|.::: Mnazim.Com :::.|

 
 Anasayfa   SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   Oturum AçOturum Aç 


Münevver'in Sertac ile röportajı
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    |.::: Mnazim.Com :::.| Forum Ana Sayfa -> Röportajlar
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
SERTAC
Profesyonel Üye

Profesyonel Üye


Kayıt: 26 Eyl 2005
Mesajlar: 2248

MesajTarih: Cmt May 20, 2006 6:52 pm    
Mesaj konusu: Münevver'in Sertac ile röportajı
Alıntıyla Cevap Gönder

www.sevgipinari.net forumunda
MÜNEVVER’İN SERTAC İLE YAPTIĞI RÖPORTAJ:
M— Merhaba sertac, fesapş, hoşâmedi Smile
Bize kendini tanıtır mısın, ne kadar zamandır sevgi pınarındasın?
S- Ben, İmam Hatip çıkışlı ve İşletme Fakültesi mezunu biri olarak, muhasebe mesleğini icra etmekteyim. Özel Mali Müşavirlik büromu açabilmek için smmm staj başlatma sınavına hazırlanıyorum. 17 Haziran 2005 tarihinden beri sevgi pınarındayım. Aynı tarihte, site adına uygun geldiği için “Sevgi pınarı’na” adlı bir şiir asarak başladım site üyeliğime. Sonrası malum; hala buradayım…

M — Mesleğini seviyor musun?
S- Mesleğimi zorunlu olarak seviyorum; yoksa sürdürülemez. Ekmeğin aslanın ağzında olduğu bir zamanda, aslan gibi çalışmak şart. Muhasebe, zor bir meslektir; kanunları, genel tebliğleri, genelgeleri, özelgeleri ve bazen muktezaları izlemek meseledir. Ayrıca her biri birer muamma olan mükellefleri razı etmek, ikna etmek, onlardan tahsilât yapabilmek daha bir meseledir. Vergi daireleri, memur, şef ve müdürlerine kanunları izah edip mükelleflerin haklarını (rüşvet yedirmeden) savunmak çilesi cabası. vs.vs... Bunca yoğun emek ve birikime rağmen karşılığını alabilmek için meslek sevgisi olmadan bu iş nasıl yürüsün ki?!..

M — İşten arta kalan zamanları nasıl geçiriyorsun? Mesela hobilerin nelerdir?
S- İşten arta kalan zaman bana yetseydi iyi değerlendireceğime inanıyorum; ama yetmiyor ki!.. Sadece, ekmek kazanmaya giden onca fazla zamanıma acıyorum. Helal lokma yoğun emekle oluyor; bu da bol zaman demektir. Sınavlara hazırlık çalışmalarım ve iş yoğunluğu yüzünden eş-dost, akrabaya insani ziyaretlerimi ve sıradan görevlerimi gönlümce yapamamak beni kahrediyor… Bunun dışında, hobilerim de diyebileceğim, kişisel yeteneklerimi değerlendirme çalışmalarım vardır. Yağlı boya tablo, karakalem resim yapmak; tarih, sosyoloji, ekonomi-politik konularda elime ne eser geçerse okuyup notlar almak. Araştırma ve incelemeyi severim; her hangi bir şeye (dini, felsefi politik, örgütsel vb.ne) dogmatik ve körü körüne inanmayı, başkalarının kuyruğuna takılmayı hiç sevmiyorum. Her konuya eleştirel bakarım. İnternet’te bilgi, donanım vb. gelişmeleri takip edebilmek için sörf yapmayı severim.

M — Gelecek için planlar yapar mısın?
S- Gelecek için planlar yaparım; tesadüfen yaşamayı kabullenmiyorum. Planlarımın risklerini önce sıralarım; sonra en zor alternatifi göze alarak, basitten karmaşığa seçeneklerimi gerçekleştirmeye dikkat ederim. Süreç içinde önüme çıkacak sürprizlere her zaman hazırlıklıyım. Karamsar değilim; idealistim ve mücadeleciyim…

M — Beklentilerin nelerdir gelecekten?
S- Gelecekten beklentilerim, şahsım için olanı mali müşavirlik belgemi alarak ekonomik özgürlüğüm için özel büroma kavuşmak istiyorum. Zaman kazanıp, biriktirdiğim araştırma, inceleme notlarımı toparlayıp kitap yazmak istiyorum. Şiirlerimi elden geçirip bir kitapta toplamak istiyorum. Yağlı boya tablolarıma ve kara kalem resim çalışmalarıma yenilerini ekleyip sergi açmak istiyorum. Bunlar hep zaman darlığına takılıp geleceğe ertelenen beklentilerimdir.

M — Siteyi nerden tanıdın?
S- Bu siteyi tesadüfen tanıdım.”Sevgi Pınarı’na” adlı bir şiiri başka bir siteye asmıştım ve arka sayfalara gitmişti. Ben de google’ den taratırken bu sitenin adı da geldi, dikkatimi çekti, girdim, üye oldum ve adına uygun diye “Sevgi Pınar’ına” şiirini buraya da astım. Oltaya takılmıştım işte; müdavimi oluverdim. Şimdi nasıl kurtulacağım ondan; bağımlılık yapmış… J)

M — Yaşadığın şehri bize nasıl anlatırsın kısaca?
S- Şehir tanıtımı ile konuyu şişirmek istemiyorum. Yaşadığım şehirlerden Diyarbakır, Mardin, İzmir ve Mersin’in linkini vereyim herkes geniş bilgi edinsin “Kent Haber”den… Reklamıma gerek yoktur..Smile)

http://www.kenthaber.com/iller.aspx?IlKodu=21
http://www.kenthaber.com/iller.aspx?IlKodu=47
http://www.kenthaber.com/iller.aspx?IlKodu=35
http://www.kenthaber.com/iller.aspx?IlKodu=33

M — Üç kelime ile kendini özetler misin?
S- Kendimce dürüst, hoşgörülü ve kararlıyım…

M — Sevgi pınarından neler beklersin?
S- Sevgi Pınarı, her renkten, ırktan, cinsten, tipten, anlayıştan, görüşten, mezhepten, dinden (dinsizler dahil) herkese, özgür bir platform olabilmelidir bence… Koca ülkenin (hatta dünyanın) bir küçük denek maketi gibi sayılmalıdır… Bu yapıcı denek gerçeğe dönüşürse, ülkeye de olumlu yansıması olacağına inanıyorum. Yoksa binlerce basmakalıp sitelerden bir site olup sıradanlaşır. Kısır döngü içinde çatışan ve tepişen, işe yaramaz, fikir üretemez, sohbet etmeyi bile beceremez insanları olan; bir köşede her hangi bir site gibi kalırız. Marjinalleşip, yorulup, eriyip gideriz böylece.. Bu benim beklentim olamaz.

