Mnazim.com

Orjinalini görmek için tıklayınız: "Ayna"lardan Yansıyanlar
şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orijinal sürümü göster.
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7
“…Bu, insana karşı en merhametli ve şefkatli olan Allahu Teala’nın iradesiydi. İbrahim’i şereflendirmiş ve İsmail’i gerçekte öldürmeden kurban edebilme noktasına kadar yükseltmişti. Allah, İsmail’i de hiç incitmeden, kendine kurban olmakla şereflendirmişti.(Bu, insanın olgunlaşmasının, bencillik ve hayvani arzulardan kurtularak hürriyete erişinin hikayesidir.) (Sen de) İbrahim gibi, İsmail’ini seçip Mina’ya getirmelisin. Kimdir İsmail’in? Kendin bileceksin, başkasının bilmesine gerek yok. Karın olabilir, yeteneğin, işin, cinsiyetin, gücün, rütben, mevkiin, vs. olabilir. Hangisi olduğunu bilmiyorum, fakat İbrahim yanında da o kadar sevgili olanın olması gerekir. Onu hayatında arayıp bulmalısın. Eğer Allahu Teala’ya yaklaşmak istiyorsan, İsmail’ini Mina’da kurban etmelisin. İsmail yerine bir koyun kesmek “kurban”dır; fakat yalnızca kurban kesmek için bir koyun kurban etmek “kasaplık”tır.”
(Hacc, Dr. Ali Şeraiti, s. 133)
Satırları okumaya başlarken bu galiba Ali Şeriati diye düşünmüştüm evet o imiş ...Hac ancak bu kadar güzel anlatılabilir.tabi kitabın tamamının okunması tavsiye olunur.
teşkler vaha : )
Ben de tavsiye ederim, güzel bir kitaptı... Hatta geçenlerden kitaplıkta gözüme çarpınca yeniden okusam diye aklıma gelmişti.
Hiç kimse hakkında kötü konuşmayacağım ve herkes hakkında bildiğim iyi şeyleri söyleyeceğim.
(Benjamin Franklin)
Cevizi kırıp özüne inemeyen, hepsini kabuk zanneder.
(İmam Gazali)
Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal.. (Kızılderili atasözü)
NE TAM KÂFİRİZ NE DE MÜSLÜMAN

Bir elde kadeh, bir elde Kuran
Bir helaldir işimiz, bir haram.
Şu yarım yamalak dünyada,
Ne tam kâfiriz ne de Müslüman

ÖMER HAYYAM
Gazze'de Birleşmiş Milletlere ait okulun bombalanmasından sonraki görüntülere baktınız mı?...
Görüntülere baktım ve hala İsrail'in önceliklerinden, güvenlik kaygılarından, ABD'nin adalet anlayışından, bölge ülkelerinin küçücük iktidar hesaplarından, Hamas'ın ilkel roketlerinden, Türk-İsrail ilişkilerinin öneminden, Türkiye'nin tepkisinin sert olduğundan bahsederlere “Allah belanızı versin” dedim.
(İbrahim Karagül)
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler Ortadoğu’yu öyle bir parçaladılar ki, o günden beridir kimse “Allah bir!” sözünde bile anlaşamaz oldu. Bir havuz düşünün ki, içindeki bütün balıklar tek bir oltanın zokasını yutmuş ve her biri, zokadaki yemden daha çok pay kapabilmek için birbirinin varlığına düşman olmuş… Ancak masallarda olur böylesi!
Ama bu, gerçeğin tâ kendisi…
(Abdullah Burak)
"Ne gökte, ne denizde, ne dağların içinde, ne de ormanların kuytu bir köşesinde, hiçbir yer yoktur ki, insan yaptığı fenalıktan, karşılığını görmeden, kurtulup sıyrılabilsin."
...
BÜTÜN İslâm ve Müslüman düşmanları şu konuda birleşmişlerdir: Türkiye'de İslâm yücelmesin, Müslümanlar güçlenmesin.

Bunun için ne yapıyorlar?

(1) Müslümanları birlikten uzaklaştırmak, onları bir yığın fırka, hizip, grup haline getirmek.

(2) Türkiye Müslümanlarının üniter bir hiyerarşiye sahip olmalarını önlemek.

(3) Müslümanlar arasındaki birliği, ittihadı, vifakı devamlı olarak dinamitlemek.

(4) Müslümanları birbirleriyle çekiştirmek, onların arasına kin, nefret, niza tohumları ekmek.

(5) Müslümanları din ve genel kültür konusunda cahil bırakmak.

(6) Müslümanların içine ajanlar, casuslar, provokatörler, yönlendiriciler sokmak.

(7) Fıkhı ve fıkıh mezheblerini yıkmak, herkesin kendi kafasına göre içtihad yapmasını teşvik ederek anarşi ve kaos çıkartmak.

(8) Din sömürüsünü dolaylı yollardan desteklemek, Müslümanların parasını, enerjisini verimsiz sahalarda ziyan ettirmek.

(9) Müslümanların inançlarını bozmak, bid'atleri yaygın hale getirmek.

