Kış ortasında, aç ve bi ilaç olan Halepçe mağduru Kürtlere, gerekli olan ilaç, battaniye, çadır, giysi, yiyecek vb. şeyleri, Hiristiyanlar ve Kürt kökenli Yahudilerin öncülüğünde İsrail getirirken, İslam birliği de kuru kuruya çuvallarla Kuran getirdiler ne yazık ki!.. (
Acaba, bunu yapmakla (Saddama desteklerini hissettirircesine) Kürtlere mi hakaret ettiler, yoksa getirdikleri Kur'an'a mı şirk koşuyorlardı.. İslam bunu mu emrediyordu ki, vicdanlarını evde bırakıp Kürtlere hakarete koştular.. Bir gerçek de şudur, Türkiyeli Kürtlerin yardımı, Birleşmiş Milletler ve gayri müslimlerden gelen yardımlardan olmsaydı, Halepçe katliamından canını kurtarabilen Kürtler, soğuktan ve açlıktan ikinci bir soykırımı TC sınırında yaşayacaklardı..
İslam alemini sarsıp silkeleyecek ve kendine getirebilecek ilahi güç, Allahın izniyle, Kürtlerin nasibi olacağı mukadder görünüyor...
_________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|
|
 |
|
Copyright © 2008, Mnazim.com Inc. All rights reserved. |
|
|
|