M — Sitede seni mutlu eden ve üzen şeyler nelerdir?
S- Sitede beni mutlu eden ve burada kalmamı sağlayan, değer verdiğim insanların varlığı olmuştur. Astığım ilk yazılarıma olumlu tepkiler gösterip; ama foruma yazılar yazmayarak özel mesajlarda ve sonra msn yoluyla da benimle sohbete geçen üyeler olmuştur. Çok kişilikli dostlardı bunlar. ..Forumda yazı yazanlardan Dijan, Canan vd. ile forum izlemeye başladım. Sonra Münevver, Celal Demir, Rabigül vd. ni tanıyınca sevgi pınarında insan sevgisi ile doldum. Bunlar beni, mutlu eden bağışıklarım sayılır.. Üzen de vardır elbette. Bu üzen kişiler, birkaç (belki bir- iki) kişiliği gelişmemiş, düşünce fukarası ufku körelmiş saygısız zavallılardır. Onların, hoşgörü; fikir üretmek gibi bir dertleri yoktur. İnsana saygıları; hele sevgileri olmaz. Fikirleri faşizm ve nazizmden esinlenmiş olsa da kendilerini “milliyetçi” göstermeyi uygun görürler; ama sevdikleri millet değildir; en çok bu kavram onlardan zarar görür zaten. Kalp mı kırmış, insanı mı üzmüşler, umurlarında bile olmaz ve durup düşünmezler bile.. Öyle kişiliksizleşmişler ki, yaptıkları tahribatların farkında değilmiş gibi, dönüp kırdıkları insanlarla laflaşmayı yine sürdürürler. Vs.vs. İsimlerini vermiyorum, belki dürüst arkadaşlar edinip olumluya doğru değişim gösterirler umuduyla... Çünkü ben değişime inanırım; “söyle arkadaşını söyleyeyim seni” kriterine de öyle… Hayırlısı diyelim de hayırlı olsun.

M — Nasıl bir insansın? Hayata karamsar mı bakarsın; cıvıl cıvıl neşeli misin?
S- İnsanın kendisini tarif etmesi biraz zordur; ama düşünen, araştıran, analizlerde bulunan, herkese saygılı ve hoşgörülü olduğum için hayata karamsar bakamıyorum. Ama cıvıl cıvıl bir neşe içinde olamayacak kadar çarpık bir düzende yaşıyoruz, bu da bir gerçek. Umudu ve mutluluğu içselleştirmeye ve çevresine sinerji yaymaya çalışmak en doğrusu sanırım. Ne kadar olabilecekse işte…

M — Sevdiğin renk ve müzik türü nedir?
S- Gök kuşağı rengini severim. En belirgin, kırmızı, yeşil, sarıdır. Bir de dünyamızın ve vücudumuzun yaklaşık % 70’i su olduğu için midir ve duanın kıblesi göğün rengi masmavi olduğu için midir mavi rengini severim. Müzik olarak, özgün halk ezgilerini severim. Halk müziğinin o yanık uzun havalarıyla birlikte yanarım. Bunun dışında, anlamlı ve kulağa hoş gelen tüm melodiler hoşuma gider. Müziğin farkı, ses ve melodik kalitesiyledir.

M — Burcun nedir?
S- Aslan burcunda doğmuşum. Bu burcun özelliklerini vurgulayan bolca bilgi her yerde mevcuttur. Öyle uzatılır bu özellikler; ki her burçtan kişi, diğer burçlardan da kendinden bir parça bulur nerdeyse. Kaba hatlarıyla bu burcun özelliklerini taşıdığıma inanıyorum ben de. Ama hayat bir mücadeledir yine de.. Fal değil, ef’al önemlidir.

M — Mesleğinin geleceğini nasıl görüyorsun?
S- Mesleğimin geleceğini çok parlak görüyorum. AB’ye geçiş ile birlikte değeri daha da artacaktır. Toplum sanayileştikçe de kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğu gittikçe belirginleşecektir.

M — Sitede yazılarını okumayı sevdiğin kişiler var mı?
S- En çok kendi yazılarımı beğenirim; kendi emeğimi sarf ettiğim için. Sonra emek verildiğine inandığım Münevver’in yazıları var; düşünce ve kalite barındırıyor ve kendini sürekli yenilemek ve geliştirmek isteyen çok yönlü ve önyargısı olmayan bir karakterde olduğu için severek okurum. Celal Demir, güzel bir şeyler yazma çabası gösteriyor, ne yazdığını merak eder bakarım. Rabigül’ ün kopyaladıklarına mutlaka bakarım, duyarlılığıyla ve hoşgörülü karakteriyle bizimle neyi paylaşmak istediğini merak ederim. Elbette daha da yazısını merak ettiğim arkadaşlar vardır; ki çoğunlukla astıkları konuların güncel ve yararlılığına bakarak değerlendiririm onları. Özgün yazıları olmasa da karakterce sevilecek insanlar ayrıca vardır elbette. Hepsini saymak olası değildir…

M — Kendi yazılarımı beğenirim dedin, bencil misin?
S- Hayır, kesinlikle bencil değilim. Sitedeki yazılarla sınırlıdır bu görüşüm ve esprilidir. Herkes konu yazıları için ağırlıklı kolayına kaçıyor, emek verip kendinden bir şeyler üretmek gayreti yerine dışardan kopyalamayı tercih ediyor. Kopyalanan site dışındaki yazarları ve yazılarını söz konusu etmiyorum. Üyelerin yazılarını dikkate alınca benim yazılarım kendini bir nimetten sayıyor; yoksa kendimi yazar bile kabul etmiyorum.