(10) Müslüman yığınları gerçek İslâm'dan uzaklaştırıp; evcil, ılımlı, light bir İslâm'a bağlamak.

İslâmî prensiplerden biri de şudur: Küfür tek bir millettir. İslâm ve Müslüman düşmanları, kendi aralarında ihtilafları olsa da yukarıda saydığım hususlarda sarsılmaz bir birlik halindedirler.

Peki, Müslümanlar içinde yukarıdaki konularda kafirlere bilerek veya bilmeyerek yardımcı olanlar var mıdır? Bana sorarsanız maalesef vardır.

Müslümanlar için en birinci madde birlik ve beraberliktir. Bu birlik ve beraberliği şu veya bu şekilde yıkanlar küfre hizmet ediyor.

Aşağıda sayacağım maddeler biz Müslümanlar için bir ölüm kalım meselesidir:

* İşleyebilen üniter bir hiyerarşiye sahip olmak.

* Bu hiyerarşinin başına ehil ve layık bir imam veya emîr seçmek.

* İslâm dinine uygun bir plan ve program yapıp onu hayata tatbik etmek.

Bunlar yapılmadıkça, bugünkü dağınıklık, bugünkü plan ve programsızlık, bugünkü para, enerji, imkan, fırsat israfıyla başarılı olmamız mümkün değildir.

Birtakım din baronlarının erbab (rabler) haline getirilip putlaştırılmasını Yüce İslâm dini kabul etmez.

Hiçbir gerçek İslâm büyüğünün lüks ve israf içinde yaşamaya hakkı yoktur.

İslâm ile yolsuzluk, kokuşma, talan bir arada olmaz.

Müslümanların şu konularda ve sahalarda, düşmanlarından üstün olması gerekir:

*BİLGİ ve KÜLTÜR.

*AHLÂK ve KARAKTER. Temizlik, fazilet...

*SANAT, ESTETİK, GÜZELLİK.

*MEDYADA ÜSTÜNLÜK.

*EĞİTİMDE ÜSTÜNLÜK

*İŞ, TİCARET, SANAYİ, İHRACAT vs. KONUSUNDA ÜSTÜNLÜK.

* YARDIMLAŞMADA ÜSTÜNLÜK.

İtikadını tashih etmeyen, beş vakit namazı dosdoğru kılmayan, cemaati terk eden, ahlâk ve karakter notu yetersiz olan, bilgi ve kültür seviyesi düşük olan, bin parçaya bölünmüş olan, bir kısmı bid'atlere saplanmış olan, birbirleriyle çekişen ve tartışan bir İslâm toplumunun kurtulması çok zordur.

(M. Şevket Eygi; Milli Gazete)
İnsanın her nefeste iki defa şükretmesi lazım..

Biri nefes aldığı için, diğeri verdiği için... Çünkü; verip alamamak, alıp verememek var…

Şeyh Sadi Şirazi
“Televizyon kültürü diye bir mefhum tanımıyorum. Televizyon, aylak, şuuru iğdiş edilmiş, hiçbir zaman okumak ve düşünmek alışkanlığı kazanmamış sokaktaki adam için icat edilmiş bir nevi afyondur. Televizyon, şuurdaki son pırıntıları da yok eden bir cehennem makinesidir.

Kişiyi gerçek hayattan koparan ve bir hayal dünyasında yaşatan hissi bir istimna... Tam bir kaçıştır televizyon. Yokluğa, boşluğa, şuursuzluğa açılan bir kapı... Bu korkunç tiryakilik, kurbanlarını batılılaştırmaz, batırır. Kültürün dün de, bugün de, yarın da tek taşıyıcısı vardır: Kitap. Hiçbir düşünce emeksiz fethedilemez. Şahikalar ancak dikenlim patikalardan tırmanılabilir. Tefekkür, sürekli bir cehdin hak edilmiş mükafatıdır. Kısaca televizyon kültürü, kültürle münasebetlerini kesmeye karar verenlerin uydurduğu bir yalandır. Batının bütün fuhşiyatını haremimize taşıyan bu kanalizasyonun hayırlı bir işe yarayacağını ummak büyük iyimserlik olur. Sirenlerin şarkısı çok malum bir hayal... Televizyonu dinlerken şuurumuz yarı uykudadır.Bu itibarla seslerin ve renklerin cümbüşü ile bir kat daha sarhoşlaşır ve kendimizden geçeriz.
Eskiler 'medenîleşmek, frengileşmektir" demiş. Televizyonun cömertçe dağıttığı medeniyet de bu çeşit bir medeniyet." ( Cemil Meriç, Kültürden İrfana)
Bir dakika önce televizyonda Engin Noyan'dan duydum, sıcağı sıcağına buraya taşıyorum.

Vaha'ya Panel5

"İnsan müslüman olunca solculuğundan bir şey kaybetmez, orada bir sorun yok; ama sağcılığı için aynı şeyi söyleyemeyiz, orada çok şey gider." (Engin Noyan)

Her görünüş, görmekteki niyetle perdeli...

(La; N. Bekiroğlu)
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7
Referans URL