M — Evlilik desem neler söylersin? Nasıl tanımlarsın evliliği?
S- Evlilik, bu zor zamanda ve bu çarpık düzende, hırpalanmış bir toplum içinde, güzellikleri ayıklayıp birlikte paylaşarak, mutlulukları ilmek ilmek dokuyacak bir beraberlik ve birliktelik olarak görürüm evliliği. Karşılıklı sevgi, saygı ve güvene dayanan güçlü sacayakları olan birlikte yaşam ve bir paylaşım düzeni olmalıdır. Toplumun aynası olacak bu çekirdek yapıdır. Sağlıklı toplumun moleküllerini oluşturuyor; ki bu moleküllerin atomlarını seçerken, seçici olmak zorundayız. Parçası hasta olan bir bütünün kendisi de hastalanmaya başlamış demektir.. Her şey sevgi toplumu için olmalıdır. Sevelim, sevilelim; bu dünya kimseye kalmaz.

M —İbn-i Haldun’un bir tanımlaması vardır, tabiat ve insanlar hakkında; deniz bölgesi halkı deniz gibidir, dağ bölgesi halkı dağ gibidir; sert, yalçın, zorluklara alışmış ve mağrur… Bu tanımlamaya göre biz doğuyu sert tabiatlı insanlar memleketi olarak biliriz, ağrı dağınca yalçın, dersim gibi asi… Kürt halkı da boyun eğmez bir bilek olmuştur Said-i Nursi kimliğince… Sence?
S- Kürt halkı, dünyanın en zengin ve stratejik coğrafyasında yaşıyor. Milattan öncelerinden beridir hep dış güçlerin istilalarına maruz kalmıştır. Dünyanın en barbar yönetimleri (halkları demiyorum) Asur, Moğol vb. en kanlı kıyımlarına rağmen bu yiğit halkı tarihe gömememiştir. Hani Ortadoğu’da Moğol var mı? Kalıntı gibi sayısal bir düzeye inmiş Asuri halkının Irak Kürdistan’ ındaki haklarını ve kültürlerini yine Kürtler koruyor şimdi. Kürdistan Bölgesi Hükümetinde onlara bir bakanlık bile vermişlerdir. Selahaddin- i Eyyubi gibi bir Kürt komutan, Musul’dan amcası Şerguh ve bir avuç savaşçı arkadaşları ile İslamı korumak için ta Mısır’a gitmiş, iktidar olmuş, koca haçlı seferlerini durdurmuş, Aslan Yürekli Rişar’ı yenmiş ve kendine hayran bırakmıştır. Kudüs’ü geri almıştır. Vefatında İmparator iken, defnedilmesi için çocukları borçlanarak töreni gerçekleşmiştir. Şahsına mülk edinmemiştir. Said –i Nursi yakın tarih bir Kürt alimi olduğu için detayına gerek yoktur. Misak-i Milli hudutları hayatı boyunca ona zindan edilmişti. Kaç kez öldürülmek istenmiş; ama onun kılıç zoru değil, onun iman Nur’u, değil üç kıtada, altı kıtada şevkle ve aşkla ışık veriyor alemi aydınlatıyor!.. Bunun gibi sayısız tecrübeleri sunmuş cesur ve imanlı bir halkı zincire vurmayı düşünen bedbahtlar hala rüyalarını yaşıyorlar.. Onları yok sayarak inkar ve imhayı düşünüyorlar.. Tarih gösteriyor ki bu nafile ve beyhude bir çabadır…
Evet, Kürt halkı, dağ gibi serttir, bir o kadar da vicdanlı ve merttir.

M —Beğendiğin sanatçılar kimlerdir?
S- Beğenmediğim sanatçı mı var?!.. İşte ilk aklıma gelenlerden bir demet:
Türkçe seslerden; Ferhat Tunç, Ahmet Kaya, Selda Bağcan, Güler Duman vs…
Kürtçe sesler olarak; Şıvan ve Gülistan Perwer, Birader, Mıhemed Şexo, Meryem Xan, Mele Salıh ê Dıhî vs..
Lazca sesler; Kazım Koyuncu vs..
Ermenice sesler; Aram ê Tigran vs..
Batıdan; Yusuf İslam.. Aslında her tür müziğin güzel ezgisi ve her sanatçının bir hit melodisi olur ve sevilmelidir. Müzik evrenseldir çünkü. Bunları da çok az dinlemişimdir; zamanım yok ve radyo dinleyemiyorum. Ama söylüyorlarsa zevkle dinlerim işte.. Müzik, ruhun gıdasıdır.

M — Alim’i duymak isterdim, atladın mı yoksa ilgini çekmez mi Kafkas müzikleri?
S- İlk aklıma gelenleri saydım, atlamışım demek ki. Kafkas halklarını çok severim. Çeçen ve Çerkez arkadaşlarım vardır. Şeyh Şamil, yüreğimdeki kahramanlardandır. Kurtuluş savaşındaki Çerkezlerin rolünü inkâr eden olursa kör olmalıdır. Doğu ve Güneydoğu’ da Kürtlerin oynadığı rolleri, batıda Çerkezler oynamıştır. Çerkez Ethem, ilk Kuvva-i Milliye’yi kuran, örgütleyen ve bütün Ege ve İç Anadolu isyanlarını bastıran bir halk kahramanıdır. Başkalarının ne diyeceği beni ilgilendirmez, ben tarihe bakarım, yalan ve iftiralara değil. Kimsenin ezberi ezberim değildir; rehberim de resmi tarih değil, bilimsel tarihtir. Ayrıca bir TV kanalında Kafkas müziği ve oyunları çıkınca TV kanalını değiştirmem; o şölen bitinceye kadar.. O ritmik Kafkas oyunları harikadır. Seyre doyum olmaz, müzikleri de öyledir…

M —Radyo 7 dinliyor musun?
S- İş yoğunluğundan hiçbir radyo dinleyemiyorum ne yazık ki. Akşamları, TV’leri bile ya haberler veya boş zamanıma denk gelirse içerikli bir film veya dizi olursa bakarım, o kadar. Kanal 7 gibi o da güzeldir sanırım.

M — Çocukluğunda ne olmak isterdin?
S- Önce, ortaokulda iken Avukat; İmam Hatipte okurken, Vaiz veya Müftü; sonrasında politikacı veya yazar olmak istedim; ama bir baktım ki, muhasebe limanında demirlemişim işte.. Mükelleflere hayırlı ve uğurlu olsun…J)

M — Bir çiçek ismi söyler misin?
S- Elbette ki Kırmızı Gül.

M — Leyla bir özge can mıdır? Mecnun ona divane bir deli midir?
S- Leyla, önce özge bir candı; kavuşmak nasip olmasa da ona divane yürek yorulmadı, umutlarını diri tuttu. Kavuşmayı kendi kaderi yapan Kays, Mevlâ’sına sığınınca, İlahi Nur onu girdabına çekti. Pervaneciğin Işığa kapılıp sersem dolanımı gibi döndü. Döndükçe gönlü aşka divane oldu. Leyla’ sı hep beraberindeydi; engelsiz ve perdesiz… Âşık, Kays iken, aşk divanında “divane” durdu; ilahi aşk onu vurmuştu. Kendini tam bulduğunda; herkes ona “Mecnun” diyordu; Mecnun oldu... Gerçekte mecnunlar, aşkın yolunu tıkayanlar oluyordu… Kim ne biliyordu ise onu görüyordu… Can, özge oldu; özge can oldu… Canan mecnun; özge canından oldu…

M — Hangi takımı tutuyorsun?
S- Ben hiçbir takım tutmadım, tutmam ve tutmayacağım.

M — Sporla hiç mi ilgilenmezsin?
S- Sporla ilgilenilmez mi? Ben jimnastik, barfiks, halter ile vücudumu kıvamında tutmaya çalıştım; profesyonel amaçlı değil yani. Bir ara, Tekvando eğitimi alıp, birkaç kuşaktan sonra vazgeçtim; zamanımı alıyordu... Şimdilik, az da olsa barfiks ve kültürfizik hareketleri çalışırım sadece.

M — Sevdiğin yemek nedir?
S- Karnıyarık severim. Sonra etli yemekler ve zeytinyağında kızartılmış yemekler…

M — Peki hiç yemek yaptın mı Smile yemeğe benzedi mi? Smile))
S- Evet. Öğrencilik hayatımda, mercimek, bulgur pilavı, pirinç pilavı, kuru fasulye, melemen ve rafadan yumurta gibi temel yemekleri yaptığımı biliyorum..Smile) Valla, emeğim geçtiği için miydi, lezzetinden miydi bilemem; ama bayağı bana lezzetli geliyordu..Smile) Başka alternatif yokken ve insan aç iken, bilimsel teşhis koyamıyor.. Programlanmış bir yaşamdı, arkasından derslerimize çalışacaktık. Tarifleri annemden aldığım notlara göre yapıyordum. Sanırım, bu dersimde de iyi sonuç almışımdır. Yaptığım yemeği yiyen arkadaşlarımdan şikâyet gelmiyordu. (Hadlerine mi düşmüş) İtiraz eden olsaydı, hemen kaşığı ellerine verirdim…Smile) Şimdi hiç yapamam, tekrar notlara ihtiyaç duyarım..Smile)

M — Hımm, ben burada pilavların altını çiziyorum Smile) öğrenci yemeği deyince akla daha çok makarna, yumurta ve patates üçlüsünün türevleri gelirdi bizim bildiğimiz… Annenin tariflerinden biz de mi faydalansak ne dersin? Smile)
S- O notlarım öğrenciliğimde kaldı. Pilavların etlisi etsizi değişir tabi. Öğrencilik dışında hiç yemek yapma imkânım olmadı. Kafamdaki bilgiler silinmiştir. Annemden tarife istesem, neden istediğimi de izah etmem gerekecek…Smile))) O, kalıyor yani. Yemeklerle ilgili kitaplara müracaat edilsin lütfen.

M — Seni en çok kızdıran, tahammül edemediğin şeyler nelerdir?
S- Beni en çok kızdıran ve tahammül göstermediğim inkâr, ihanet ve kalleşliktir. İki arkadaş, iki kardeş iki halk için de ölçütüm budur. Ör: Kürdün gözünün içine bakarak “Kürt yoktur” demek; var olan haklarını gasp edip emeğine ve tarihe ihanet etmek gibi…

M — Gazeteci yazar Rahmetullah Karakaya’nın buna benzer bir anısı vardı, bir sohbet esnasında yeri geldiğinde “ben kürdüm” diyor, karşısındakinin bakış açısı garip: “estafirullah abi o nasıl söz” diyor… Rahmetullah Karakaya, her ne kadar Kürt olmanın da diğer ırklar gibi bir ırk olduğunu anlatmaya çalışsa da önyargıyı aşamıyor… Senin de yaşadığın buna benzer şeyler oluyor mu?
S- Bu çarpık düşünce, egemen güçlerin imha ve inkâr politikalarının sonucu olmuştur. Tanık olduğum birçok olay olmuştur. Benim önümde, bir iki batıdaki ilde ( il adı kalsın) çalışmaya gelmiş, orta yaşlı ve düzgün Türkçesi olmayan Kürtlere “ ulan senin mağara numaran kaç?” diyen ve “ Kuyruklu Kürt n’olacak” diye benim önümde hakaret edenlere rastladım ve her seferinde müdahale de ettim. Evet, bir dönem Kürtler, maalesef ben “Kürdüm” diyemiyordu. Devlet baskısına bile neden idi. “Kürdüm” demek bile bölücülük sayıldı. Hala TC “Kürt Realitesini” tanıyıp altını doldurmadığı içindir ki, Doğu ve Güneydoğu’da PKK kıymete biniyor. Meselenin püf noktası budur. Bir keresinde “Kuyruklu Kürt” hakaretinde arka çıktığım Kürt, üniversiteli bir genç çıktı. Olay sonrasında biraz samimi olup sohbet ettiğimizde bana, köylerinde bir anısını anlattı: Köylerine bir Türk öğretmenin tayini çıkmış. Kürtler, yabancılara çok hürmetkârdırlar, evlerini, yemeklerini paylaşırlar. Çok misafirperverler. Bilen bilir. Kürt köylerinin “köy odası” vardır. Akşamları herkes ve varsa misafirler de bu odaya gidip sohbet ederler. Yatma zamanı herkes kendi evine giderler. İşte bu köy odasında, bu Türk öğretmen her ayağa kalkıp dışarı çıkan veya içeri gelen Kürt gençlerinin kıç tarafına böyle acaip acaip bakarmış. Gençler uyuz oluyorlar bu davranışa ve bir yaşlı köylüye dertlerini açarlar, bu öğretmeni döveceğiz diye. ( Gençler, köy tarafında yaşlılara terbiye icabı danışmadan hareket etmiyorlar..) Yaşlı Kürt, o genci durduruyor ve “ oğlum benim de dikkatimi çekti de, durun onunla bir konuşayım önce, koca öğretmen ve tahsilli; bir hikmeti olmalı elbette.” Deyip, bir ara öğretmeni kıra doğru sohbete çekip konuyu açıyor. Öğretmen ne derse iyidir: ” Evet amca, ya bu kuyruğunuzu nereye gizliyorsunuz; o kadar bakıyorum; ama hiç belli etmiyor?!” diyor safça. Öğretmenin aile muhitinde öyle çok konuşulmuş ki, öğretmen böyle bir hakareti gerçek sanmıştır. Evet, konu anlaşılmıştır. Kürt amcanın kendisi de meğer batıda bu tür hakarete maruz kalmışmış. Ama öğretmen çok samimi ve öyle inanarak söylemiş ki, bu amca (aynı zamanda köy odasında esprileriyle meşhur biriymiş) yine esprili bir eda ile şalvarını indirip, “bak evladım bizde kuyruk falan yok!” deyince öğretmen çok utanmış, mahcup olmuş; ama ihtiyar kurt onu teselli etmesini de bilmiş ve tarihlerinden alıntılarla koyu sohbetlerle dostlukları olmuş. İşte o öğretmen, o köyde evlenip emekli olunca da yerleşmiş oraya, dedi bana o üniversiteli genç. Bugün bu örnekler hakaret olarak da olsa sanırım artık yoktur.

M — Forumlarda az yazıyorsun ama açtığın konular büyük ilgi görüyor, okuyucu oranı oldukça fazla. Öncelikle seni tebrik ederim ve sence bu ilgi neden diye de peşine eklerim Smile
S- Teşekkür ederim. Sanırım bir işte çalıştığımdan dolayı, az zamanımı doğru ve dolu değerlendirmek istiyorum. İş olsun diye, konu açmayı sevmiyorum. Her konuya maydanoz olurcasına gelişi güzel mesaj atmıyorum. Rütbe peşinde koşup fazla mesaj atma zevkim de yoktur. Ben bir şey yazınca, karşımdakinin yerine de geçerek düşüncenin arka planını da yazıyorum. Öyle ki, okuyucu yazımı okuyunca, ya “bu yazı mükemmel bana diyecek bir şey bırakmamış” deyip okumakla yetinecektir (belki beğenisini dışa vurmak için kısa bir yorum atacaktır. Çoğunluk bu duyguları özel mesajlarda alıyorum zaten). Veya karşı düşüncesinden dolayı ya da anlamsız bir kıskançlıktan dolayı kimisi de çamur atacaktır… Ama benim dileğim ve beklentim; yazılarımı hoşgörülü bir şekilde değerlendirerek; varsa eksiğimi gerekçeleriyle izahını yaparak yorumlarını yazan olursa, bu sayede, benim de kendimi aşabilmenin ve gelişmemin imkânı doğacaktır.

M — Sitede oldukça centilmen ve nazik bir profil çiziyorsun, duygusal mısın yoksa Smile Biraz arabesk olacak ama erkekler ağlar mı?
S- Sağ olun teşekkür ederim. Öyle görülüyorsam o sizlerin yüreğinizin güzelliğindendir. Centilmen ve nazik yürekliler bakınca öyle görüyorlardır.. Ben, duygusuz değilim, duygulanırım tabii; ama duygusal da değilimdir inşallah. Öylesi hem kırılgan olur, hem arkadaşlarına acı yaşatır; çünkü öyleleri en ufak esprilerde bile sık sık küserler. Bende o yok, ben hep teselli verenim, uzlaştıran ve yönlendiren oluyorum galiba. Erkekler ağlamaz mıymış?! Bu laf, büyük sorumluluklar anında, çözüm üretemeyip çaresizce ağlayan erkekler için söylenmiş olmalı; genelleme yapılamaz. Bence erkek, yeri gelince ağlayabilmelidir. Vicdan sahibi erkek, gurur havasına yatmamalı, doğallığını yaşamalıdır. Ağlamak, vicdan sıkışmasını rahata erdirir; ama asla sulu göz olmamalıyız. Tabii bayanlar için de bu geçerlidir.

M — Sitedeki esprili konulardan birinde dayak hakkında “Ya hakkaten böööyle babalar hala var ha... Hakeden çocuklar da var ya..... Hadi dayağın yasak olduğu toplum dileğiyle..” cümlelerini eklemiştin. Yaşadığımız hayata bakıldığında nedense bunun aksini hissediyoruz, samimi bir soru; sizin oralarda kadın dövülür, çocuklar örselenir mi?
S- Kadına ve çocuklara şiddet barbarlıktır. Her türlü şiddet reddedilmelidir; ama kadın ve çocuklara olanı öncelikli olmalıdır. Toplumumuz, iki eğitsel aşamadan geçer. Birincisi, temel olan aile ortamı dediğimiz (okul) evdir. Evde çocuk, ilk ve temel eğitimini (ilk altı yaş) belirleyici olarak annesinden alır. Anne bir kadındır; özgür ve donanımlı olduğu derecede kaliteli eğitim verebilecektir çocuğuna. Bu ilk aşama eğitiminde boşluk varsa, ikinci aşama olan resmi okullara ( ilk 1. sınıftan üniversite bitimine kadar) da çocuğa ( ve topluma) olumsuz yansıyacaktır. Kadın yaşamı, hastalıklı ise, toplumda hastadır demektir. Kadın, eğitimli ve donanımlı ise sağlıklı toplum medeniyetini bulmuştur demektir. Kadına karşı şiddet, erkek egemenliğinin kendini ifade edemediği ve aşağılık kompleksine saplandığı noktada başlıyor. Yani şiddet bir aczin ifadesi ve dışavurumudur sadece. Ama ne yazık ki, her yerde kadın ve çocuklara dayak hala vardır. “Bizim bura” ile “sizin ora” sorunu değil bence, bu sorun, çarpık eğitim sistemi ve ataerkil yönetim biçiminin, yasal ve anayasal, kadın, çocuk ve insan hakları ihmallerinin yanı sıra tiyatro, film, görsel yayın ve basının da katkılarıyla oluşuyor.. İşin içinde, ekonomik sıkıntılar, psikolojik sorunlar, eğitimsizlik ve eşitsizliğin var olduğu her yer bu anlayışa zemini hazır tutuyor demektir. Kişi veya kişilerle açıklanamaz; dar bir bakışla açıklanamaz. Konu toplumsaldır, sosyaldir, siyasaldır, ekonomiktir ve tüm bunlara bağlı olarak da psikolojiktir.

M — Madem yeri geldi, öyleyse zor ama yüzyıllardır bütün tanımlamalara rağmen karara varılamamış bir konu açayım, bir tarif de sen yap kadın hakkında. Sence kadın nedir, nasıl olmalıdır?
S-Bu soru tek başına kitaplarca cevap demektir. İnsan nedir demek gibidir. Kadın her şeyden önce bir insandır; anadır, kardeştir, evlattır ve eştir. Kadın, insan neslini sürdürmede zorunlu temel ikiden biri olan öğedir. İnsan neslinin sürmesi onsuz olamayacağına göre erkek ile eşit haklara sahiptir. Doğarlarken de eşit doğarlar; ikisi de sıfır teçhizatlıdırlar. Vücutları uzun zaman süreci içinde kendisine biçilen rol ve işleve göre şekillenmiş ve narinleşmiştir. Unutmayalım ki, ilkel komünal çağda; yani anaerkil (maderşahi) çağda aile reisi kadındı. Erkek sadece avcı iken; kadın, tarla, bahçe vb. ekip biçmeye yönelik tüm zor işleri yaptıkları gibi, ana ve eş olma rollerini de yürütürlerdi. Aile toplumunu o yönetirdi, kuralları kadın koyardı. Anaerkil döneminden ataerkil ( pederşahi) dönemine geçiş süreci sancılı olmuştur. Amazon kadınlar, vb. oluşumlar, bu geçiş sürecindeki kadınların, iktidarlarını koruyabilmesi mücadelesi ve direnişi ifadesinin sonuçlarıdır. Erkekler, kadınlara karşı devrim yapıp, iktidarı ele geçirdiğinden bu yana, kadın hakları hep törpülenmiştir. Bu süreci, hiçbir din bile engelleyemedi ve toplumların geneline kabul ettiremedi. Dinlere de erkekler el atıp kendilerince yorumlayıp kullandılar; güç onlardaydı çünkü.. Gelen haklar kitaplarda kayıtlı kaldı. Güç dengeleri oluşturup, hakları kayıtlardan çıkarıp, yaşamsal kılmaları ve anayasalarla tahkim etmeleri büyük mücadele gerektirir. Kadın ve erkek hak ve hukukta eşit olması gerekir. Bu bağlamda hayat müşterektir. İki eş, karı ve koca olarak, evlerindeki ( her evin kendine özgü) durum ve ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı vaziyetleri göz önüne alarak, ortaklaşa bir kararla görev paylaşımlarını yapabilmelidirler. Özellikle kadının da çalışması ihtiyacı var mı yok mu konusunda.. Ancak her kadının, tahsil yapma, meslek edinmesi gereklidir, amaç olarak… Aksilik ve darlık durumlarında, kendi kendilerine yetip, kimseye muhtaç olmadan, onurlarıyla yaşamayı sürdürebilmesi için. Genel hatları ile böyle.

M — Diyelim ki elinde bir bant var, bununla kimin ağzını bantlayıp susturmak isterdin?
S- Hiç kimseyi susturmak istemiyorum. Özgürlükleri sonuna kadar savunuyorum. Herkesin özgürlüğü de, başkasının özgürlüğünün başladığı yere kadardır. Susması gerekenler, halkın tepkisiyle susmak zorunda olduğunun bilincine varmalıdırlar. Halk ise, layık olduğu şekilde yönetilmeye mahkûmdur. Özgürlüğünün değerinin bilincine varıp sahiplendiği zaman da halk, gerçek yönetim şeklini de bulmuş olacaktır.

M — Aslında İKİLİ ATIŞMA’dan bahsetmeyi düşünmemiştim, nasılsa kendi seyrinde ilerliyor; ama belki senin de söylemek istediklerin olabilir diye sözü sana bırakıyorum…
S- İkili Atışma için söylenecek tek şey devamını dilemektir. Edebi (şiir) kulvarında, yetenek geliştirici; insanca bir hoşgörü olursa, uzun soluklu bir diyalogun olabileceğine, doğru bir örnek olarak desteklenmesi gerekir. Benzer girişimler olursa sevinirim de.. Bilemiyorum, rastlamadım; ama türünde uzun soluklu olarak belki de ilk çalışmadır. Sanırım beğeni ve ilgi de topluyor... Dışardan bakınca basit görünebilir; ama bu iş, belli bir kültür birikiminin yanı sıra; bir yetenek, yatkınlık, işini sevmeği ve sorumluluk gerektirir… Kısaca şair ruhlu olmayı gerektirir. Reklam olmadı inşallah..Smile)

M — Son olarak senin eklemek istediğin bir şey varsa söz senin.
S- İnternet imkânı değerlendirilirse büyük bir nimettir. Toplum içinde kişi ne ise, burada da aynı aynada kendini daha net görebilir. Yapıcı kişiliği olan, araştırıcı ve kendini geliştirmek isteyen bir insan için, böylesi forumlar büyük bir fırsattır. Yazma yeteneğini geliştirmek, insanlarla iyi ve doğru iletişim kurabilme sanatı edinmek isteyenler, kazanacak ve kazandıracaklardır. Büyük ve temelli dostluklar da edineceklerdir. Ama sivil yaşamında, sokakta büyümüş, anne-baba sevgisinden mahrum kalanlara da büyük bir fırsattır bu ortam. Ya sokaktaki kötü alışkanlıklarını terk etmeyip buraya taşıyacak ve bu vesileyle, zamanla, nefret kazanıp tamamen dışlanacaktır. Veya kendini dönüştürecek ortama sarılıp, kendi boşluklarını doldurup yapıcı ve yaratıcı bir kişilik elde edecektir. O toplum, yeni bir insan kazanmış olacaktır. “Kim ne ederse kendine; eder kendi kendine” misali, ne ekerse onu biçecektir…

M — Sen kendine bir soru sormak istesen ne sorardın?
S- Peki, son soruyu ben kendime soruyorum: Çok uzamadı mı; daha uzatacak mısın?!.
El Cevap: Hayır, çok uzattığımın farkındayım; okuyucularımdan özür dilerim. Umarım değmiştir. Benimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederim. Başarılarının devamını diliyorum.
Selam ve sevgi ile kalın. Ama Sevgi Pınarında!..

M — Dilleri, renkleri, farkları paylaştığımız bu sohbete katıldığın için teşekkür ederim, sipas dıkım, sax be heval…
S- Beni listene alıp röportaj yaptığın için ben teşekkür ederim.
Tü her hebi heval. Ez ji te ra sipas dıkım. Jı bo te Serkeftin dıxwazim. Tü her bıjî.

M — Kesing sawbol cönger, şükran kesiryan, cüreğin ğıyınlık körmey tursun, guwançallıbol
S- Avfen, aşhı künlü bol, köp caşa, mutluluk seninle olsun, tü her şad u bextewer be.

*******

* fesapş: hoş geldin (adige.)
* hoşamedi: hoş geldin karşılama töreni (far)
* sipas dıkım: teşekkür ederim (kr)
* sax be heval: sağol arkadaş (kr)
* tü her hebi: hep varolasın (kr)
* tü her bıji: hep yaşayasın (kr)
* jı bot e: senin için (kr)
* serkeftin: başarı (kr)
* kesing sawbol cönger: sen sağol (krç)
*guwançallıbol: hep sevinçle dol (krç)
* şükran kesiyran: teşekkür ederim (ar)
* afven: rica ederim (ar)
* köp caşa: uzun ömürlü ol (krç)
* cüreğin ğıyınlık körmey tursun: kötülük görmeyesin (krc)
* her şad u bextewer be: hep mutlu ol (kr)
http://www.sevgipinari.net/v2/Forum/forum_posts.asp?TID=25059&PN=1&TPN=9
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
M@ViGüL
Yeni Üye

Yeni Üye


Kayıt: 02 Ağu 2006
Mesajlar: 22

MesajTarih: Çrş Ağu 02, 2006 11:19 am    
Mesaj konusu:
Alıntıyla Cevap Gönder

TEŞEKKÜRLER ŞAİR SERTAC BEY Wink VE MÜNEVVER Wink
_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
SERTAC
Profesyonel Üye

Profesyonel Üye


Kayıt: 26 Eyl 2005
Mesajlar: 2248

MesajTarih: Çrş Ağu 02, 2006 1:34 pm    
Mesaj konusu: M@VİGÜL Hanıma..
Alıntıyla Cevap Gönder

M@ViGüL yazmış:
TEŞEKKÜRLER ŞAİR SERTAC BEY Wink VE MÜNEVVER Wink

Biz teşekkür ederiz, Mavigül Hanım ve aramıza hoş geldiniz. Şükür kavuşturana..Smile))))
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
M@ViGüL
Yeni Üye

Yeni Üye


Kayıt: 02 Ağu 2006
Mesajlar: 22

MesajTarih: Prş Ağu 03, 2006 3:57 pm    
Mesaj konusu:
Alıntıyla Cevap Gönder

hoş buldum Smile teşekkür ederim...
_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
münevver
Moderatör

Moderatör


Kayıt: 04 Ekm 2005
Mesajlar: 4124
Konum: Mnazım.com

MesajTarih: Cum Ağu 04, 2006 3:31 pm    
Mesaj konusu:
Alıntıyla Cevap Gönder

M@ViGüL yazmış:
TEŞEKKÜRLER ŞAİR SERTAC BEY Wink VE MÜNEVVER Wink

oooo mavigül hanım, hoşgelmişsiniz...
sanki bir yerlerden tanır gibiyim, hiç de yabancı gelmiyorsunuz Wink

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
M@ViGüL
Yeni Üye

Yeni Üye


Kayıt: 02 Ağu 2006
Mesajlar: 22

MesajTarih: Cum Ağu 04, 2006 5:49 pm    
Mesaj konusu:
Alıntıyla Cevap Gönder

münevver yazmış:
M@ViGüL yazmış:
TEŞEKKÜRLER ŞAİR SERTAC BEY Wink VE MÜNEVVER Wink

oooo mavigül hanım, hoşgelmişsiniz...
sanki bir yerlerden tanır gibiyim, hiç de yabancı gelmiyorsunuz Wink


tevafuk olmuş sanırım sanki ben de sizi bi yerlerden tanıyom ama nerden Wink

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
münevver
Moderatör

Moderatör


Kayıt: 04 Ekm 2005
Mesajlar: 4124
Konum: Mnazım.com

MesajTarih: Çrş Eyl 27, 2006 3:11 pm    
Mesaj konusu: Re: Münevver'in Sertac ile röportajı
Alıntıyla Cevap Gönder

SERTAC yazmış:

MÜNEVVER’İN SERTAC İLE YAPTIĞI RÖPORTAJ:

söyleşimiz şimdi de blog sitelerinde...

http://www.blogcu.com/munevverdunyalar/2-ROPORTAJLAR

_________________


En son münevver tarafından Çrş Ksm 08, 2006 3:48 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Sessiz_Yolcu
Vefalı Üye

Vefalı Üye


Kayıt: 08 Ekm 2006
Mesajlar: 756
Konum: Ankara

MesajTarih: Pzr Ekm 08, 2006 10:21 pm    
Mesaj konusu: Re: Münevver'in Sertac ile röportajı
Alıntıyla Cevap Gönder

münevver yazmış:
SERTAC yazmış:

MÜNEVVER’İN SERTAC İLE YAPTIĞI RÖPORTAJ:

söyleşimiz şimdi de blog sitelerinde...

http://www.blogcu.com/munevverdunyalar/1111070


Burdan bir reklam kokusu alıyorum sanki Smile

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
münevver
Moderatör

Moderatör


Kayıt: 04 Ekm 2005
Mesajlar: 4124
Konum: Mnazım.com

MesajTarih: Pts Ekm 09, 2006 11:03 am    
Mesaj konusu: Re: Münevver'in Sertac ile röportajı
Alıntıyla Cevap Gönder

Sessiz_Yolcu yazmış:
Burdan bir reklam kokusu alıyorum sanki Smile

kendime ne kadar reklam ücreti ödesem acaba Smile))

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
SERTAC
Profesyonel Üye

Profesyonel Üye


Kayıt: 26 Eyl 2005
Mesajlar: 2248

MesajTarih: Pts Ekm 09, 2006 12:06 pm    
Mesaj konusu: Re: Münevver'in Sertac ile röportajı
Alıntıyla Cevap Gönder

münevver yazmış:
Sessiz_Yolcu yazmış:
Burdan bir reklam kokusu alıyorum sanki Smile

kendime ne kadar reklam ücreti ödesem acaba Smile))


Lütfen, reklamlar için ara vermeyiniz..Smile))) Para ise, hiç vermeyiniz..Smile))))))))))))
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
münevver
Moderatör

Moderatör


Kayıt: 04 Ekm 2005
Mesajlar: 4124
Konum: Mnazım.com

MesajTarih: Sal Ekm 10, 2006 11:12 am    
Mesaj konusu: Re: Münevver'in Sertac ile röportajı
Alıntıyla Cevap Gönder

SERTAC yazmış:
Lütfen, reklamlar için ara vermeyiniz..Smile))) Para ise, hiç vermeyiniz..Smile))))))))))))

para yabancıya gitmeyecek ki, azıcık verseydik Smile))))

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
SERTAC
Profesyonel Üye

Profesyonel Üye


Kayıt: 26 Eyl 2005
Mesajlar: 2248

MesajTarih: Sal Ekm 10, 2006 11:32 am    
Mesaj konusu: Re: Münevver'in Sertac ile röportajı
Alıntıyla Cevap Gönder

münevver yazmış:
SERTAC yazmış:
Lütfen, reklamlar için ara vermeyiniz..Smile))) Para ise, hiç vermeyiniz..Smile))))))))))))

para yabancıya gitmeyecek ki, azıcık verseydik Smile))))

Paraya sıkıştıysan fazla verelim; yabancı değilsin, ne alırsan bize de ikram edeceksin sanırım. Reklam parası, bir bakıma hava parasıdır; hak diyerek, boğazımıza yapışma da..Smile))))))))
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
münevver
Moderatör

Moderatör


Kayıt: 04 Ekm 2005
Mesajlar: 4124
Konum: Mnazım.com

MesajTarih: Çrş Ksm 08, 2006 3:51 pm    
Mesaj konusu: Re: Münevver'in Sertac ile röportajı
Alıntıyla Cevap Gönder

Sessiz_Yolcu yazmış:
Burdan bir reklam kokusu alıyorum sanki Smile

müsadenizle bir reklam daha yapabilir miyim Smile)))
kardyolog ile röportajımız da blog sitelerinde, üstelik başka yerde bulamazsınız ona göre Smile)))
http://www.blogcu.com/munevverdunyalar/2-ROPORTAJLAR

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
SERTAC
Profesyonel Üye

Profesyonel Üye


Kayıt: 26 Eyl 2005
Mesajlar: 2248

MesajTarih: Çrş Ksm 08, 2006 4:13 pm    
Mesaj konusu: Münevver'e..
Alıntıyla Cevap Gönder

Çok güzel olmuş, yüreğine sağlık..Smile)))) Reklamına değer doğrusu..Smile)) Nice güzel röportajlara...Smile))))))))))
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
münevver
Moderatör

Moderatör


Kayıt: 04 Ekm 2005
Mesajlar: 4124
Konum: Mnazım.com

MesajTarih: Prş Hzr 14, 2007 2:28 pm    
Mesaj konusu:
Alıntıyla Cevap Gönder

Açıklama:
Sevgili Sertac'ın yazısında konunun asıl linki var ama artık çalışmayan bir link halindedir Smile)) İbret sayılır diye silmiyorum Laughing
Arkadaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz bu güzel söyleşilerin, hiç değilse emeğine bari değer verilmeli gerekçesiyle, muhakkak bir yerlerde bulunması gerektiğini düşündüğüm için yeni bir blog adresinde hepsini topluyorum.
İlgi gösterenlere şimdiden teşekkür ederim... Var mı öyle kolay kolay kurtulmak Şu Bizim Münevver'den Smile))))))))


İçimizden Biri

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Önceki mesajları göster:   
   |.::: Mnazim.Com :::.| Forum Ana Sayfa -> Röportajlar Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Copyright © 2008, Mnazim.com Inc. All rights reserved.


657 Saldırı girişimi engellendi.
X- brusk

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group